20 Ekim 2019 Pazar

SON DAKİKA: NETFLİX'TEN ŞİFRESİNİ PAYLAŞANLARLA İLGİLİ AÇIKLAMA

Çevrimiçi dizi ve film platformu Netflix, şifre paylaşımını sınırlamak istediğini açıkladı. Independent Türkçe'de yer alan habere göre şifre paylaşımı konusu, bu hafta Netflix'in 2019 üçüncü çeyrek kazanç raporuna ilişkin video röportajında ele alındı.

Kullanıcılar hali hazırda tek bir oturumda birkaç görüntüleme profili ayarlayarak hesaplarını bir dereceye kadar paylaşabiliyorlar ama parola paylaşımı bu yaklaşımı başka bir düzeye taşıyor.
HEMEN DUYURULACAK "BÜYÜK BİR PLAN" YOK

Röportaj sırasında Netflix Ürün Yöneticisi Peters, "kullanıcı tabanının belirli bir bölümünü kaybetmeden" şirketin şifre paylaşımını nasıl ele almayı planladığına dair bir soruya şirketin hemen duyuracağı "büyük planları" olmadığını söyleyerek cevap verdi ve ekledi:


"Bunu gözlemlemeye devam ediyoruz yani duruma bakıyoruz. Tüketici dostu yöntemleri denerken, sınırları ne kadar zorlayabileceğimize de bir bakacağız."
MÜŞTERİLERİN YÜZDE 9'U ŞİFRESİNİ PAYLAŞIYOR

Şifre paylaşımı, online yayın endüstrisinde bir süredir gündemde olan bir konu. Araştırma şirketi Magid'e göre, Y Kuşağı'nın yüzde 35'i online yayın platformlarındaki şifrelerini paylaşıyor. Bu oran X Kuşağı için yüzde 19, Bebek Patlaması Kuşağı içinse yüzde 13.

Magid'in tahminlerine göre toplamda müşterilerin yüzde 9'u şifresini paylaşıyor. Bu oran ilk bakışta yüksek görünmese de milyonlarca dolar anlamına gelebilir.

Dev İngiliz markasının reklamları cinsel obje suçlaması ile yayından kaldırıldı

İngiliz kadın giyim markası Missguided'in bikini ve mayo reklamı, kadınları cinsel obje olarak gösterdiği gerekçesiyle yayından kaldırıldı.

Geçtiğimiz günlerde, İngiliz kadın giyim markası Missguided'in reklamları, cinsellik çağrıştırdığı ve kadınları nesneleştirdiği gerekçesiyle yayından kaldırılmıştı.

Missguided'den araştırma sonuçlarına yanıt gecikmedi. Marka sözcüsü, ''Web sitemiz bizden alışveriş yapmayı seven ve başkalarının ne düşündüğünden korkmayan genç kadınlara cazip gelen ürünleri yansıtıyor. Web sitemizi yapay zeka algoritması kullanarak değerlendirmiyoruz.'' açıklaması yaptı.



SON DAKİKA: MSB'DEN YENİ AÇIKLAMA

 Milli Savunma Bakanlığı, PKK/YPG'li teröristlerin Güvenli Gölge'den çıkışının yakından takip edildiğini bildirdi.
Barış Pınarı Harekatı'nın 9. gününde ABD ile anlaşmaya varılmış, terör örgütü PKK/YPG'lilerin güvenli bölgeden çıkması için 120 saat süre verilmişti. Milli Savunma Bakanlığı konuyla ilgili açıklama yaptı.
Bakanlığın açıklamasında, teröristlerin çekilmesinin yajından takip edildiğini vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
"Türk Silahlı Kuvvetleri, 17 Ekim 2019 tarihinde Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakat çerçevesinde, PKK/YPG teröristlerinin 120 saat içerisinde bölgeden çıkmasını yakından takip etmektedir. Bu kapsamda kesinlikle hiçbir engelleme yapılmadığı gibi emniyetle kullanılacak yolların bilgileri ABD'li askeri yetkililere eksiksiz iletilmiştir.
Kaldı ki bugün, çoğu ambulanslardan oluşan 39 araçlık bir konvoy, Rasulayn'a emniyetle giriş ve çıkış yapmış, yaralıların ve bazı kişilerin bölgeden emniyetle tahliyesi sağlanmıştır. Konuyla ilgili ABD askeri yetkilileri ile yakından koordine devam etmektedir."

NE OLMUŞTU?

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in başkanlığında ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin de bulunduğu ABD heyeti perşembe günü Suriye'de güvenli bölge kurulmasına ilişkin Türkiye ile mutabakata varmıştı.
Mutabakat kapsamında ABD'nin desteklediği YPG/PKK terör örgütünün ağır silahlarını teslim edip güvenli bölgeden çıkması için Barış Pınarı Harekatı 120 saatliğine askıya alındı.
Terör örgütünün 30 kilometre derinliğindeki güvenli bölge alanından çekilmesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin kontrolünde bölgede güvenli bölge icra edilecek ve Barış Pınarı Harekatı sonlandırılacak.
Güvenli bölgenin inşası ve icrası konusunda ilerleyen zamanlarda ABD ile iş birliği artırılacak.
ABD'nin, terör örgütü YPG/PKK'ya anlaşma kapsamında kabul ettiği şartları uygulatmadığı takdirde ise Barış Pınarı Harekatı'na devam edilecek.
Türkiye, ABD'nin YPG/PKK ve güvenli bölge konusunda sözlerini yerine getirmemesi üzerine 9 Ekim'de Fırat'ın doğusundaki terör örgütü unsurlarına karşı Barış Pınarı Harekatı'nı başlatmıştı.

19 Ekim 2019 Cumartesi

Elektronik Eşyalar Nasıl Temizlenir?


Elektronik eşyaların temizliği, ahşap ya da diğer materyallerden üretilmiş eşyaların temizliği ile aynı değildir. Çünkü herhangi bir temizlik malzemesi ya da temizlik bezi elektroniğin mekanizmasında ve yüzeyinde yüksek maliyetli zararlara neden olabilmektedir.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte evdeki elektronik eşyaların sayısı da giderek arttı. Cep telefonları, televizyonlar, bilgisayarlar, tabletler, beyaz eşyalar ve bu eşyaların kulaklık, mouse ve kumanda gibi yardımcı ürünler… Tüm bunların ev temizliğinde kullanılan deterjanlarla dezenfekte edilmesi elektronik devrelerin hasar almasına neden olabilmektedir. Temizlik özellikle köpükle ve bol suyla yapılmamalı, her cihaz için özel metotlar uygulanmalıdır.

Elektronik eşyaların temizliğinde lekesiz, berrak bir görüntü olması gerekir. İşte elektronik eşyalarınız ve sık sık kullandığınız elektronik eşya aksesuarlarınız için en doğru temizlik tüyoları:
Tozlu televizyonlar

Televizyonunuz ilk bakışta tozlanmamış gibi görünse de parmağınızı ekran üzerinde gezdirdiğinizde biriken toz miktarı sizi hayli şaşırtabilir. Çünkü televizyon ekranı oluşturduğu manyetik alan nedeniyle tozu adeta mıknatıs gibi çeker. Televizyon temizliğinde berrak ve lekesiz bir görüntü elde etmek için aşağıdaki yöntemleri uygulayabilirsiniz:
Öncelikle televizyonun fişini çekin.
Musluk suyu televizyon ekranında çizilmelere neden olabileceği için kaynamış ve oda ısısına gelmiş su kullanın. İçme suyu da kullanabilirsiniz.
Pamukçuk bırakmayan bir bez kullanın. Mikrofiber bu anlamda oldukça işinize yarayacaktır.
Bezi hafif nemlendirerek önce tv kasasını daha sonra ekranı silin ve son olarak kuru bir mikrofiber bezle kurulama yapın.

Televizyon temizliğini haftada en az 2 kez yapmanız cihazınızın ömrünü uzatır. Özellikle televizyonun arkasında kalan ulaşılması zor aparat giriş çıkışlarının ayda 1 kez kuru bir bezle, gerekirse elektrik süpürgesi düşük devirde çalıştırarak tozunu alabilirsiniz.
Tozlu ve lekeli bilgisayarlar

Tüm gün elinizin altında olan bilgisayarın ekranında ve tüm kasasında parmak izleri oluşur. Bilgisayar başında bir şeyler atıştırırken kırıntılar klavyede, tuşların arasında sıkışıp kalır. Yani bir bilgisayar kullanıcısının yapması gereken sadece lekeleri ve biriken toz zerreciklerini ortadan kaldırmak değil, cihazı iyi bir şekilde dezenfekte etmek olmalıdır. Ancak kesinlikle bilgisayar temizliğinde köpüklü ve deterjanlı bir dezenfekte yöntemi uygulanmamalıdır. Bilgisayarınızı hem parmak izlerinden kurtarmak hem de sağlıklı bir şekilde dezenfekte etmek için sırasıyla şunları yapabilirsiniz:
Bilgisayarın elektriğini kesin ve bilgisayarı kapatın.
Yarım çay bardağı elma sirkesini 2 su bardağı içme suyu ile karıştırın ve bezi bu suyla ıslatın.
Sirkeli bezle bilgisayar ekranını ve klavyeyi silin. Elektronik aksamın su ile temas etmemesini sağlayın.
Bilgisayarın tamamını iz yapmayan ve kalıntı bırakmayan bir bezle kurulayın.

Eğer bilgisayarınızın başında uzun saatler geçiriyorsanız cips ve kuruyemiş kırıntıları ile başınız dertte demektir. Klavyenizin tuşları arasına sıkışan kırıntıları yumuşak kıllı bir fırça ile temizleyebilirsiniz. Küçük çöpleri tuşlar arasından çıkarmanın bir diğer yolu da koparacağınız küçük bir banttır. Bandı klavye aralıklarına sokarak çöplerin banda yapışmasını sağlayabilirsiniz.
Cep telefonları bakteri taşıyor

Günümüzün vazgeçilmez teknolojisi cep telefonu ve tabletlerin sağlığımızı tehdit edecek derecede bakteri taşıdığını biliyor muydunuz? Gün içinde birkaç kez temas ettiğiniz madeni ve kağıt paralar, kapı kolları, toplu taşıma araçlarının tutamakları gibi nesneler fazlasıyla mikrop barındırdığından siz her ne kadar el temizliğinize dikkat etseniz de elinizden düşürmediğiniz cep telefonuz bu bakterilerle tanışmak zorunda kalıyor. Bu nedenle yüzünüzle temas eden, bazen de çocuğunuzun çizgi film izlediği cep telefonunuzun temizliğine özen göstermeniz gerekiyor. Cep telefonu ile ayın kaderi paylaşan tablet bilgisayarınızın temizliği için şunları mutlaka yapmanızı öneririz:
Cep telefonu ve tabletleri her gün sirkeli suyla nemlendirilmiş bezle silin.
Temizlikte mutlaka kaynamış ve soğutulmuş su ya da içme suyu kullanın.
Deterjanlar telefon ve tablet ekranındaki kaplamaya zarar verebilir. Partiküllü temizleyiciler yerine yumuşak bir köpüğe sahip beyaz sabun bu temizlikten olumlu sonuç almanızı sağlar.
Beyaz sabunu içe suyu ile seyrelterek sirke ilave edin. Bezi ıslatarak cep telefonu ve tabletinizi silin. Duru suyla tekrar silin ve iz yapmayan bir bezle kurulayın.
Ekranın lekesiz ve parlak olması için gözlük bezi temizliğinde kullanılan minik bezlerden tercih edebilirsiniz.
Elektronik eşyaların aksesuarlarını unutmayın

Cep telefonu kulaklığı, televizyon ve klima kumandası, mouse gibi sık kullanılan ve her an elinizin altında olan elektronik eşya aksesuarlarının da temizlenmesi gerekiyor. Ev içinde herkesin kullandığı, elden ele dolaşan eşyaların bakteri yuvası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kirleri sökmede etkili bir madde olan karbonat ve antibakteriyel özelliğe sahip sirke ve içme suyu ile hazırlanan bir karışım sayesinde kulaklık, kumanda, mouse gibi aksesuarlarınızı dezenfekte edebilirsiniz. Evinizdeki ve iş yerinizdeki bu tür aksesuarları temizlemek için; iz yapmayan mikrofiber bezi 1 çay kaşığı karbonat, yarım çay bardağı elma sirkesi ve 1 çay bardağı su ile hazırladığınız su karışımı ile ıslatarak güzelce silebilir ve kurulayabilirsiniz.

Hijyen konusunda ihtiyacınız olan tüm malzemeleri CarrefourSA’da bulabilirsiniz. Evinizin tasarrufu için pratik çözümler, nefis yemek tarifleri, sağlıklı bir hayat için bilmeniz gerekenler, güzellik ve bakım tüyoları, dekorasyon önerileri, hayatınızı kolaylaştıracak pratik fikirler ve püf noktalarını bloğumuzdan takip etmeye devam edin.

Evinizde Isı Tasarrufunun 7 Yöntemi

Evinizde Isı Tasarrufunun 7 Yöntemi
Kış ayları sizin için de faturaların alıp başını gittiği bir dönem mi demek? Evinizi ısıtmak için servet harcamak zorunda kalıyorsanız vereceğimiz tüyoları kesinlikle uygulamanızı tavsiye ederiz.

Kış soğukları başladı ve evinizin ısı tasarrufuna ihtiyacı var. Aksi halde artan yakıt faturanız diğer harcamalarla birleştiğinde bütçenizi zorlayabilir ve önemli harcamalarınızı kısmak zorunda kalabilirsiniz. Oysa birkaç basit malzeme ve püf noktası ile ısı tasarrufu sağlayabilir ve evinizde soğuk kış günlerinde sıcacık bir atmosfer sağlayabilirsiniz. Isı tasarrufunda baloncuklu naylonlar, çatı bakımı, radyatör bakımı, eşyaların doğru konumlandırılması gibi önemli bilgileri bu yazımızda bulabilirsiniz.
Isıtan baloncuklar



Hani kırılacak bir eşyayı zarar görmeden taşımak için etrafına sardığımız, işimiz bittiğinde de baloncuklarını patlatıp stres atmaya bayıldığımız naylonlar vardır… işte o balonlu naylonlar evinizde kendi kendinize ısı yalıtımı sağlamanız için bire birdir. Pencerelerinizin iç kısımlarını boydan boya bu naylonlarla kaplamak evinizin ısısında büyük fark yaratacaktır. Görüntü açısından çok iddialı olmadığını biliyoruz. Ancak ısıyı evinizde tutmak dışarıdaki soğuğa da engel olmak istiyorsanız en azından çok göz önünde olmayan pencerelerinizi kaplayabilirsiniz. Sonbaharda yapıştırıp ilk bahara kadar çıkarmayabilirsiniz. Bu naylonu cama yapıştırmak için tek ihtiyacınız olan ise sprey şeklince cama biraz su sıkmak. Ardından balonlu naylonu hemen yapıştırıp biraz baskı uygularsanız hemen yapıştığını göreceksiniz.
Çatı kontrolü

Yağışlar ve soğuk havalar yaklaşırken yaptırılması gereken çatı kontrolü birçok kişi tarafından ya ihmal edilir ya da maliyet düşünülerek atlanır. Oysa çatınızı kontrol ettirmeniz sizi daha sonra olabilecek daha büyük maliyetlerden kurtarabilir. Çatının evin ısısını olumsuz etkilemesi için tavandan su damlaması gerekmez. Bakımı yapılmamış bir çatı tavanınızın devamlı nemli kalmasına sebep olabilir. Bu nem evin ısını etkilediği gibi rutubet sonucu küflenmeye kadar etkili olabilir. Bu da sadece bir ısınma problemi olmaz. Aynı zamanda bir sağlık problemine dönüşür
Radyatör vanası desteği



Termostatik özellikli radyatör vanaları biraz maliyetli olduğundan ısıdan tasarruf etmede geri planda kalabiliyor. Oysa ilk seferde vereceğiniz o para sizi uzun dönemde çok büyük maliyetlerden kurtarabilir. Isıda verimliliği arttırmak için ayrıca radyatörlerin arkasını ısıyı yansıtması için alüminyum ile kaplayabilir, radyatörlerin üstünü ve önünü ise herhangi bir şey ile kapatmayarak ısı dengesine katkıda bulunabilirsiniz.

Isı tasarrufunda kalorifer peteklerinin temizliği de önemli bir faktördür. Kalorifer petekleri nasıl temizlenir? merak ediyorsanız ev dekorasyonundan giysi dolaplarına kadar önemli püf noktalarını A’dan Z’ye Kışa Hazırlık Tüyoları blog yazımızdan öğrenebilirsiniz.
Soğuk havaya engel

Pencerenizin önünü kaplamanız bazen yeterli olmayabilir. Kapı ve pencerelerin açılıp kapanma yerlerinde zamanla aşınmalar meydana gelir ve bu aşınma içe soğuk havanın girmesine sebep olur. Bunun önüne geçmek için kapı ve pencerelerin çevrelerini sünger şeritlerle kaplayın. Bu süngerleri uygun fiyata istediğiniz ölçüde topluca alabilirsiniz. Oda ısısında büyük fark olduğunu göreceksiniz.
Boşluklara yama



Duvar veya pencere kenarlarında zamanla meydana gelebilecek çatlamış bölgeler de dışarıdan hava girmesine sebep olabilir. Bu bölgelerden kurtulmak için tüm duvara tadilat gerekmez elbette. Böyle çatlaklar için özel hazırlanmış yapı dolgu malzemeleri en azından bir kış için sizi idare edecektir. Bu malzemeler de yine oldukça uygun fiyatlara alınabilir.
Kapı altlarındaki boşluğa dikkat

Kapıların altındaki boşluklar odalar arası hava akımına aracı olurlar. Bu sebeple eğer evinizde kullanmadığınız için peteğini kapalı tuttuğunuz bir odanız varsa o odanın kapı altındaki boşluğu mutlaka kapatmalısınız. Üstelik bunu gayet dekoratif bir görüntü elde ederek de yapabilirsiniz. Kapı eni uzunluğunda keseceğiniz bir kumaşı rulo olacak şekilde dikip, içini elyaf gibi bir malzemeyle doldurduktan sonra ağzını kapatabilirsiniz. İsterseniz kendi yaptığınız bu hava engelinin üzerine de çeşitli desenler yapabilirsiniz.
Kendinizi ısıtın



Tüm önlemleri alıp evinizde ısı tasarrufunu sağladığınız halde önce kendinizi sıcak tutmanız gerektiğini unutmayın. Sonuçta kış mevsimindeyiz evde kısa kollularla gezmek zorunda olmadığınızı biliyorsunuz. Evde ortalama bir sıcaklık elde ettikten sonra zaman zaman üşürseniz sıcak içecekler için, kalın ve yünlü kıyafetler giyin, ayaklarınızı kışlık patiklerden çıkarmayın. Ayrıca sıcak su torbalarının kış mevsimi boyunca iyi birer arkadaş olabileceğini hatırlayın.

Kış boyunca ısı tasarrufundan beslenme alışkanlığına kadar ihtiyacınız olan önemli bilgileri bloğumuzdan takip etmeye devam edin.

Ev İşlerinde Hayatı Kolaylaştıran 33 Püf Noktası


Sirke ile ahşap temizliği, limon ile fincandaki çay lekesini çıkarma, gazete kağıdı ile ızgara teli temizliği gibi püf noktaları ve ev işlerini kolaylaştıran öneriler…

Hayatın yoğun temposunda sevdiklerinize daha çok vakit ayırmak, mutfakta harikalar yaratmak, alışveriş yapmak, sosyal aktivitelere katılmak için zaman bulabilmeniz için ev işlerinde pratik püf noktalarını öğrenmelisiniz. Ev temizliğinde ve ütü, dağınık toplama gibi diğer ev işlerinde aile üyelerinden de yardım isteyebilir, böylece hem birlikte paylaşım yapar hem de iş yükünüzü azaltırsınız.

Temiz ve pırıl pırıl parkeler, parlayan camlar, hijyenik bir banyo elde etmenin yollarını paylaştığımız bu yazımızda evin her alanında hayatınızı kolaylaştıracak 33 önemli püf noktasını bulabilirsiniz.
Ev temizliğine dair basit ipuçları
Zeminin pırıl pırıl ve lekesiz olması için suya bir miktar sirke ilave edin.
Kumaştaki ve zemindeki vişne suyu, mürekkep lekesi, oje gibi inatçı lekeleri çıkarmak için lekenin üzerine saç spreyi sıkın, kurumasını bekleyin ve ardından nemli bezle silin. Saç spreyi leke çıkarmada oldukça etkilidir.
Banyo aynasını tıraş köpüğü ile silerseniz, duş sırasında ayna buhar yapmaz.
Ahşap yüzeylerdeki çizgileri ortadan kaldırmak için yüzeyi zeytinyağı ve sirke karışımı ile silin.
Pencere camlarını pırıl pırıl yapmak için temizlik suyuna bir tutam tuz atın.
Fincanlardaki kahve ve çay lekesinden kurtulmak için limon kabuğuna bir tutam tuz dökün ve lekeleri silin.
Açık renk bir halıdaki çay ve kahve lekelerini çıkarmak için lekenin üzerini hafifçe nemlendirin ve çay kaşığının ucuyla karbonat dökün. En az yarım saat bekledikten sonra halıyı silin. Lekeler kaybolacak.
Ocak, çaydanlık, musluk ve bıçak kurutulmuş limon kabuğu ile ovulduğunda pırıl pırıl olur.
Saç kurutma makinesini etiket üzerine tutarsanız etiket kolayca çıkacaktır.
Yapışkanlı etiket lekelerini bir miktar sıvı yağ ile ovalayarak çıkarabilirsiniz.
Tül ve perdelerin bembeyaz olması için deterjan ile birlikte 1 yemek kaşığı toz şeker ilave edin.
Izgara telini temizlemek için sıcak ızgara telini nemli bir gazete kağıdına sarın ve bekleyin. Tel üzerindeki artıklar kendiliğinden düşecek.
Cam eşyalar kırıldığında etrafa saçılan küçük cam parçalarını temizlemenin en kolay yolu ıslak bir kağıt havlu ya da pamuk parçasıyla silmektir.
Giysilerin tertemiz kokması için gardıroba küçük keselerde sabun koyun ve en az 6 saat dolap kapağını açmayın. Giysileriniz mis gibi sabun kokacak.
Çaydanlık ve kettle içindeki kireç lekelerini yok etmek için hazneyi suyla doldurun ve 1 yemek kaşığı limon tuzu ilave edin. Su kaynadıktan sonra suyu dökün ve temiz su ile durulayın. Kireç tabakası yok olacak.
Buzdolabında kötü koku oluşmasını önlemek için buzdolabının bir köşesinde küçük bir çay tabağına karbonat koyun.
Tencere ve tavaların yanmış tabanlarını tuz ve sirke ovun.
Kireçli duş başlığını sirke ile doldurulmuş bir buzdolabı poşetinde bir gece bekletin. Ertesi gün kireçlerin çözüldüğünü göreceksiniz.
Mikrodalga fırını temizlemek için bir kase suya bir limonun suyunu ilave edin, limon kabuklarını fırının içine atın ve su kaynayana kadar çalıştırın. Fırının kapağını açın ve ıslak bezle silin. Mikrodalga fırınınız temiz ve pırıl pırıl olacak.
Lekesiz musluk temizliği için muslukları naylon çorap ile ovun.
Dibi tutan tencerelerin dibini kapatacak kadar tuzlu su ile doldurun ve suyu kaynatın. Tencerenin temizliği daha kolay olacak.
Ütü tabanındaki kireci temizlemek için ütüyü düşük ısıda çalıştırın ve bol miktarda sofra tuzu üzerinde gezdirin. Ütü tabanı hem kireçten kurtulacak hem de pırıl pırıl olacak.
Beyaz renkli mermer tezgah ve zeminleri beyazlatmanın en kolay yolu bol tuzlu limon suyu ile silmektir.
Matlaşan kristal bardaklar ve cam eşyalar sirkeli su ile durulanırsa ışıl ışıl parlar.
Ev işlerine dair basit ipuçları
Temizliğin daha çabuk bitmesi için öncelikle evdeki dağınıkları toparlayın, toz almanızı engelleyecek eşyaları yerine kaldırın.
Akşam yemeğinden sonra mutfağınızdaki bulaşıkları yıkayıp kaldırırsanız, ertesi gün iş dönüşünde mutfağınızı toplamak zorunda kalmazsınız.
Yemek hazırlığında bulaşıkları bulaşık makinesine kaldırın, böylece daha az dağınıkla daha sakin bir yemek hazırlığı yaparsınız. Üstelik yemekten sonra mutfak işi de yarı yarıya azalmış olur.
Mutfakta elinizin altında mutlaka kağıt havlu, tek kullanımlık ıslak mutfak bezi gibi kullan at ürünler olsun.
Tek kullanımlık temizlik mendilleri ile lavabo, duş teknesi, klozet temizliğini hızlı ve pratik bir şekilde tamamlayabilirsiniz.
Banyodaki temizlik işlerinin kolayca bitmesi için kişisel bakım ürünlerini tek tek dizmek yerine bir sepete doldurmak işinizi kolaylaştırır.
Yatak odasında kıyafet dağınıklığının önüne geçmek için çıkarttığınız kıyafetleri yerine koyun ya da kirli sepetine atın.
Uzun aralıklarla genel ev temizliği yapmak yerine haftalık kısa temizlikler yapmayı tercih edin. Böylece ev işleri gözünüzde büyümez ve daha az yorulursunuz. Temizlik için haftanın aynı gününü belirlemeniz, diğer ev işlerini ve sosyal aktivitelerinizi planlamanızı kolaylaştırır.
Ütü ile zor açılan kumaşları ütü yapmayı kolaylaştıran ütü spreyleri ile daha rahat ütülersiniz.

Çiçek Bakımı Nasıl Yapılır?


İlkbahar geldi çattı. Güneş gözlerimizi kamaştırıyor, ağaçlarda çiçekler açıyor, toprak uyanıyor ve doğa yeşil örtüsüne bürünüyor. O halde bahçenizdeki ve balkonunuzdaki çiçekleriniz için bakım zamanı da gelmiş demektir.

Bahçenizde ve balkonunuzun en keyifli köşesinde rengarenk çiçekler için zaman geldi. Çünkü bahar geldi. İlkbaharın içimizi ısıtmaya başladığı, güneşin pırıl pırıl parladığı şu günlerde bahçeniz ve saksı bitkileriniz için bakım yapmanın tam da zamanı. Kış boyunca çöken ve sertleşen toprağı havalandırmak, bitkilere besin takviyesi yapmak, yıpranan ve rengi solan saksıları yenilemek, saksılara toprak takviyesi yapmak, budama yapmak ve doğru zamanda doğru çiçekleri ekmek için önerilerimizi inceleyin. Bahçe alışverişinden önce çiçek ekim takviminiz, orkide bakımı ve gül bakımı hakkında bilmeniz gerekenleri sizin için derledik.


Çiçek ekim takvimi

Hangi çiçek ne zaman ekilir hiç merak ettiniz mi? Karanfil, gül, lavanta, hercai menekşe, begonya, mine ve daha fazla çiçek türü için uygun ekim zamanını bilmeniz çiçeklerinizin bakımını daha kolay yapmanızı sağlar.

Ocak: Karanfil, Cezayir Menekşesi, Hercai Menekşe, Begonya

*Ocak ayının çiçekleri gölge alanlarda bakılmalıdır.

Şubat: Menekşe, Şebboy

*Şubat ayında çiçek vermeyi kesen bitkiler ve gül fidanları budanmalıdır.

Mart: Papatya, Fulya, Kadife Çiçeği, Peygamber Çiçeği, Hüsnüyusuf, Itırşahi, Lavanta, Gül

*Mart ayında bahçe çöpü kaldırılmalı, saksılardaki toprak yenilenmeli ve beslenmelidir. Mart ayının çiçekleri bol güneş ışığı isteyen çiçeklerdir. Mart ayında ekeceğiniz çiçekler aynı zamanda yaz mevsiminde açan çiçekleridir.

Nisan: Petunya, Mine Çiçeği, Ateş Çiçeği, Begonya, Gündüz Sefası

*Nisan ayında narin çiçeklerin ekili olduğu saksıların üzerine gölgelik yapılmalıdır. Şeffaf muşamba bu iş için oldukça uygundur.

Mayıs: İnci Çiçeği (Müge)

*Mayıs ayından itibaren bitkiler artık aşırı güneşli saatlerde sulanmamalıdır.
*Haziran ve Temmuz aylarında gübreleme işlemleri yapılmalıdır.

Ağustos: Glayöl

*Ağustos ayında çimler her gün sulanmalı, haftada bir kez kesilmelidir.

Eylül: Yıldızpat

*Eylül ayında yaz bitkilerinin yaprakları ve kuru dalları budanmalıdır. Toprak bolca sulanmalıdır.

Ekim: Aynısefa

*Ekim ayında toprakta belleme, çapalama yapılmalı, saksı toprağı havalandırılmalıdır. Gübreleme unutulmamalıdır.

Kasım: Kasımpatı (Krizantem)

*Kasım ayında toprak kışa hazırlanmalı, yabani otlar temizlenmelidir.

Aralık: Nergis

*Aralık ayında çiçeklerde yeni sürgünler varsa budama yapılmalıdır.
Doğru çiçek bakımı nasıl olur?

Her çiçeğin su, güneş ışığı, besin ihtiyacı farklıdır. Bunun için bahçe ve balkonda bitkilere uygun alanlar oluşturulmalı, bitkilerin su ihtiyacı takip edilmelidir.
Soğuk havalarda saksılardaki ve bahçelerdeki bitkiler sulanmamalıdır. Kış aylarında sıcaklık 10 dereceyse ve kuru bir hava hakimse az miktarda sulama yapabilirsiniz.
Kış mevsiminin son aylarında balkon ve bahçe düzenlenmeli, bahçe aletleri temin edilmelidir. Böylece bahar aylarında eksiksiz bir şekilde çiçek bakımı yapabilirsiniz.
Sonbaharda ya da kış mevsiminde tohumdan yetiştirdiğiniz çiçekleri Mart ayında toprağa ekebilirsiniz.
Günlerin kurak geçtiği yaz aylarında gölgedeki çiçekler dahil olmak üzere tüm bitkiler öğle sıcağından sonra sulanmalıdır. Bu dönemde sulama suyu aşırı soğuk ya da aşırı sıcak olmamalı, bitkilerin yaprakları da ıslatılmalıdır.
Güneşi seven çiçekleri yaz aylarında şemsiye, tente ile korumak gerekir.
Çiçekleri, yaprak biti gibi asalaklardan korumak ve oluşan asalakların diğer bitkilere geçmemesi için için bitki besini kullanmalı, düzenli gübreleme yapılmalıdır.
Ağustos ayında çim ekilecek alan toprağı hazırlanmalıdır. ,
Bitkinin çiçek açma dönemi geldiyse budama yapılmalı, yapraklar 5-6 günde bir ıslatılmalı, haftada en az dört kez kökten sulama yapılmalı ve çiçekli bitkilere özel bitki besini kullanılmalıdır.
Saksıların altında fazla suyun çıkışını sağlayan delikler olmalıdır. Aksi takdirde toprak devamlı nemli kalır ve çürümeler meydana gelir.


Gül bakımı

Gül saksıya ekilecekse toprak saksıya ekilmelidir. Bahar ve yaz döneminde güllere iki günde bir defa 1 çay bardağı su verilmelidir. Bahçedeki güllerin toprağı aşırı kuru yada aşırı ıslak olmamalıdır. Toprak nemi kontrol edilerek sulama yapılmalıdır.
Orkide bakımı

Orkide, yaşam alanlarını renklendiren hassas bir bitkidir. Doğru bakım yöntemlerini uyguladığınızda orkide çiçek verir ve orkidenin ömrü uzar. Sarı, beyaz, fuşya, pembe renklerde olabilen orkide için orkide torfu tercih etmeniz gerekir. Orkide torfunda; odun kömürü kırıntıları, sphagnum yosunu, perlit, pomza, eğrelti otu, ağaç kabuğu, hindistan cevizi lifleri, ezilmiş şişe mantarı, köpük yer almaktadır. Ayrıca orkide toprağının ışık alması da gerekir. Orkide saksıları işte bu yüzden şeffaftır.

Orkide bakımında bir diğer önemli aksesuarınız ise orkide çubuğu. Bu aparat, çiçek vermek için büyüyen orkidenin destekli durabilmesini ve çiçek dalının kırılmadan sağlıklı bir şekilde uzamasını sağlar.
Orkide nasıl sulanır?

Orkide sularken toprağın tamamen ıslatılması gerekir. El sulağı ile yukarıdan bolca sulama yaptıktan sonra, suyun tamamen süzülmesi beklenmelidir. Sulama bittikten sonra saksının altında su birikintisi olmamalıdır.
Orkidenin doğru sulama zamanı

Orkidenin doğru sulama zamanını anlamak için saksıyı elinizle tartın. Eğer saksı suya doygunsa henüz sulama zamanı gelmemiş demektir. Saksı hafifse ve toprak susuz görünüyorsa sulama yapabilirsiniz.

Bilinçli Tüketicilerin İhtiyacı Olan Yaratıcı Fikirler


Tuvalet kağıdı rulolarını, eski kazakları, artan sabunları değerlendirmenin yolları ve daha fazlası…Ürün ambalajları ile yapabileceğiniz, evde oldukça işinize yarayacak pratik fikirlere ihtiyacınız varsa bu yazımız ilginizi çekecek.

Hiç kimsenin evinde olmayan dekoratif objelere sahip olmak istiyorsanız yaratıcı fikirlere ihtiyacınız var demektir. Dekoratif sabunlar, renkli ışıklandırmalar, yepyeni abajurlar, örgü telefon kılıfları ve çantalar, çocuklarınız için eğlenceli oyuncaklar yapabilmek için ambalajları çöpe atmadan yaratıcılığınızla yeni objeler yapabilirsiniz. Üstelik tüm bunları çocuklarınızla birlikte hayata geçirirseniz ruhsal yönden güçlü, paylaşımcı ve iletişim yönü kuvvetli çocuklar yetiştirirsiniz. Evde pratik tasarımlar yaparak;
Boş zamanlarınızı değerlendirirsiniz
Geri dönüşüme katkı sağlarsınız
Tasarruf yaparsınız
Çocuklarınızla iletişiminizi ilerletirsiniz
Çocuğunuzun el becerisinin gelişmesine katkıda bulunursunuz
Hayatınıza renk katarsınız

Evinizde hayata geçirebileceğiniz ve sosyal etkinliğe dönüştüreceğiniz pratik fikirler için aşağıdaki örneklerimizi deneyebilir ve kullanışlı ürünler tasarlayabilirsiniz.
Çiçek ekin

Çiçeklerle, toprakla ilgilenmek stresinizi ve yorgunluğunuzu üzerinizden alır. Üstelik tohumlarını ektiğiniz, suladığınız, güneş ışığı alsın diye çabaladığınız çiçeklerin büyüyerek açtığını görmek sizi mutlu eder. Çocuklarınızla birlikte rengarenk saksılara ektiğiniz çiçekleri, birlikte evinizin istediğiniz bir köşesine yerleştirebilir, dilerseniz sevdiklerinize hediye edebilirsiniz.


Yaratıcı fikirler

Ambalaj atıkları arasında ilk sırada yer alan süt ve meyve suyu kutularından kalemlik, cüzdan, hediye kutusu, takı kutusu, kumbara, oyuncak araba yapabilirsiniz. Hayal gücünüzün sınırlarını zorlamaya hazırsanız hemen başlayalım:
Yumurta kabuklarından bitkileriniz için eğlenceli dekorasyonlara imza atabilirsiniz.
Yuvarlak kapaklı meyve suyu ve süt kutularını istediğiniz boyutlarda keserek yeni formlar kazandırın ve kenarlarından yapıştırın. Boyayın ya da renkli kağıtlarla kaplayın. Minik kutuları kumbara, cüzdan, yüzük kutusu olarak değerlendirebilirsiniz.
Eski çorapları astarlayarak telefon kılıfları yapabilirsiniz.
Yılbaşı için aldığınız led ışıkları kağıt kek kalıpları ile rengarenk dekoratif bir aydınlatmaya dönüştürebilirsiniz.
Ev, dosya dolabı, araba derken anahtarlığınız kalabalık bir hal aldıysa, ayırt etmekte zorlandığınız anahtarlarınızı simli ojelerle boyayabilirsiniz.
Atmaya kıyamadığınız cam şişeleri bir miktar yapıştırıcı, renkli ipler, boncuklar ile yepyeni bir abajura dönüştürebilirsiniz.
Eski kazakları kaba dikişlerle birleştirerek tv battaniyesi, koltuk şalı tasarlayabilirsiniz.
Eski kazaklar ile çocuklarınıza bez bebekler yapabilirsiniz. Eski yastık kılıflarını astar olarak kullanın ve düğmelerle gözler dikin. Birkaç parça yün de bez bebeğin saçları olsun.
Süt kutularını, tuvalet kağıdı rulolarını eski bir amerikan servisin üzerine yerleştirerek çalışma masanız için kullanışlı bir düzenleyici yapabilirsiniz.
Pet su şişelerini saksıya dönüştürebilirsiniz.
Çocuğunuz bir araba resmi yapsın, siz de o arabayı süt kutuları ile yapın. Pet şişe kapaklarını arabanın tekerlekleri olarak kullanabilirsiniz.
Plastik saksıları, yaz tatilinde çocuklarınızla birlikte topladığınız midye kabukları ile süsleyebilirsiniz.
Tuvalet kağıdı rulolarını karton bir kutu içine dizerek çocuğunuzun çalışma masasına boya kalemlerini koyabileceği büyük bir kalemlik tasarlayabilirsiniz.


Artan sabunları benmari usulü erittikten sonra küçük silikon kek kalıplarına doldurun. Soğumalarını bekledikten sonra kalıptan çıkarın. Banyonuzun dekoratif sabunları hazır. Dilerseniz lavanta taneleri, limon, vanilya, lavanta esansı kullanabilirsiniz.
Mis kokulu sabunlarınızı eski kazak ve çoraplardan kestiğiniz parçalarla kaplayabilirsiniz.
Eski kot pantolonlardan yeni çantalar dikebilirsiniz. Pantolon ceplerine çıt çıt dikerek telefonunuz için özel bir göz tasarlayabilirsiniz.

Size önerdiğimiz yaratıcı fikirleri hayata geçirmek için hemen ailenizi organize edin ve birlikte masa başında yerinizi alın. Bu aktivite saatinde özellikle çocuklarınızın fikirlerine önem verin ve onların el becerilerini geliştirmesine imkan sağlayın. Ancak etkinlik sırasında çocuklarınızın kesici aletlerden zarar görmemesine dikkat edin. Daha fazla pratik bilgi ve eğlenceli vakit geçirmenize yarayacak tüyolar için bloğumuzu takip etmeye devam edin.

Evinizin Havasını Temiz Tutmanın Yolları


Ev ortamında sağlıklı bir hava dolaşımı olması için yapmanız gerekenler, evin temiz kokması için hazırlayabileceğiniz ev yapımı oda kokusu önerileri ve daha fazlası blog yazımızda.

Evin havasını temizlemek sadece pencere açmaktan ibaret değildir. Özellikle kış mevsimi gibi camların kapalı kaldığı, havalandırmanın daha kısıtlı yapıldığı dönemlerde evdeki havanın sık sık tazelenmesi gerekir. Evin gereğinden fazla nemli ve sıcak olması, alerjen canlıların rahat yaşayabilmesine olanak sağlar. İdeal ev havasında en fazla %50 nem oranı, sıcaklık maksimum 23 derece olmalıdır. Evdeki nem miktarı arttıkça mantar ve küf oluşumu başlar ve bu hava hastalıklara neden olur. Ev içindeki toksinleri uzaklaştırmak için evin tüm bölümlerini düzenli ve doğru şekilde havalandırmak, hatta evde havayı temizleyen bitkiler bulundurmak gerekir. Evdeki hava kalitesini artırmanın yollarına yer verdiğimiz bu yazımızdan emin olun bugüne kadar uyguladıklarınızdan çok farklı püf noktaları öğreneceksiniz.
Kapalı ortamlarda sağlıklı hava girişi nasıl sağlanır?

Hava ister sıcak ister soğuk olsun evinizi düzenli olarak havalandırmalı, evin tüm bölümlerine temiz hava girişi sağlamalısınız. Klimanızın hava temizleme modu açık olsa da eviniz kalorifer ile ısınmış olsa da ya da sıcak yaz günlerinde evinizi klima ile serinletmiş olsanız da evde temiz hava dolaşımı yapmalısınız. Bunun için yapmanız gerekenler;
Tüm camları açın ve oda kapıları önüne kapı stoperi koyun. Bu şekilde kışın 2 saatte bir 15 dakika, yazın 30 dakika havalandırın.
Evi havalandırmadan önce pratik bir elektrikli süpürge ile ortalığı süpürün. Çünkü evdeki hava akımı, tozların havaya karışmasına neden olur. Tozlar, alerjik sorunlara neden olabilmektedir.
Ev içinde çamaşır kurutmayın.
Kaliteli hava girişi için pencere önünde kalın perde olmamasına dikkat edin.
Özellikle kış mevsiminde evi havalandırırken cereyanda kalıp hasta olmayın.

Öneri: Ev havasını temizlemek, alerjenlerden uzaklaşmak için filtreli klimalardan kullanın.
Mutfak nasıl havalandırılır?

Yemek kokusu ve buhar nedeniyle evin en havasız bölümü mutfaktır. Mutfak havalandırmasında ocak üstü fan, aspiratör ya da davlumbaz kullanarak ve pencere açılarak mutfağa temiz hava girişi sağlanmalıdır. Mutfak havalandırması beraberinde ev kazaları da getirebilmektedir. Örneğin; ocak ve pencere birbirine çok yakınsa rüzgar nedeniyle ocak sönebilir ve gaz zehirlenmeleri meydana gelebilir ya da pencerede hareketli tül varsa rüzgar nedeniyle tül hızlı bir şekilde alev alabilir. Eğer mutfağınızı havalandırmanız gerekiyorsa yemeğinizi pişirdikten sonra havalandırma yapmalı, tülü çekerek önlem almalı ve mutfaktan uzaklaşmamalısınız.

Püf noktası: Mutfağınızı ne kadar sık havalandırırsanız buhar nedeniyle mutfak dolapları ve fayanslarınızda oluşan lekelerin oluşumu da azalır.
Banyo nasıl havalandırılır?

Banyo küçük bir alan ve sıcak su nedeniyle banyoda yoğun bir buhar oluşur. Banyo kapısı açıldığında ise oluşan buhar eve dağılır ve evin havasında ciddi bir nem artışı meydana gelir. Bu buharın çıkışı sağlanmadığında ise tavan boyalarında kabarmalar meydana gelebileceği gibi evde rutubet de başlayabilir. Rutubet ise özellikle çocuklarda bronşların dolması ve astım hastalığının başlangıcına kadar zararlı etkilere neden olabilir. Banyonun havalandırılması için şunları yapmak gerekir:
Banyoda menfez olmalıdır ve havalandırmak için açık konuma getirilmelidir. Menfeze pratik sinekliklerden takarsanız evinize haşerelerin girmesini önlemiş olursunuz.
Banyoya yakın bir odanın camı açılarak buhar çıkışı ve temiz hava girişi sağlanmalıdır. Havalandırma 30 dakika kadar sürmelidir.
Bazı evlerde su giderlerinden kötü koku gelebilir ve banyo kapısı açıksa bu koku tüm eve yayılabilir. Banyodaki giderlere dekoratif gider kapaklarından koyarsanız bunu önlemiş olursunuz.
Elektrikli tuvalet fanı ile banyonuzdaki havayı daha hızlı temizleyebilirsiniz.
Doğal ev kokusu önerileri

Evinizin nasıl kokmasını istersiniz? İlkbahar havası mı esmeli? Yoksa meyve kokuları mı olmalı? Bu anlamda farklı aromalarda kokular yayan, otomatik zamanlayıcılı oda kokuları tercih edebilirsiniz. Dilerseniz evinizi havalandırdıktan sonra içinizi ferahlatacak oda kokusunu kendiniz hazırlayabilirsiniz:
3 su bardağı suya 2 adet defne yaprağı, bir tutam adaçayı, bir elmanın kabuğu, 4-5 diş karanfil ve 1 adet çubuk tarçın koyup kaynatın. Kaynattığınızda eviniz mis gibi kokacak. Hazırladığınız karışımı süzerek sprey şişeye doldurabilir ve dilediğiniz zaman evinize sıkabilirsiniz.
Balık pişirdiğinizde, kızartma yaptığınızda, evinizi havalandırdıktan sonra yarım portakalın kabuğu ve 1 limonun kabuğu, 2 diş karanfil, 1 çay kaşığı lavanta yağı ve bir tutam kuru naneyi kaynayan suya atın. Kısık ateşte ocakta bırakın. Evinizdeki kötü kokulardan eser kalmayacak.
Evin havasını temizleyen bitkiler

Paşa kılıcı olarak da bilinen kılıç çiçeği, salon sarmaşığı ve areka palmiyesi gibi bol oksijen veren ve toksinleri absorbe eden salon çiçekleri evin havasının temizlenmesinde etkilidir. Salonunuzun bir köşesinde bu bitkilere yer verebilirsiniz.

Herkes Parasını Bankadan Çekerse Ne Olur?


kaynak:  https://seyler.eksisozluk.com/herkes-parasini-bankadan-cekerse-ne-olur

bankalar size istediğinizde paranızı geri vermekle yükümlüdür

burada sorun sizin çektiğiniz paranın ne statüde olduğudur. yani vadesiz hesapta duran parayı zaten çekebilirsiniz. banka açısından tek sorun nakit bulmaktır ve çok sıkışırsa merkez bankası'ndan nakit temin eder. sonuçta kağıt bu. mb'ye rakam ya da kağıt devreder, karşılığında kağıt para alır ve size verir.
eğer vadeli hesaptaki paranız çekecekseniz de durum aynıdır aslında ama bu durumda banka başkalarına kredi olarak verdiği paranızdan olacağı için sorun daha büyüktür. banka (eğer mümkünse) kendi özkaynakları ile bunu karşılar ki bankaların belli bir miktar özkaynak ve hazırda nakit bulundurma zorunluluğu vardır. bankaların sağlık ölçeklerinden biri kredi/özkaynak oranıdır. yani adam başkasına sattığı paranın belli bir oranını elinde hazır bulundurmalıdır ki istendiğinde geri verebilsin. iç yüzü biraz daha karışık aslında çünkü bu hazır para esasında bir tür kağıt (hazine bonosu vb) olarak da durabiliyor. yani banka onları yine devlete ya da mb'ye verip para alabilir.

esas sorun tüm bankacılık sistemine emanet paranın tamamına yakınının çekilmesinin istenmesidir

ki bu durum, abd'de büyük buhran öncesinde olan olaylardandır ve çok nadirdir. böyle bir durumda zaten ya savaş ya da çok büyük ulusal afet vb olmuş olmalıdır yani sistemin genelinde sorun vardır. yine de olduğunu varsayarsak bankalar zaten devlet kontrolüne geçer, devlet paranızı gerekirse basar verir ama artık o durumda o parayı tuvalet kağıdı olarak mı kullanırsınız, yakar da ellerinizi mi ısıtırsınız siz bilirsiniz.
normalde kesirli bankacılık sistemi sonucu verilen krediler her zaman toplanan paradan büyük olduğu için aslında çekilen para tek başına sorun değildir. bankalar açısından esas sorun verdikleri kredilerin geri gelmemesidir. yani onlar para bulamazsa sorun daha büyük. yoksa çok zora düşen bir banka bddk yönetimine geçer ve devlet zaten mevduata verdiği destek gereği paranızın belli bir miktarını size hemen verir. üzerindeki kısım ise insafa kalmıştır. birden çok banka bu duruma düşerse yine devlet para bulur, yaratır verir.
kesirli sistem bankaya yatırılan 1 birim paranın şu an da 7-8 kat kadar fazlasının krediye dönüştürülmesine izin vermekte. yani siz 100.000 tl yatırdığınızda banka bunu 700.000-800.000 tl'ye kadar krediye dönüştürebilir. siz paranızı isterseniz tek sorun nakit bulmasıdır ve devletten temin eder. ama o 700-800.000 gelmezse işler sarpa sarar, banka (yeterli özkaynağı yoksa) elden gider.

Kredi olayını detaylandıralım

herkesin parasını bankadan çekmesi, kısmi rezerv bankacılığı yüzünden asla izin verilmeyecek eylemdir.
nedir kısmi rezerv bankacılığı? diyelim ki bir insan 100 tl'sini bir bankaya yatırdı. merkez bankasının oranını belirlediği zorunlu karşılık %10 dersek, ki genelde daha düşüktür, banka müşterisinin kendisine yatırdığı paranın %90'ını kredi olarak verebilir.
90 tl krediyi alan vatandaş da parayı gidip başka bir bankaya yatırsa yine aynı işlem tekrarlanacak. 90 tl'nin %10'u 9 tl merkez bankasına gidecek, kalan 81 tl kredi olacak.
böyle böyle merkez bankasının yaptığı para miktarının defalarca katı para meydana gelmiş olacak.
mesela ortada 100 tl varken, toplam borç 1000 tl olacak. sıra borçları ödemeye geldiğinde borçlar ödenemeyecek, panik başlayacak, herkes parasını çekmeye bankalara hücum edecek. fakat o kadar para yok.

o zaman ne olacak?

hepimize siktir çekecekler. herkesin parası hesapta gözüken dijital rakamlar olarak kalacak. ister halkı ikna ederek paraların bir kısmına çökülecek, ister yüksek enflasyonla aynısı yapılacak.
şu anda televizyonlarda pek dillendirilmese de fed'in tekrar para basmaya başlamasının sebepleri arasında gösteriliyor kısmi rezerv bankacılığı.
bugünlerde dünyanın hemen hemen tamamında dönen dolap bu. hepimiz köleyiz. bu sistem birileri istediğinde vakti gelince çökertilecek ve bankalardaki dijital rakamlara güvenenler mal gibi kalacaklar.
hatta bu zaman geldiğinde elindeki kağıt paraların bir halta yaramadığını görünce çok şaşıracak insanlar. sudan çıkmış balığa dönen milyarlar......
finans ve bankacılığın temellerini öğrenseniz, dünyadan soğursunuz.
tüm çalışmalarınız, emeğiniz, fedakarlıklarınız boş. bu sistemi kuranlar ve devam ettirenler size ne veriyorsa onla yetiniyorsunuz aslında. sövdüğünüz şerefsiz patronlarınız diğerlerinin yanında dünyadaki karınca gibi kalıyor.
parayı basanlar ile hayati ihtiyaçları üreten firmalar aynı insanlar.
sistemin nasıl işlediğini bilmediğiniz için daha çok kazanmak adına yarışan tazılar ve atlar gibi uğraş veriyorsunuz ömür boyu.
çalışma hayatında mobbing, dedikodu, yalan gibi pisliklere batıyorsunuz. fakat köle olduğunuzun, değersiz olduğunuzun farkında değilsiniz.
eğitiminize harcanan paralarla adınıza sağlam hisse senetlerinden ve biraz da altından oluşan portföy oluşturulsaydı, şu an zengindiniz. üşenmedim oturup hesapladım kendiminkini.
fakat finans işlerinden kimse anlamadığı, insanlar köpek gibi çalışmaya programlandığı ve bu şekil çalışmak kutsandığı için kimse olayların farkında değil.
benim hesaplamama göre şu an en azından 5 milyon tl param olurdu. benim bu parayı çalışarak herhangi bir işte kazanmam imkansız. örnek olsun diye amazonun hisse fiyatının grafiğini koyacağım. herkes kendi hesabını yapsın:
bu parayı çalışarak kazanabilecek çok çok az bir grup insan var. bu insanların arasına girebilmeniz için soluksuz çalışma dışında biraz da şanslı olmanız lazım. çünkü, eğitimliler fazla para kazanıyor diye herkes çocuğunu okuttu ve şu an mühendisler, mimarlar, dişçiler asgari ücretten hallice maaşlarla çalışıyorlar.
herkesin yaptığı verimsizlik meydana getirir. herkes hisse senedi alıyorsa oradan da kaçmak lazım. bu sefer fiyatlar fazla yükselir. aynısı emlakta oldu...

18 Ekim 2019 Cuma

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Doğal Besinler


Kış aylarında değişen hava koşulları bünyemizi alt üst ederken, hastalıkları da beraberinde getiriyor. Hastalıklara karşı daha dirençli olabilmenin yolu ise bağışıklık sistemini korumaktan geçiyor.

Bunun için de bağışıklık sistemini güçlü tutacak besinlere ağırlık vermek şart. Bağışıklık sistemi için doğal güçlendirici özelliğine sahip besinleri bol bol tüketerek hem daha zinde bir bedene sahip olur, hem de hastalıklara karşı daha dayanıklı olabiliriz.
Yeşil yapraklı sebzeler

Brüksel lahanası, lahana, karnabahar gibi yeşil yapraklı sebzeler virüslere karşı adeta bir kalkan görevi görüyor. İçeriğindeki beta karoten ile bağışıklık sisteminizi koruyan bu tür sebzeleri bol bol tüketmenizde fayda var.
Sarımsak

Bağışıklık sistemi denince bir numaralı besin şüphesiz sarımsak. Antibakteriyel özelliğe sahip olan sarımsak, hastalıklara karşı oldukça etkili doğal bir ilaç.
C vitamini

Gribe ve pek çok hastalığa faydası olan C vitamini, bağışıklık sistemini güçlü tutmada da önemli bir yere sahip. Limon, portakal, greyfurt , çilek gibi C vitamini içeren meyveler tüketerek gribe karşı kendinizi koruma altına alabilirsiniz.
Bitkisel destek: Zencefil ve Zerdeçal

Bitkiler arasında zencefil ve zerdeçal her zaman bir adım öne çıkıyor. Toksinlerin dışarı atılmasını sağladıkları gibi vücudu enfeksiyonlara karşı koruyorlar. Zencefil, limon ve bal ile hazırlayacağınız bir çay, bir anda kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.
Mantar

Protein değeri bakımından et ile eşdeğer olan mantar, beyaz kan hücrelerinin artmasında büyük rol oynuyor. Son derece faydalı olan bu sebzeyi sıkça tüketmenizi öneririz.
Köklü sebzeler

A vitamini ve beta karoten yönünden zengin olan köklü besinler ise bağışıklık sisteminizin güçlenmesine yardımcı olur. Bunların başında gelen havuç, balkabağı, tatlı patates gibi gıdaları bol bol tüketmeye özen gösterin.
Probiyotikler

Bağırsak sistemini dengede tutan probiyotikler, bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlar. Probiyotiklere en iyi örnek kefirdir.

Limonlu Suyun Faydaları


Günde bol bol su içmek önemli. Peki ya limonlu su? Kabuğu kadar suyunun da faydalı olduğu limon, suyla karışınca tam bir şifa kaynağı oluveriyor. Her gün bir bardak limonlu su içerek güne enerjik başlayabilir ve kendinizi daha zinde hissedebilirsiniz.

Limonlu su sağlığınız için oldukça yararlı. İşte en önemli 12 faydası;
C vitamini ve potasyum bakımından zengin olan limon suyu, bağışıklık sistemini güçlendirir.
Vücutta iltihapların oluşmasını önler. Ayrıca iltihap oluşmasına sebep olan, eklemlerde bulunan ürik asiti yok eder.
Kilo vermenize yardımcı olur.
Sindirime yardımcı olur. Sindirim sistemini toksinlerden arındırır ve midede oluşan yanma ve şişkinlik gibi problemlerle savaşır.
Taze ve ferah bir nefes için oldukça etkilidir. Nefesinizin kötü kokmasını önlerken, dişeti iltihaplarının ve diş ağrılarının geçmesine yardımcı olur. Fakat limonu direk dişinize sürmemeye dikkat edin, aksi halde diş minesine zarar verebilirsiniz. Dişlerinizi limonlu su içtikten sonra fırçalayın, etkisini fark edeceksiniz.
Gribal enfeksiyonlara karşı da güçlü bir savaşçı. Ilık limonlu su boğaz ağrısı, nezle gibi hastalıklara iyi gelir.
Limon, alkali değeri en yüksek meyvelerden biri olması sebebiyle PH değerini dengeler. Ayrıca içeriğindeki sitrik asit vücutta asit oluşumuna sebep olmaz. Her gün limonlu su içtiğiniz takdirde vücudunuzdaki toplam asit miktarı da zamanla azalacaktır.
Kafeini azaltmak isteyenler için birebirdir. Sabahları bir fincan kahve yerine ılık limonlu bir su içtiğinizde öğleden sonra rehavetinden eser kalmayacak. Böylece kafeine olan ihtiyacınız da azalacak.
Enerjinizi arttırır, kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Limon kokusunun sakinleştirici etkisi sayesinde, depresyon, endişe vb. olumsuz duyguları üzerinizden atarak kendinizi daha mutlu ve zinde hissedebilirsiniz.
Cilde iyi gelir. Limon suyu güçlü bir antioksidan olarak cilt lekelerini azaltıp ciltteki kırışıklıkların giderilmesine yardımcı olur. Uzun süredir geçmeyen yara izlerine limon suyu sürdüğünüzde etkisini göreceksiniz
Böbrekleri ve karaciğeri temizler.
Potasyum kaynağı olan limon, kalp, sinir ve beyin fonksiyonlarının düzenli çalışmasını sağlar. Muz sevmeyenler için ideal bir alternatif olduğunu söyleyebiliriz.

Kış Hastalıkları ve Gripten Korunmanın Yolları


Kış aylarında soğuk havanın da etkisiyle bağışıklık zayıflıyor ve daha sık hastalanıyoruz. Üstelik beslenme düzenine dikkat edilmediğinde ve yanlış ilaç kullanımında iyileşme süresi uzuyor ve toparlanma süreci zaman alıyor.

Kış hastalıklarına yakalanma riskini azaltmak sizin elinizde. Havaların soğumasıyla vücut direnci düşüyor ve bağışıklık zayıflıyor. Bu durumda hastalıklara yakalanma riski artıyor. Oysa özellikle kış döneminde egzersizleri ihmal etmemek, uykusuz kalmamak, beslenme düzenine dikkat etmek ve en önemlisi temel hijyen kurallarına dikkat etmek gerekiyor.

Kış mevsimi iyiden iyiye kendini hissettiriyor ve şu günlerde “tam kış havası, dışarıda kar soğuğu var” gibi söylemleri sık sık duyuyoruz. Kış hastalıklarından korunabilmek ve kendinizi mümkün olduğunca bu dönemde daha sağlıklı ve dinç bir şekilde ayakta tutabilmek için bazı önlemler almak durumundasınız. Vücut direncinin giderek azaldığı, enerjinin düştüğü kış aylarında grip, nezle, boğaz enfeksiyonu, sinüzit gibi hastalıklardan korunmanız ve hastaysanız kalabalık ortamlara girmemeniz gerekiyor. Kış hastalıklarında alınacak önlemler, toplu taşıma araçları gibi kapalı ve kalabalık ortamlarda dikkat edilmesi gereken kurallar, söz konusu hijyen olduğunda eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekenler, uyku düzeni, egzersizler ve daha fazlasını bu yazımızda bulabilirsiniz.
Hava şartlarına uygun giyinmek

Hava şartlarına göre giyinmeye özen göstermek, hastalıklara karşı önlem almak konusunda önemli bir faktördür. Pek çok kişi kış mevsiminde de yaz mevsiminde olduğu gibi özellikle de gece gezmelerine çıkarken şık görünmek adına incecik kıyafetler giyebiliyor. Kış mevsiminde insanların hastalanmasının en büyük nedeni üşütmeleridir. Mevsim şartlarına uygun bir şekilde giyinebilmek için kıyafet tercihlerinizi yaparken sıcak tutan yünlü kumaştan yapılmış kıyafetleri tercih etmelisiniz. Çok ince giyinip üşütmek kadar, çok kalın giyinip terlemek de pek sağlıklı değildir. Bu nedenle abartıya kaçmadan, hava şartlarının gerektirdiği ölçüde giyinmek yeterlidir. Özellikle rüzgarlı ve soğuk havalarda atkı, eldiven ve berenizi yanınızdan ayırmamanız iyi olacaktır.
Doğru şekilde beslenmek

Kış aylarında hastalıklardan korunmanın ve hastalıkları çabuk atlatmanın en önemli kurallarından biri beslenme düzenine dikkat etmekten geçer. Enerjiyi ayakta tutmak, bağışıklığı güçlendirmek için beslenme alışkanlığı iyileştirilmelidir. Dengeli vitamin ve mineral alımını sağlamak için kış beslenme listenizde düzenli bir şekilde şunları yapmalısınız:
Sebze çorbası, tavuk suyu ve kemik suyu çorba pişirmek

Balık yemek

Mevsiminde sebze ve meyveler tüketmek

Bitki çayı, kış çayı hazırlamak

Günde en az 2 litre su içmek

Süt içmek

Öneri: Dengeli ve sağlıklı beslenmeyi sadece kış aylarında değil, hayatınızın her döneminde alışkanlık haline getirmenizi öneririz.

Savunma sistemini güçlendirici özelliği fazla olan A ve C vitamini gibi vitamin değerleri yüksek olan gıdalar özellikle kış ayları boyunca beslenme listesinde mutlaka olmalıdır. Bu vitamin sizi kış döneminde karşılaşacağınız enfeksiyon risklerine karşı korur. A vitamini en çok maydanoz, ıspanak, havuç, portakal gibi sebze ve meyvelerde bulunur. Özellikle meyve olarak greyfurt, portakal ve mandalina gibi C vitamini içeren meyveler tercih etmelisiniz. Sebze olarak da pırasa ve ıspanak gibi sebzeleri sofranızdan eksik etmemekte fayda var. Gün içerisinde çay ve kahveyi çok fazla içmek yerine taze sıkılmış portakal suyu, süt ya da bitki çayları tüketebilirsiniz. Balık, yumurta, tereyağı, karaciğer ve kırmızı etten alabileceğiniz D Vitamini kış aylarını daha rahat geçirmenizde etkili olabilir. Kabak, inek sütü, peynir, pirinç ve muz tüketerek K vitamini desteği sağlayabilir.

E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli ölçüde etkilidir. Antioksidan etkisi olan E vitamini özellikle yaşlıların bağışıklık sistemini güçlendirici bir yapıya sahiptir. E vitaminin en iyi kaynakları; yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerdir. Balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gereklidir. Çünkü çoklu doymamış yağ asitleri, kalsiyum, fosfor, iyot gibi mineralleri için iyi bir kaynaktır kış aylarında bolca tüketilmelidir. Haftada en az iki kez yemek gerekmektedir.


Bilinçli ilaç kullanın

Kış aylarında sık sık bilinçsiz ilaç kullanılmaktadır. Oysa doktor kontrolünde olmayan ilaç kullanımı hastalığın iyileşme sürecine fayda sağlamadığı gibi sürecin uzamasına neden olabilmekte, kimi zaman da ilaç yan etkilerine bağlı olarak başka hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Bunun yanında hastalıkla baş etmek için doktora gitmeyi reddetmek ve ilaç kullanmamak da vücut direncinin giderek zayıflamasına neden olmakta, bu durum hastanın iyileşme süresini uzatmaktadır. Eğer kış aylarında halsizlik, yorgunluk, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük gibi belirtilerle hasta olduğunuzu düşünüyorsanız doktor önerisi ile ilaç kullanmalı, aynı zamanda dengeli bir beslenme programı uygulamalısınız.
Uymanız gereken hijyen kuralları

Hasta kişilerin evde, okulda, iş yerinde toplu taşıma araçlarında öksürürken ve hapşırırken hijyen kurallarına dikkat etmesi, hastalığın diğer kişilerden uzak tutulması önemli bir kuraldır. Bunun için başlıca uygulamalar şunlar olmalıdır:
Hasta kişinin evdeki el havlusu ayrı olmalı
Hasta kişi kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durmalı
Başta hasta odası olmak üzere tüm ev havalandırılmalı
Kişi, öksürürken ve hapşırırken ağız ve burun bölgesini mendil ya da dirsek içi ile kapamalı
El temizliğine özen gösterilmeli
Eller yıkanmadan yemek hazırlığı yapılmamalı
Evde küçük çocuk varsa maske kullanılmalı ve grip mikrobu söz konusuysa çocuklardan uzak durulmalı
Boğaz enfeksiyonlarından korunmak için gargara yapılmalı
Dışarıdaki kirli havayı soluduğunuz için burun temizliğine özen göstermeli, burun her gün yıkanmalı
Burun temizliğinde aynı mendil defalarca kullanılmamalı
Klima ile ısıtılan ev, sınıf ve iş yeri gibi uzun zaman geçirilen ortamlar havalandırılmalı
Klimaların filtre temizliği yapılmalı
Toplu taşıma araçlarını sık kullanan kişiler el dezenfektanı kullanmalı, ıslak mendil ile ellerini temizlemeli
Mikroplar sıcakta kolay ürediği için ortam aşırı ısıtılmamalı
Hasta kişinin özel eşyaları (cep telefonu, kalem, bilgisayar, bardak gibi) kullanılmamalı
Çocuklara hijyen kuralları anlatılmalı

Bu kurallara uyarak çevrenizdeki insanları grip mikrobundan ve diğer salgın hastalıklardan koruyabilirsiniz. Ayrıca çocuklarınıza, okulda ve evde uymaları gereken temizlik kurallarını her gün hatırlatarak onların hasta olmamaları için önemli bir adım atmış olursunuz.
Grip aşısı olmak

Her ne kadar bazı kişiler tercih etmiyor olsa da, kış hastalıklarına yakalanmamak için grip aşısı olmak, kışı daha rahat geçirmenizi sağlayacak çözümlerden biri olabilir. Bu sayede gribe karşı daha dirençli olabilirsiniz. Ancak aşı oldunuz diye kendinizi korumanıza gerek olmadığını da düşünmemelisiniz. Aşı sadece hastalığın şiddetini azaltır sizi hastalığa karşı korumaz. Bu sebeple özellikle beslenmenize ve uyku düzeninize özen göstermelisiniz.
Egzersizleri ihmal etmeyin

Düzenli egzersiz yaparak grip, nezle gibi kış hastalıklarından minimum derecede etkilenir, hasta olduğunuzda daha çabuk iyileşirsiniz. Çünkü egzersiz, bağışıklığı güçlendiren en etkili yöntemlerden biridir. Egzersizlerle ideal ısıya kavuşan vücut, bakterilerle savaşabiliyor ve böylece tehlike durumunda kendini savunabiliyor. Kış hastalıklarından etkilenmemek ve iyileşme sürecinizi hızlandırmak için açık havada yürüyüş yapmak ve birkaç adım merdiven için asansör kullanmamak gibi basit ama etkili yöntemleri deneyebilir, gün içinde aşağıdaki önerilerimizden bazılarını deneyebilirsiniz:
Dakikada 90 adım atarak hafif tempolu yürüyüş yapabilirsiniz
30 dakikada 5 kilometre bisiklete binebilirsiniz
15 dakika ip atlayabilirsiniz
15 dakika merdiven inip çıkabilirsiniz
30 dakika dans edebilirsiniz

Bunları yaparken spora uygun rahat kıyafetler giymelisiniz. Terinizi çekecek bir atlet giymeli, terlediğinizde üzerinizi değiştirmelisiniz. Aksi takdirde hastalığa davetiye çıkarabilirsiniz.

Hastalıklardan korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için uyku düzenine de dikkat etmeli, yeterli uyumalısınız. Çünkü uyku, sizi dinlendirir ve ertesi güne daha enerjik başlamanızı sağlar. Sağlığınız için 6 saatten az 10 saatten fazla uyumamanızı öneririz.

Bahar Yorgunluğu Nedir? Nasıl Atılır?


Bahar geldiğinde kendinizi halsiz, yorgun, iştahsız, stresli ve hasta mı hissediyorsunuz? Yaşadığınız bu rahatsızlık bahar yorgunluğu olabilir ve yaşam kalitenizi yükselterek üstesinden gelebilirsiniz.

Mevsim değişimleri metabolizmada hormonal değişimlere neden olur. Buna ek olarak stresli şehir hayatı, düzensiz beslenme, çevre kirliliği, havadaki elektrik yükü gibi nedenlerle birlikte bahar yorgunluğu adı verilen bir rahatsızlık ortaya çıkar. Bahar mevsimine geçişte hormonal değişimlerle birlikte uykusuzluk, yorgunluk, yoğun stres, iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösteren bahar yorgunluğu, iş yaşamını ve özel hayatı olumsuz yönde etkileyebiliyor, kişiler yoğun duygusal bir sürecin içinden çıkmakta zorlanabiliyor. Bu durumda alışkanlıkları değiştirmek, yaşam koşullarını iyileştirmek bahar yorgunluğunun giderilmesinde etkili olabiliyor. Eğer siz de bahar yorgunluğundan etkilendiğinizi düşünüyorsanız, önereceğimiz basit püf noktaları ile kaliteli bir yaşam sürebilir ve bu güzel mevsimin tadını çıkarabilirsiniz.
Sağlıklı beslenin

Bahar yorgunluğunu atlatmanız için en ideal yollardan biri beslenme düzeninizde değişiklikler yapmaktır. Zinde olmak, mevsim değişimlerinde hasta olmamak için bol bol mevsim sebze ve meyveleri tüketmelisiniz. Sebze ve meyveler, bağışıklığınızı güçlendireceği için kendini daha zinde hissetmenizi sağlayacaktır. Bahar yorgunluğunda;
Güne hafif bir kahvaltı ile başlayın. Kahvaltı tabağınızda mutlaka peynir, zeytin, tam buğday ekmeği, yumurta, maydanoz, domates olsun.
Beslenme düzeninizi üç ana üç ara öğünden oluşturun.
Öğle öğünlerinde protein ağırlıklı beslenin.
Akşam yemeklerinde sebze ağırlıklı hafif yemekler yiyin.
Akşam yemeklerinde kızartma, hamur işi gibi hazmı zor yemekler yemeyin.
Ara öğünlerde enerji vermesi için kuruyemiş, kefir gibi besinler tüketin.
Bol su için.
Çay ve kahve gibi sevdiğiniz içeceklerin sayısını azaltın, taze sıkılmış meyve suyuna yönelin.
Kepekli pirinç, kepekli makarna, esmer ekmek gibi posalı besinler tüketin.
Süt ve süt ürünleri tüketin.
C ve B vitamini bakımından zengin besinler tüketin.
Çinko ve magnezyum bakımından zengin besinler yorgunluğu azaltmada etkilidir.
Kuruyemiş kasesinde mutlaka ceviz, fındık; meyve tabağınızda muz olmalı.

Bahar yorgunluğunu atlatmak için portakal, limon, elma, greyfurt, kivi, çilek, yerli muz gibi meyvelere yer verebilirsiniz. Bahar yorgunluğunda tüketilebileceğiniz sebzeler ise enginar, pancar, kuşkonmaz, maydanoz, kereviz, taze nane, roka, pırasa, tere, taze biberiye, taze sarımsak ve taze soğan.
Hareketlenin ve spor yapın

Bahar yorgunluğunu atlatmanız için en sağlıklı yollardan biri egzersizdir. “Spor yapacak vaktim yok” diyorsanız her gün düzenli olarak yarım saat tempolu yürüyüş yapmak kan dolaşımınızı hızlandıracağı için daha enerjik olmanızı sağlar. Eğer “yürüyüş yapacak vaktim de yok, yoğun bir insanım” diyorsanız, otobüsten, dolmuştan ya da taksiden daha erken inebilirsiniz.

Spor yaparken solunumunuz düzenlenir ve vücudunuza daha fazla oksijen aldığınız için kendinizi daha zinde hissedersiniz. Yürüyüş, koşu ve bisiklet gibi basit egzersizler ile bahar yorgunluğunuza önlem alabilirsiniz. Kış miskinliğini üzerinizden atmak için spor saati düzenleyebilirsiniz. Haftanın iki günü tüm aile üyelerinin katılacağı egzersiz programında basit kol, bacak, karın hareketleri yapabilirsiniz.
Düzenli uyuyun

Mevsim geçişlerinde 6-8 saat uyumaya özen gösterin. Çünkü uykusuzluk kendinizi yorgun hissetmenize neden olur. Sağlıklı bir uyku için akşam yemeğinde hafif yemekler yemeli ve geç saatlerde çay, kahve gibi kafeinli içecekler tüketmemelisiniz. Bahar yorgunluğunda dinlenme ve uyku için mutlaka zaman ayırın ve ayırdığınız zamanı doğru kullanın. Uyandığınızda bir bardak su için ve kahvaltı yapmadan dışarı çıkmayın. Zinde bir gün geçirmek için bu kuralları her gün yerine getirmeyi ihmal etmeyin.


Hobilerinizle ilgilenin

Hobilerinizle uzun zamandır ilgilenemediyseniz işte size fırsat. Stresten, iş hayatınızda ve özel hayatınızda canınızı sıkan şeylerden uzaklaşmak için hobilerinize yönelmenizi öneririz. “Benim müzik dinlemek gibi basit bir hobim var” demeyin, sizin basit olduğunu düşündüğünüz bir etkinlik, olumlu psikolojiye sahip olmanızda fazlasıyla etkilidir. Dış dünyadan kendinizi soyutlayarak;
El işleri, nakışlar yapabilirsiniz.
Örgü örebilirsiniz.
Arabanızı yıkayabilirsiniz.
Müzik dinleyebilirsiniz.
Kitap okuyabilirsiniz.
Spor yapabilirsiniz.
Eski dekoratif eşyalarınızı yeniden boyayabilir, tasarlayabilirsiniz.
Takılar tasarlayabilirsiniz.
Çizimler yapabilirsiniz.
Günlük ya da blog yazabilirsiniz.
Bahçe işleriyle, çiçeklerle uğraşabilirsiniz.
Koleksiyon yapabilirsiniz.
Balık tutabilirsiniz.
Film izleyebilirsiniz.
Fotoğraf çekebilirsiniz.

Eğer boş vakitlerinizde yapacak bir şeyler arıyorsanız yukarıdaki listeden seçiminizi yapabilirsiniz.
Bahar yorgunluğu için çay

Bahar yorgunluğunu üzerinizden atmanızı sağlayacak basit bir çay tarifi.

Malzemeler
½ ekşi elma
2 diş karanfil
1 yemek kaşığı yeşil çay
½ çay kaşığı toz zencefil
1 adet çubuk tarçın
1 su bardağı su

Hazırlanışı
Elmanın çekirdeklerini çıkarın. Elmayı kabuğuyla birlikte doğradıktan sonra tüm malzemelerle birlikte 20 dakika kaynatın. Süzdükten sonra 5 dakika dinlendirin ve için.

Bahar yorgunluğunda ihtiyacınız olan mevsim sebzeleri ve mevsim meyveleri, spor ekipmanları ve spor kıyafetleri CarrefourSA marketlerinde sizi bekliyor. Hayatınızı kolaylaştıracak püf noktaları ve pratik fikirler, güzellik tüyoları, sağlıklı öneriler için bloğumuzu takip etmeye devam edin.




https://nelazimsa.carrefoursa.com/bahar-yorgunlugu-nedir-nasil-atilir/

Şişkinlik ve Gaz Oluşumundan Nasıl Korunabilirsiniz?

Karın şişkinliği ve gaz sorunu hemen hemen pek çok kişide sıklıkla görülen sağlık problemlerinin başında geliyor. İnsanı hem fiziksel hem psikolojik açıdan rahatsız eden bu durum, dengesiz beslenme, yanlış yeme alışkanlıkları, sindirim sistemindeki bozukluk ve stres gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabiliyor.
Bu rahatsızlığı önlemek için yapmamız gereken ise yediklerinize dikkat etmek. Yemek yerken hava yutmamak için hızlı yemekten kaçınmalı, sindirim sistemini yormamak için az ve sık yiyip lokmaları iyice çiğnemeliyiz.
Hazmı zor ağır yiyecekler yerine hafif, az yağlı yiyecekler tüketmeyi alışkanlık haline getirmeli, hangi yiyeceklerin size rahatsızlık verdiğini tespit etmeye çalışmalısınız. Lif açısından zengin sebze, meyve, tahıl gibi gıdalara ağırlık vererek de bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayabilirsiniz.
Gaz problemi yaşadığınız dönemlerde;
  • Yemekten önce yavaş yavaş bir bardak oda sıcaklığında su için.
  • Zencefil hem gaza, hem de şişkinliğe karşı oldukça etkili bir bitki. Özellikle zencefil çayı hazmı kolaylaştırarak şişkinliğe iyi gelir. Çayınızı taze zencefil veya toz zencefilden hazırlayabilirsiniz. Taze zencefil bir nebze daha faydalı olacaktır. Toz zencefilin tadı biraz acı gelirse, bal ve limon ile tatlandırabilirsiniz.
  • Nane limon mide gazı deyince ilk akla gelenlerden biridir. Nane çayı spazm giderici özelliği ile şikayetleri azaltabilir.
  • Yiyeceklerinizin içinde keten tohumuna yer verin. Keten tohumu bağırsakları yağlayan ve onlara iyi gelen lifler içerir.
  • Sindirime yardımcı enzimler ve yararlı bakteriler içeren lahana turşusu midenize iyi gelebilir.
  • Şişkinliğe iyi gelen bir başka yiyecek ise muz. Potasyum bakımından zengin olan muz, vücudun sodyum seviyesini dengede tutarak şişkinlikle baş etmeye yardımcı olur.
  • Bir kase kahverengi pirinç ya da darı yiyebilirsiniz. Bu iki gıda, yararlı bakterilerin üremesini sağlayan lifler içerdiği gibi aynı zamanda bağırsak hareketlerini düzene sokar.
  • Hazmı kolaylaştıran ve şişkinliği hafifleten bir diğer besin ise ananas. Ananasın içeriğindeki bromelain maddesi gaz probleminizin giderilmesine yardımcı olur.
  • Lifli gıdalar yemeye özen gösterin. Keten tohumu, barbunya, brokoli, çilek gibi yiyecekleri gönül rahatlıkla tüketebilirsiniz.
  • Soğan, brüksel lahanası, karnabahar, süt, kuşkonmaz, sakız ve işlenmiş, paketlenmiş gıdalardan kaçının. Bu gıdalar bağırsaklarda gaz birikimine ve karın şişkinliğine neden olur.

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Doğal Besinler

Kış aylarında değişen hava koşulları bünyemizi alt üst ederken, hastalıkları da beraberinde getiriyor. Hastalıklara karşı daha dirençli olabilmenin yolu ise bağışıklık sistemini korumaktan geçiyor.

Bunun için de bağışıklık sistemini güçlü tutacak besinlere ağırlık vermek şart. Bağışıklık sistemi için doğal güçlendirici özelliğine sahip besinleri bol bol tüketerek hem daha zinde bir bedene sahip olur, hem de hastalıklara karşı daha dayanıklı olabiliriz.

Yeşil yapraklı sebzeler

Brüksel lahanası, lahana, karnabahar gibi yeşil yapraklı sebzeler virüslere karşı adeta bir kalkan görevi görüyor. İçeriğindeki beta karoten ile bağışıklık sisteminizi koruyan bu tür sebzeleri bol bol tüketmenizde fayda var.

Sarımsak

Bağışıklık sistemi denince bir numaralı besin şüphesiz sarımsak. Antibakteriyel özelliğe sahip olan sarımsak, hastalıklara karşı oldukça etkili doğal bir ilaç.

C vitamini

Gribe ve pek çok hastalığa faydası olan C vitamini, bağışıklık sistemini güçlü tutmada da önemli bir yere sahip. Limon, portakal, greyfurt , çilek gibi C vitamini içeren meyveler tüketerek gribe karşı kendinizi koruma altına alabilirsiniz.

Bitkisel destek: Zencefil ve Zerdeçal

Bitkiler arasında zencefil ve zerdeçal her zaman bir adım öne çıkıyor. Toksinlerin dışarı atılmasını sağladıkları gibi vücudu enfeksiyonlara karşı koruyorlar. Zencefil, limon ve bal ile hazırlayacağınız bir çay, bir anda kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

Mantar

Protein değeri bakımından et ile eşdeğer olan mantar, beyaz kan hücrelerinin artmasında büyük rol oynuyor. Son derece faydalı olan bu sebzeyi sıkça tüketmenizi öneririz.

Köklü sebzeler

A vitamini ve beta karoten yönünden zengin olan köklü besinler ise bağışıklık sisteminizin güçlenmesine yardımcı olur. Bunların başında gelen havuç, balkabağı, tatlı patates gibi gıdaları bol bol tüketmeye özen gösterin.

Probiyotikler

Bağırsak sistemini dengede tutan probiyotikler, bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlar. Probiyotiklere en iyi örnek kefirdir.

Mevsimsel Gripten Korunmak İçin 5 Öneri


Mevsim geçişleri herkes için hastalık tehdidi oluşturur. Ani hava değişiklikleri, kalabalık toplu taşıma araçları, iş-okul yoğunluğunda yaşanan uyku düzensizliği ve dengesiz beslenme gribe yakalanma olasılığını artırmaktadır. Peki mevsimsel gripten korunmak için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Mevsimsel geçişlerde sık sık karşılaştığımız grip, birçok kişinin korkulu rüyası. Yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı ile kendini gösteren, dikkat edilmediğinde iyileşme süresi hayli uzayan grip, bağışıklık sisteminin çökmesine de neden oluyor. Bilimsel adı Rhino olan ve hapşırma, baş ağrısı, yüzde ve kulaklarda basınç hissi, tat ve koku hissinde azalma, öksürük, halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren gergedan gribi gibi ciddi bir mevsimsel hastalıktan uzak durmak için günlük yaşantınızdan tüm riskleri ortadan kaldırmanız gerekiyor.

Grip olmamak için güçlü bir bağışıklık sisteminizin olması gerekir. Bol bol kış çorbası içmek, kuruyemiş tüketmek, egzersiz yapmak, kaliteli uyumak bağışıklığınızı güçlendirir. Grip nedeniyle yorgan döşek yatmak istemeyenler için sıraladığımız 5 öneri sayesinde mevsim geçişlerini güçlü bir bağışıklık ile sağlıklı bir şekilde atlatabilirsiniz.

1. Hijyene dikkat edin

Paçavra gribi, gergedan gribi, domuz gribi gibi toplumda en yaygın görülen mevsimsel grip türlerinden korunmak için önceliğiniz her zaman hijyen olmalıdır. İş yerinizde, evinizde ve toplu taşıma araçlarında öncelikle el temizliğine önem vermelisiniz. Günlük yaşantınızda ellerinizi temiz tutmak için bol sabunlu suyla yıkamaya özen gösterin ve eğer para, klavye, kapı kolu, otobüs tutacağı gibi enfekte nesnelere dokunduktan sonra ellerinizi yıkayın. İş yerinizde hijyen için; ofis malzemelerinizi temiz tutun ve eşyalarınızı başka kişilerle ortak kullanmayın. Çünkü; günlük hayatta bakterilerin büyük çoğunluğu elden ele dolaşan eşyalarda barınmaktadır.

Ellerinizin kirli olduğunu düşünüyorsanız, elinizi ağır, burun bölgesine değdirmeden yıkamalısınız. Çünkü grip virüsü ağız ve burun yoluyla hızlı bir şekilde vücuda yayılır.

Eğer ev içinde gripli bir kişi varsa el havlusunu ayırmalı ve hasta, diğer kişilerle yakınlaşmamalıdır. Öksürük ve hapşırıkta tek kullanımlık peçeteler kullanılmalı, gerekirse hasta kişi maske kullanmalıdır.

2. Kalabalık ve havasız ortamlarda bulunmayın

Kalabalık ve havalandırması yetersiz bir ortam, grip virüsünün en sevdiği yaşam alanıdır ve bunun için en uygun ortam toplu taşıma araçlarıdır. Eğer her gün toplu taşıma aracına biniyorsanız, inmeniz gereken duraktan birkaç durak önce inin. Bu sayede kalabalık ortamlardan uzaklaşırsınız. İş yerinizde sık sık klima kullanılıyorsa, klima bakımından yetkili kişilere klimanın bakımı konusunda uyarmanızı tavsiye ederiz. Çünkü; kapalı ortamın havasını temizlemesi gereken klima görevini yerine getiremiyorsa, grip virüsünün içeride dolaşması ve hava yoluyla vücudunuza ulaşması an meselesidir.

Evde bir kişi grip olduğunda virüsün diğer kişilere ulaşması kaçınılmaz gibi görünse de bazı önlemler alarak riski ortadan kaldırabilirsiniz.

3. Açık havada yürüyüş yapın

Yapılan araştırmalar, düzenli olarak açık havada yapılan yürüyüşlerin hastalıklara yakalanma riskini azalttığını göstermektedir. Yürüyüş sayesinde kan akışı ve metabolizma hızlanır, böylece vücudunuz hızla kendini yeniler. Açık havada yapılan yürüyüşler, özellikle kış aylarında depresyona meyilli olmamak için tedavi edicidir. Çünkü bu basit egzersiz sayesinde vücudunuzda mutluluk hormonu salgılanır. İşten eve giderken birkaç durak önce inebilirsiniz. Böylece iş stresini de üzerinizden atarsınız.

Düzenli yürüyüşler bağırsak hareketliliğinde, bağışıklığın güçlenmesinde, kalp damar sağlığının korunması ve kolesterolün dengelenmesinde de faydalıdır.

4. Günde en az 7 saat uyuyun

Yorgunluk, bağışıklık sistemini kötü yönde etkiler. Bağışıklığınızın zayıf olması ise grip virüsünün etkisini gösterebilmesi için ideal ortamı yaratır. Düzenli bir gece uykusu ile dinlenmeli ve kaliteli uyumanız grip virüsüne karşı savaşmanız için gereklidir. Gece uykunuz en az 7 saat olmalıdır. Kaliteli bir gece uykusu için yapılması gerekenler şunlardır:
Yatak odası karanlık olmasın.
Yatak odasında cep telefonu bulundurmayın, odada televizyon varsa fişini çekin.
Uyumadan önce yatak odasını havalandırın.
Yemek yedikten hemen sonra yatmayın.
Her gün aynı saatlerde uyuyun.

5. Dengeli beslenin

Vücudunuzun grip virüsü ile savaşabilmesi için bağışıklığınızın güçlü olması gerekir. Bunu da en iyi sağlıklı beslenme düzeni oluşturduğunuzda hayata geçirebilirsiniz. Grip hastalığından korunmak için mevsiminde meyve ve sebze tüketmeye özen göstermelisiniz. Ispanak, patlıcan, havuç, karnabahar, brokoli, portakal, elma, nar, greyfurt, kivi gibi vitamin ve mineral deposu besinlerin yanında lif kaynağı baklagiller ile beslenme programınızı oluşturmalısınız.

Gripten korunmak için haftada en az 2 kez balık tüketmelisiniz. Balıktaki zengin yağ ve Omega 3 sayesinde grip virüsüne karşı korunur, bağışıklığınızı güçlendirirsiniz. Güçlü bir bağışıklık sistemi için yemeniz gereken bir diğer besin ise kırmızı ettir. Vücudunuz için temel protein kaynağı olan kırmızı et, aynı zamanda A, C, E ve B12 vitaminleri de içerdiğinden enfeksiyonlara karşı savaşmanızı sağlar.

Grip olsanız da olmasanız da güçlü bir bağışıklık sistemi için kuruyemiş tüketmeyi ihmal etmeyin. Her gün ceviz, badem, fındık, fıstık gibi kuruyemişler ve kuru kayısı, kuru erik, kuru üzüm gibi kuru meyveler tüketirseniz gribe yakalanma riskini azaltmış olursunuz.

Narenciye tüketmek mevsim geçişlerinde kendinize yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. Hasta olmamak ve hasta olsanız bile çabuk iyileşmek için bol bol narenciye tüketerek bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz.

Mutfak Alışverişinde Tasarruf Yapmanın 8 Yolu

1- Planlı alışveriş, planlı ödeme

Mutfak alışverişi bir seferde yapıldığında tasarruflu olabilir. Bu nedenle, önünüzdeki haftalarda pişirebileceğiniz yemekleri göz önüne almak faydalı olur. Evdeki eksikleri gözden geçirmek, alışveriş sırasında kolaylık sağlar. Liste oluşturmak sizi aynı markalara yönlendirebileceğinden, market alışverişi sırasında başka markalardaki uygun fiyatları kaçırabilirsiniz. CarrefourSA’da birçok marka ile ürün çeşitliliğini bir arada görebildiğiniz için uygun fiyatlı ürünü bulmada zorluk yaşamazsınız.
Alışverişinizi CarrefourSA’nın promosyonlu ürünleri arasından, CarrefourSA indirim kartı ile yaptığınızda, alışveriş sonunda fişinizi inceleyerek, toplamda ne kadarlık bir kazancınız olduğunu görebilirsiniz.

2- Tüm ihtiyaçlarınızı marketten alın

Evinizin yiyecek, giyecek, temizlik malzemesi ve diğer ev ihtiyaçları için marketleri tercih ederseniz, toplu ve kazançlı bir alışveriş yapabilirsiniz. Günlük ekmeğiniz, misafirleriniz için ikramlar, şarküteri, et-balık-tavuk ürünleri, kişisel bakım, elektronik, çocuklarınız için oyuncak ürünlerini CarrefourSA hipermarketlerinden uygun fiyatlarla satın alabilirsiniz.

3- Kampanyaları takip edin

Marketlerin aylık, haftalık hatta günlük kampanyaları olabiliyor. Broşürler, televizyon reklamları, sosyal medya bu kampanyalar hakkında bilgi sahibi olmanız için en ideal yollardır. “1 alana 1 bedava”, 3 al 2 öde, %50 indirim ya da belli bir fiyat üzerindeki alışverişlerde bedava ürün kampanyası gibi fırsatlardan yararlanabilirsiniz. Baklagiller, makarna, kağıt havlu, peçete, bal, sıvı yağ çeşitleri uzun raf ömrü olan ürünlerdir ve evinizde bir gün mutlaka bitecektir. Promosyon ürünleri arasından eviniz için uzun raf ömürlü ürünler satın alabilir ve stok yapabilirsiniz. Çoklu paketler her zaman için daha uygun fiyatlıdır.

4- İndirimli ürünleri alın

“1 alana 1 bedava”, 3 al 2 öde veya %50 indirimli olan ürünleri satın alırsanız oldukça tasarruflu bir alışveriş yapmış olursunuz. Bu konuda dikkat etmeniz gereken, indirimli ürünlerdeki son tüketim tarihleridir. İleri tarihlerde kullanabileceğiniz ürünleri serin bir yerde, buzdolabında hava almayacak şekilde saklayabilirsiniz.
Marketlerin, ödeme sırasında indirim yapan kartlarından edinirseniz, sadece o kartın belli ürünlere sağladığı indirim fırsatlarından da faydalanabilirsiniz. Ekstra para puan kazandıran kartlar ile sonraki alışverişlerinizde puanlarınızı TL olarak da kullanabilirsiniz. CarrefourSA indirim kartı ile promosyon ürünlerinde ve seçili ürünlerde indirimden yararlanabilirsiniz.

5- Dondurulmuş ürünler alın

Mevsim ürünleri ile birlikte dondurulmuş sebze ürünleri de satın alabilirsiniz. Bunun gibi pratik bir şekilde hazırlayabileceğiniz börek, köfte, hazır gıda gibi ürünler özellikle yoğun iş temposunda çalışıyorsanız mutfakta büyük kolaylık sağlar.
Dondurulmuş gıdaları çözdürüp tekrar dondurursanız bozulurlar. Bu ürünleri alışverişinizin sonunda alırsanız, çözülmemelerini sağlarsınız. Aksi takdirde uzun süre sepette gezdireceğiniz ürünler eve gidene kadar çözülür ve çöpe atmanız gerekebilir. Eğer alışverişte dondurulmuş ürün alacaksınız yanınıza buz aküleri alarak, ürünlerin çözülme riskini ortadan kaldırmış olursunuz.
CarrefourSA marketlerinde birçok markaya ait dondurulmuş sebze ya da mevsimin sebze ve meyvelerini bulabilirsiniz.

6- Sağlığınıza faydalı ürünleri marketten alın

Sebze ile beslenme hem ucuz hem de sağlıklı bir beslenme şeklidir. Marul, maydanoz, karnabahar, kabak gibi daha birçok sebze çeşidini tarlasından sonra en taze sebzeleri reyonlarına taşıyan CarrefourSA’dan alabilirsiniz.
CarrefourSA’dan bakanlık onaylı ve ekstra kontrollerden geçerek sunulan balık, et, şarküteri ürünleri, meyve gibi gıdalarınızı güvenle satın alabilirsiniz.

7- Sıcacık taze ekmeklerinizi CarrefourSA’dan alın

Evinizin ekmek ihtiyacını, bol ekmek çeşitli CarrefourSA’nın unlu gıdalar bölümünden karşılayabilirsiniz. Çavdarlı, kepekli, haşhaşlı, cevizli, zeytinli, klasik ekmek çeşitlerinin yanında köy ekmeği, glutensiz ekmek, tuzsuz ekmek, organik ekmek gibi farklı ekmek çeşitlerini de CarrefourSA’nın fırınında bulabilirsiniz.
Misafirlerinize ikram etmek için poğaça, simit ve diğer ikramlık unlu mamulleri de CarrefourSA’nın günlük üretim yapıldığı fırınından alabilirsiniz.
Yumuşaklığını yitiren ancak küflenmemiş ya da bozulmamış ekmekleri mutfak robotunda toz haline getirip buzdolabında muhafaza edebilirsiniz. Bir buzdolabı poşetinde buzluğunuzda saklayacağınız ekmek kırıntılarını köfte yaparken, tavuk panesinde ya da tatlılarda kullanabilirsiniz.

8- Protein tasarrufu

Et yerine zaman zaman yeşil mercimek, fasulye, nohut pişirebilirsiniz. Çünkü bu baklagillerde etteki kadar protein vardır. Yumurta da aynı şekilde iyi bir protein kaynağıdır. Menünüzde et varsa, et miktarını az tutarak, tahıl, salata, sebze gibi ürünlerle birlikte servis yapabilirsiniz. Et fiyatları ile baklagil ve sebze fiyatlarını karşılaştırdığınızda ev bütçesinde ne kadar önemli bir tasarruf sağladığınızı göreceksiniz.
CarrefourSA’dan evinizin ihtiyacı olan et, balık, tavuk ürünlerini uygun fiyatlarla karşılayabilirsiniz. Dilerseniz uzun raf ömürlü baklagillerinizi de CarrefourSA’nın promosyonlu ürünleri arasından stok yapabilirsiniz.
Mutfağınızın tasarruflu alışverişini reyonlarına birçok kaliteli markayı taşıyan CarrefourSA’dan yapabilir, alışveriş sırasında CarrefourSA’nın indirimli ve kampanyalı fiyatlarından yararlanabilirsiniz. Tasarruflu market alışverişinin püf noktaları için bloğumuzu takip etmeye devam edin