31 Mayıs 2019 Cuma

Çernobil'de ne oldu, temizlik nasıl yapıldı,reaktör nasıl soğutuldu, ne kadar insan öldü, ne kadar insan etkilendi


26 Nisan 1986’da, eski Sovyet ülkelerinden Ukrayna’nın Çernobil kentindeki nükleer enerji santralinin 4 numaralı ünitesinde büyük bir kaza meydana geldi.


İşletim ekibi, olası bir enerji kaybı esnasında türbinlerin acil durum dizel jeneratörü devreye girene kadar soğutucu pompaların faaliyetini devam ettirmek için yeterli enerji üretimini sağlayıp sağlayamayacağını test etmeyi planlıyorlardı.
Reaktör gücünü engellememek adına güvenlik sistemleri kasten devre dışı bırakılmıştı. Reaktör gücü, deneyi gerçekleştirmek için kapasitesinin %25 altına düşürülmüştü. Bu prosedür planlanana göre gitmeyince reaktör gücü seviyesi %1’in altına düştü. Bu yüzden enerjinin yavaş yavaş kesilmesi gerekti. Fakat deney başladıktan 30 saniye sonra beklenmeyen bir enerji dalgasıyla karşılaşıldı. Reaktörün (zincirleme reaksiyonu durdurması gereken) acil durum sistemi çalışmadı.
Reaktörün yakıt maddesinde ani bir ısı yükselmesi oldu ve çok büyük bir patlama meydana geldi. Reaktörü örten 1000 tonluk kapak havaya uçtu. Isının 2000°C’nin üstüne çıkmasıyla yakıt çubukları eridi. O sırada reaktörü örten grafit alev aldı ve dokuz gün boyunca yanmaya devam ederek çok büyük miktarda radyasyonun çevreye salınmasına yol açtı. Kazada, Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroşima şehrine kasten atılan nükleer bombadan daha fazla radyasyon salındı.

Temizlik

Yanmakta olan reaktörü söndürmeye yönelik ilk teşebbüsler arasında itfayecilerin reaktöre soğuk suyla müdahale etmesi de yer alıyordu. Bu çabaya 10 saat sonra son verildi. Yanan reaktörün üzerinde 27 Nisan’dan 5 Mayıs’a kadar 30’dan fazla askeri helikopter uçup durdu. Yangını kontrol altına alabilmek ve radyasyonu hapsetmek adına bu helikopterlerden 2400 ton kurşun, 1800 ton kum bırakıldı.
Bu çabalar da sonuç vermediği gibi, aslında durumu daha da vahimleştirdi: Isı, helikopterlerden bırakılan malzemelerin altında birikti. Çevreye saçılan radyasyonla birlikte reaktördeki sıcaklık da bir kez daha artış gösterdi. Yangınla mücadelenin son evresinde reaktör çekirdeğinin nitrojenle soğutulması sağlandı. Yangın ve radyoaktif salım ancak 6 Mayıs’ta kontrol altına alınabildi.
Tüm tehlikeye rağmen felakete müdahale etmek için de insan gücüne ihtiyaç vardı. Felaketi kontrol altına almak adına gösterilen boş çabalar için binlerce insan hayatını ve sağlığını feda etti. Bu insanlara “tasfiye görevlileri” deniyordu.
Ekip içinde radyasyona en fazla maruz kalanlar, santralin yangınla mücadele birimindeki 600 kişi ve işletim personeli oldu. Bu grup içerisindeki 130 kişinin radyasyona maruz kalma seviyesi, radyasyonla iç içe çalışan bir işçinin maruz kalacağı 650 yıllık radyasyon seviyesine eşitti. Binlerce askeri personel ve diğer çalışanlar, ölümcül oranda radyoaktif maddeleri neredeyse hiçbir tedbir almadan veya tedbirsiz bir şekilde taşımakla görevlendirildi.
Kısa süre içinde 31 işçi hayatını kaybetti. Toplamdaysa 1989 yılına dek Çernobil’deki temizleme çalışmalarına katılan 600.000 ila 800.000 kişi hayatını kaybetti. Bu insanların 300.000’i, bir yıl içinde maruz kalınabilecek radyasyon dozunun 500 kat fazlasına maruz kalmıştı. Hâlâ hayatta olanlarsa bugün bile sağlık sorunlarıyla pençeleşiyor.
Kazadan bu yana kaç kişinin öldüğü net olarak bilinmiyor. Eski Sovyet devletlerinin üçünün açıkladığı verilere göre bugüne kadar yaklaşık olarak 25.000 “tasfiye görevlisi” hayatını kaybetti. Üç ülkedeki tasfiye kurumlarından elde edilen tahminlerse resmi rakamların çok daha üstünde. The Chernobyl Forum’un 2005 yılı raporunda reaktör kazasına atfedilen can kayıpları arasında tasfiye görevlilerinin sayısı çok daha az.
Can kaybı verilerindeki bu farklılıklar, tespit yöntemlerinin farklılığından kaynaklanıyor. Tasfiye istatistikleri (kazazede sayısı ve maruz kalınan radyasyon miktarı) de Sovyet yetkilileri tarafından çarpıtıldığı için kesin sayılara belki de hiçbir zaman erişemeyeceğiz.

Felaket sona erdi mi?

22 Aralık 1988 tarihinde Sovyet biliminsanları, reaktörü kaplayan lahtin yalnızca 20 ila 30 yıllık bir ömre sahip olacak biçimde tasarlandığını açıkladı.
Nükleer kazadan üç sene sonra, Sovyet hükümeti Çernobil Nükleer Enerji Santrali’ndeki beşinci ve altında reaktör ünitelerinin kurulumunu durdurdu. Uluslararası müzakerelerden sonra, kazanın üstünden 14 sene geçmişken, 12 Aralık 2000 tarihinde kompleks tamamen kapatıldı.

“Lahit” nedir?

Patlamanın ardından hasar gören 4 numaralı reaktörünün etrafına betondan, devasa bir “lahit” (kapak) örüldü. Hasarlı nükleer reaktörü içine alan bu lahit, atmosfere daha fazla radyasyon salınmasını engellemek üzere tasarlanmıştı. İlk başta hasarlı reaktörü denetim altında tutmak için, hâlâ sıcak olan reaktör yakıtının reaktörün temelinde bir delik açmasına engel olacak bir soğutma levhası kurulması düşünülmüştü. Bu tüneli reaktörün altından açmak için kömür madencileri görevlendirilmişti. 24 Haziran’da 400 kömür madencisi reaktörün altında 168 metre uzunluğunda bir tünel açtı.
Reaktörü çevreleyen lahtin inşası, 7.000 ton çelik ve 410.000 m3 beton kullanılarak, Kasım 1986’da tamamlandı.
Lahit, yalnızca 20 ila 30 sene faaliyet gösterebilecek biçimde tasarlanmıştı. En büyük problemse istikrarsız oluşu. Yapımı alelacele tamamlanan lahtin taşıyıcı kirişlerinde meydana gelen paslanma, yapının bütünlüğünü tehdit eder nitelikte. Çatısının üstündeki deliklerden lahtin içine sızan su, radyasyona maruz kaldıktan sonra, reaktör zemininden alttaki toprağa karışıyor.
Biliminsanları, koruma kalkanının hassaslığı sebebiyle Çernobil’in kendisi kadar büyük bir nükleer faciaya sebep olacağını öngörüyor.
Reaktörün içinde kalan yakıtın miktarına dair kesin bir bilgiye sahip değiliz, fakat elimizdeki tahminler ilk içerikten %95 daha fazlası olduğunu gösteriyor. Ayrıca lahtin içinde, harap olan reaktör binasının parçacıklarından ve lahtin içine atılan radyasyonlu topraktan kaynaklanan binlerce metrekarelik nükleer atık bulunuyor.

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Ekonomik Krize karşı yapılması gerekenlerle ilgili ekşisözlük yazarından sıralı tam liste


kaynak  link:





bu ve bu yazı genel olarak düşüncelerimi gayet güzel açıklıyor.

çok şükür hem ben hem eşim çalışıyoruz ve şimdilik çok fazla etkilenmedik ama bir olumsuzluk yaşamamak içinde dua ediyoruz (sağlık sorunu, evde bir hasar veya bir eşyanın bozulması).

ama gün geçtikçe işler sarpa sarıyor.

eskiden çuvalla alınan şeyler, şimdi tane ile alınıyor. aklı başında insana durumu anlatmak için benzetme yapmaya gerek yok. boşuna kendinizi yormayın şu şu kadar olmuş, markete gittim şunu aldım bu kadar ödedim falan diye.

esktra harcamaları neredeyse sıfırladık diyebilirim. 

örneğin; 
1-) starbucks / nero vs. gidip kahve almak yerine, evde yapıp termosa koyup o şekilde iniyoruz sahile uzun zamandır.

2-) çok geç saat olmadığı sürece veya mümkün olduğu sürece taksi kullanmıyoruz. aktarmalı da olsa, durak yakınımızda olmasa da otobüs, metro, minibüs kullanmaya çalışıyoruz.

3-) gezmeye çıktığımızda ya akşam yemeğimizi evde yiyecek şekilde dönüyoruz ya da çıkmadan önce yemeğimizi yiyip karnımızı doyurup öyle çıkıyoruz.

4-) eşim torrent kullanmayı bilmiyor, uğraşamaz diye netflix ve bu tv üyeliklerimiz vardı, kapattık ikisini de. ne isterse indirip, altyazılarını ayarlayıp ona hazır halde bırakıyorum usb yi. takıp tv ye izliyor. 

5-) tatil planımızı sigortalı almıştık, iptal ettirdik. ailem akçay'da yaşıyor, onların yanına gideceğiz. birde eşimin ailesinin kumla'da yazlığı var, 1 haftada oraya gideceğiz.

6-)bozulmayacak bakliyatları / gıdaları baya baya doldurduk (iyi ki zamanında yapmışız, çünkü baya zamlandı herşey) 
fasulyeyi ve nohutu haşlayıp, yemeklik olarak bölüp derin dondurucuda saklıyoruz. pirinci paketinde sakladığımız zaman uzun süre gidiyor ama paketini açtığımızda çok dayanmıyor, böceklenebiliyor. 

7-) bazı yaz sebzelerini alıp yıkayıp derin dondurucuya atmıştık. geçen seneden dolmalık biber var, dondurucudan çıkartıp, çözülmesini beklemeden doldurup pişiriyoruz.

8-) bütün tavuğu alıp haşladık, didikledik porsiyonlara bölüp kaplara attık dondurduk. istediğimiz zaman çıkartıp çözdürüp yiyoruz. tavuğun suyunu da buz kalıplarına koyup dondurduk. knorr bulyon fln kullanmıyoruz. 

9-) maydanoz ve dereotunu buz kalıplarına koyup üzerlerine yağ doldurup attık buzluğa mevsiminde. onları da yemekte ihtiyacı olduğunda kullanıyor.

10-) bir ara yine bir market kampanyasından indirimli peynir fln almıştık. sardık sigara böreklerini attık dondurucuya.

11-) kurban bayramında et gelirse eğer kıyma olarak çektirip bir kısmı ile köfte yaparız geri kalanını kıyma olarak dondurucuya stoklarız yine. 

12-) marketlerde ki kampanyalı ürünleri atmaca gibi kovalıyoruz. geçtiğimiz pazar günü xx tutarda alışverisler de atcivex sıvı sabun 18 tl yerine 6,90 dı. evde sabun olmasına rağmen aldım. 

13-) ek gelir elde etmenin yöntemlerini araştırıyoruz sürekli, ne yapabiliriz ne edebiliriz diye. eşimin ingilizcesi iyi olduğu için clicksense gibi sitelerde anket doldurup, görev yapıyor. ben stok fotoğraf satmaya çalışıyorum.

14-) hatırlatma üzerine ekliyorum, ev havalandırmasına dikkat ediyoruz.
mesela; yazın en serin saatlerde, kışın en sıcak saatlerde evi havalandırmaya özen gösterin. 
evde mutlaka termometre kullanın. kombiyi buna göre ayarlayın. örneğin oda sıcaklığını 20-21 derece ye ısıtacak kadar çalıştırın kombiyi, üzerinizde zaten kışlık kıyafetiniz 
olduğundan vücut ısınız 24-25 dereceye çıkacaktır bu da normaldir. eğer genel olarak üşüyen biri iseniz kombiye abanmak yerine tv karşısında otururken ayaklarınıza 
bacaklarınıza battaniye örtün, bir nebze daha kalın giyinin. ayağa çorap değilde patik geçirin.

15-) zararlı mararlı demeyin 3 beyaz (un, tuz, şeker) kenarda köşede dursun. akmaz, kokmaz böceklenmez. 

işin özeti, kendimizce tasarruf yapıp, giderimizi kısmaya çalışıyoruz. 

başarılı olduğumuz ölçüde az hasar alarak bu krizi atlatmış oluruz diye umuyorum. 

ilk anda aklıma gelen tasarruflarımızı yazdım, hatırladıklarımı tekrar yazarım.

bana katılanlar olabilir, karşı çıkanlar olabilir her görüşe saygım var. 

....

edit: aklıma gelen tasarruf yöntemlerimizi ekledim. bunların dışında varsa sizde yazar mısınız?

edit 2: 14. ve 15. maddeleri hatırlattığınız için teşekkürler @taksi kime ve @nakahkoios 

edit3: bir yazar "sizde ki derin dondurucu oda büyüklüğünde fln heralde diye mesaj atmış. öyle değil, örnek olarak ebatları şunun gibi.