3 Temmuz 2019 Çarşamba

Türkiye'de Muazzam Paraların Gömüldüğü İnşaat Sektörünün 15 Yıllık Detaylı Analizi




kaynak
özetlemek gerekirse bu yazı; ekonomik kriz başlıklarında ve sosyal ortamlarda sıkça eleştirilen inşaat sektörünün durumunu, başta tüik olmak üzere diğer resmi kurumlardan aldığı istatistikleri ve çok az da olsa yazarın yorumlarını içermektedir. bunlara ek olarak bu rakamlarla türkiye'nin durumu diğer ülkelerle karşılaştırılacaktır. ülkedeki konut sayısı, avm sayısı, işgücünün inşaat sektöründeki yeri, ipotekli konut sayısı, müteahhit sayısı vs bilimum sözlükte sıkça eleştirilen durumların rakamları ve kaynakları paylaşılacaktır.

öncelikle başlıktan başlayalım. türkiye 2002 ve 2017 arasında inşaat ve gayrimenkul sektörüne tam 3.5 trilyon lira harcadı. bu rakamlar tüik'e aittir.
bu hesabı gayri safi milli hasıla ile yaptık. (gsmh)
gsmh nedir? bir ülkede 1 yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin parasal değeridir.
2002'den bu yana inşaat ve gayrimenkul faaliyetlerinin parasal değeri aşağıdaki gibidir.
yıl-----inşaat(x bin tl)-----gayrimenkul faaliyetleri (x bin tl)
2002--- 16,286,205.22--- 28,581,099.41
2003--- 21,654,506.47--- 37,192,116.65
2004--- 30,819,874.15--- 46,812,835.97
2005--- 37,582,564.09--- 57,504,934.04
2006--- 49,816,623.37--- 70,232,802.35
2007--- 59,796,605.40--- 84,535,505.93
2008--- 67,981,092.89--- 96,915,867.52
2009--- 56,156,968.93--- 104,835,007.45
2010--- 70,701,311.32--- 114,940,975.91
2011--- 100,016,363.16--- 125,018,461.82
2012--- 117,433,141.95--- 135,459,330.20
2013--- 145,908,412.53--- 148,972,223.59
2014--- 165,654,620.29--- 163,852,019.43
2015--- 190,619,215.14--- 180,721,035.24
2016--- 223,362,830.98--- 201,561,273.84
2017--- 265,977,448.66--- 222,753,822.27
toplam: 1,619,767,784.55 ---------1,819,889,311.62
inşaat ve gayrimenkul faaliyetleri toplamı: 3,439,657,096.17(x bin tl)
türkiye'de inşaat, gayrimenkul faaliyetleri ve imalat sanayinin milli gelirdeki payı yıllara göre aşağıdaki gibidir:



peki bu durum almanya'da nasıl?


almanya'da gördüğünüz gibi inşaat sektörü %4.9 türkiye'de ise %8.6
imalat sanayi almanya'nın milli gelirinde %25.6 bir paya sahipken türkiye'de sadece %17.6'lık bir orana sahiptir.
almanya'yı da saymayalım. dünyada inşaat konusunda bizden çok daha iyi olan ve yurt dışı piyasalarında inşaat konusunda rekabet içinde olduğumuz çin'e bakalım;



görüldüğü gibi çin'de de milli gelirin çok önemli bir kısmını oluşturmuyor.

peki sıkıntı tam olarak ne? imalat sanayi neden 19 sene boyunca hep yerinde saymış?

bildiğiniz üzere 15 eylül 2008'de lehman brothers'ın batmasıyla başlayan süreçte dünya yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. bu küresel krizin sonucu olarak amerika merkez bankası yani fed (federal rezerv sistemi) ekonomideki durağanlığı azaltmak ve insanları tüketime teşvik etmek için parasal genişleme başlattı. yani piyasaya para arzını arttırdı. aralık 2008'den ağustos 2014'e kadar tam 3.9 trilyon dolar piyasaya para akışı sağladılar. bu paralar gelişmekte olan ülkelerin çok fazla işine yaradı. özellikle türkiye'nin. sermaye hareketlerini şu an çok hızlı olduğu dünya'da türkiye'ye inanılmaz derecede sıcak para geldi. peki bu gelen paralar ve türk banklarının yurt dışından neredeyse 0 faizle aldığı ve hanehalklarına verdiği krediler türkiye'de nerede ve hangi sektörde kullanıldı?

tüik verilerine göre 2008'den beridir yapılan bu parasal genişlemeden türkiye'de en çok nasibini alan sektör "inşaat", yukarıdaki grafikten tekrar kontrol edebilirsiniz. en çok ihtiyacımız olan hizmet sektörü, imalat sanayi ve finans sektörü artması gerekirken bütün kaynaklar inşaat sektörüne kaymış durumda. gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hizmet sektörünün lider olup, tarım sektörünün %1 dolaylarında seyretmesi gerekirken türkiye'de %6.2 seviyesinde bu durum almanya'da %1 bile değil. bütün sektörlerin 2002-2017 yılında milli gelirdeki payları neredeyse aynı kalırken inşaatın payı gözle görülür bir biçimde artmıştır. bana şimdi abd'nin imalat sanayisi %20 diyeceksiniz, haklı olabilirsiniz fakat abd'nin finans ve hizmet sektörü türkiye'den fersah fersah daha iyi. yani türkiye inşaatın payını arttıracağına hizmet sektörünün ya da imalat sanayisine olan yatırımlarını arttırabilirdi. onu da saymayalım eğitimin payı 1998 senesinden beridir neredeyse aynı kalmış. en azından gelen sıcak paralar ve düşük maliyetli krediler eğitimde değerlendirilebilirdi. neyse konuyu fazla dağıtmayalım.

peki biz bu kadar yatırıma rağmen inşaatların maliyetini düşürebildik mi?

tüik verilerine göre inşaat maliyet endeksine bakalım.



"anadolu yapım müteahhitleri federasyonu genel başkanı ali aydın, döviz kurundaki artışın inşaat sektörü üzerine etkisini değerlendirdi. inşaat maliyetinin yüzde 70 arttığını belirten aydın, müteahhitlerin iş yapamaz hala geldiğini söyledi."
döviz kurlarından dolayı maalesef önemli kaynaklarımızı ayırdığımız inşaat sektörünün maliyetlerini de düşüremedik. aldığın ortalama bir ev 3 yıl sonra neredeyse kendini ikiye katlıyordu. işte bu rantiye zamanında asya krizinin de başlangıcı olmuştu. türkiye ekonomisi bir rantiye sistemi üzerine kurulu, üretmeden ve hiçbir şey yapmadan para kazanmaya sebep oluyor. ev ihtiyacı olmayanlar bile bir yatırım aracı olarak inşaat ve gayrimenkul sektörlerine yatırımlarını kaydırdılar.
yurt dışından gelen kredi maliyetlerinin düşüşü sebebiyle herkesin ev talebi arttı. bu da burnundan kıl aldırmayan müteahhitlerin kar marjlarının çok fazla olmasına sebep oldu. bu gibi sebeplerden dolayı rantiye sürekli arttı ve inşaat ve gayrimenkul sektörlerinde bir balon oluşmasına sebep oldu.
tüik verilerine göre konut satışları:



konut satışları yurt içinde düzenli olarak artmış. bu da balonun en büyük sebeplerinden.
peki inşaat sektörü bize hiç yurt dışından para kazandırdı mı? yani yatırımlarımız çok fazla arttığı için bu konuda çok iyi olduk mu? uzmanlaşabildik mi?
bizim müteahhitlerimiz yurt dışında çinli müteahhitlerden sonra geliyor. ayrıntıya buradan bakabiliriz:
peki bu adamların gerçekten bize bir yararı oluyor mu? yani paralarını türkiye'ye yatırıyorlar mı? hemen merkez bankası ödemeler bilançosundan inşaat gelirleri hizmetlerine bakalım.
2017 yılında merkez bankası verilerine göre türkiye'ye inşaat hizmet geliri tam 438 milyon dolar. yani türkiye'ye 2017 yılında ancak bu kadar döviz getirebilmişler. 2017 yılında işçi geliri 417 milyon dolar. neredeyse müteahhitlerle aynılar.
daha ayrıntılı bilgi için; tcmb ödemeler dengesi istatistikleri-kasım 2018'e bakabilirler.
buna ek olarak net hata ve noksan kısmına dikkatinizi çekmek isterim ülkede 2018'de net hata ve noksan 19.507 milyon dolar. yani 19 milyar dolarlık kaynağı belirlenemeyen döviz girişi var ülkede. katar’ı konuşup konuyu dağıtmayalım.
yurt dışında müteahhitler 2008'den 2015'e kadar 23-30 milyar dolarlık projeler üstlenmişler. bu durum 2016 yılından sonra değişmiş, neredeyse %40 düşüşlerin yaşanmasına ve 14 milyar dolara kadar düşmesine sebep olmuş. zaten paralarını türkiye'ye getirmiyorlar ama buradan çıkarmamız gereken bir şey var, demek ki dünyada inşaat sektörü daralmaya başlıyor. peki biz hala neden avm ve konut yapmaya devam ediyoruz? bir söz vardır, müzik çalmaya devam ettikçe dans etmeye devam edersin diye, çok doğru söylenmiş bir söz. bakalım ziraat bankası operasyonlarıyla ve teşviklerle müteahhitleri nereye kadar ayakta tutabilecekler?
göründüğü kadarıyla müzik çalmaya devam ediyor olacak ki istanbul'da 2020 yılında avm sayısı 136 olacak. 15 yılda avm'lere yaklaşık olarak 50 milyar dolarlık yatırım yapılmış. bu avmler yapılırken birçoğu krediyi yurt dışından sağlıyor. bakın tam elli milyar dolar. türkiye'nin nisan-mayıs aylarında imf ile masaya oturulacağı konuşuluyor ve türkiye'nin istediği kredinin yaklaşık 70-80 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. 50 milyar doların bizim için aslında ne kadar önemli olduğunu bu imf örneğinden de anlayabilirsiniz.
peki bu kadar kaynak ayrılan ve son yıllarda milli gelirde payı artan inşaat sektörünün istihdama katkısı ne kadar?



tüik bize yukarıdaki gibi olduğunu söylüyor. demek ki inşaat sektörü bize döviz olarak katkı sağlamadığı gibi istihdama da pek katkısı olmuyor.
şimdi tekrar yukarıya dönelim. peki inşaat sektörü sadece döviz fiyatları artışından dolayı mı yavaşladı? hayır. faiz oranlarının artması sonucu 2018'de son beş yıldaki en düşük ipotekli konut satışı yapılmış. link aşağıda. işte faiz oranının artması sonucu ülkenin adeta lokomotifi haline gelen inşaat sektörü çok büyük bir sıkıntı yaşıyor.
ipotekli ev sayısındaki azalış ve artışa buradan bakılabilir:



peki son 15 yılda kaç metrekare alana yapı izni verildi?



not: 2018 yılı son çeyrek verisi olmadığı için 2018 yılı çok daha az gibi duruyor fakat son 3 çeyreğin ortalamasının 40 milyon olduğunu varsayarsak en yüksek 165 milyon metrekare olacağını tahmin ediyorum. yani 2018 yılında konut satışları artsa da inşaat ruhsatları epeyce azalmış gibi görünüyor. betonlaşma çok artıyor diye eleştiren insanların ne kadar çok haklı olduğunu istatistikler bize söylüyor. özellikle 2009 sonra artan metrekare sayısının en büyük sebebi, gelen bu sıcak paraların inşaat sektöründe kullanıldığıdır.

peki ülkenin gelirine katkısı yok diye eleştirdim, bu yabancıların aldığı konutların, arsaların ekonomiye katkısı nedir?

son 5 yılda en döviz kurundaki artışa paralel olarak 2017 yılında tam 6.5 milyar tl gelir elde edilmiş. 2013 yılında ise bu rakam 1.6 milyar tl. o zaman tl değerli bir paraydı.



kaynak ve daha fazla ayrıntılı bilgi için tapu ve kadastro genel müdürlüğü'nün sitesini ziyaret edebilirler: https://www.tkgm.gov.tr/…az-yatirimi-ikiye-katlandi
bir sektör büyüdüğü zaman buna bağlı olarak kendisiyle alakası olan sektörler de büyür. peki inşaat malzemesi ihracatımız nasıl? hemen bakalım.
bilerek 2013-2014 yıllarına ait ihracat rakamlarını aldım o dönem inşaat sektörü altın zamanlarını yaşıyordu.



gördüğünüz gibi inşaat sektörünü ilgilendiren ya da inşaatla ilgili bir-iki ihraç malı var. demek ki kaynaklarımızı ve yurt dışından çektiğimiz kredileri yatırdığımız inşaatın bize ihracat konusunda da hiç yararı yok. bunun yanı sıra kendisine bağlı sektörlerin de yerinde saymasına sebep olmuş.
inşaat sektöründe artan kar marjı ve sürekli artan rantiye insanların inşaat sektörüne yönelmesine sebep oldu.
bu ülkede kaç müteahhit var?
330.000 müteahhit var. bizimle hemen hemen aynı nüfusa sahip almanya'da 3800 müteahhit var. 512 milyon nüfusa sahip avrupa birliği'nde 20-30 bin arasında değişiyor. 330.000 müteahhidin büyük bir çoğunluğu bu mesleği artık bırakması gerekiyor.
neden?
konut stoğu kasım ayı itibariyle 2 milyon adede ulaşmış durumda. gelin küçük bir hesap yapalım. türkiye'de 100 metrekarelik bir evin ortalama değeri 175.000 tl. bakın bu konut stoğunun 250.000 adedi istanbul'da. yani verdiğimiz ev fiyatı çok fazla iyimser bir rakam. ufak bir çarpma işlemi yapalım;
2.000.000 x 175.000 = 350.000.000.000 tl.
dolar kuru 5.46 tl
350.000.000.000/5,46 = 64.102.564.102,564 yapar. evet altmış dört milyar dolar yapar. bu müteahhitler yüzünden ülke 64 milyar dolarını betona gömmüş durumda.
bakın bu müteahhitlerin yaptığı betonların maliyeti 64 milyar dolar. yani ülke için o kadar büyük bir yük oluşturdular ki altından kalkmamız mümkün değil.
umarım müteahhitleri sahip çıkıp, bu altmış dört milyar doların bedelini bize ödetmezler.
gördüğünüz gibi harcanılan milyarlarca tl yetmiyormuş gibi bir de 64 milyar dolarlık bir yatırım öylece duruyor. o konutları alan hiç kimse yok. tamamen öylece duruyorlar.

özetlemek gerekirse

inşaat sektörünün ülkede geldiği nokta tam olarak budur. insanlar çok eleştiriyorlar ama çok haklılar. yurt dışından gelen düşük maliyetli kredileri ar-ge ve eğitime harcayacakken inşaat sektörüne harcayarak büyük bir hata ettik ve sadece günü kurtarabildik.
son 15 senede karşılığı 3.5 trilyon lira olan inşaat sektörünün ülkeye katkısı bu kadar. doğaya verdiği zararı saymıyorum bile. bu kadar para ayrılan bir sektörün bu ülkeye ekonomik anlamda çok daha fazla katkı sağlaması gerekiyordu. yine takdir sizin, ben açıkçası kaynağı belli verilerle konuştum.
ekleme: inşaatın %8.6 gibi bir payı size düşük gelebilir. araştırırsanız göreceksiniz 2017’de inşaat ve gayrimenkulun gsmh içindeki payı %17’di. bu durum çin’de %11 iken 2008’de kriz yaşanan abd’de bile %10'u zor geçiyordu. yani %17’lik bir payı görmezden gelmek hatta düşük demek saçma olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder