31 Ağustos 2019 Cumartesi

ikinci dünya savaşında kaç insan öldü

İkinci Dünya Savaşı tarihin en kanlı savaşı olmuştur ve 75 milyona(o zaman ki dünya nüfusunun kırkta birine yakın) yakın insan hayatını kaybetmiştir. Ancak bu savaşta en çok kayıp veren ülkeler bizlere tarih kitaplarında baş aktör olarak sunulan ülkelerden farklıdır. “Buda mı savaşmış?” diyeceğiniz pek çok ülke baş aktör olarak düşünülen ülkelerden kat kat daha fazla kayıp vermişlerdir. Hatta listemde olmasını beklediğiniz ülkeleri göremeyeceksiniz diye düşünüyorum. Bunun sebebi aslında onların savaşta sanıldığı kadar aktif olmadığının ve zaferin verdiği gururu başka ülkelerden çaldıklarının göstergesidir. Evet doğru ABD ve İngiliz İmparatorluğundan bahsediyorum.
İşte o bahtsız ülkeler;
1- Sovyetler Birliği (27.000.000)
27 milyon insanın 9 milyonu askerken 18 milyonu sivildi. Stalin 1946 yılında ülkenin kaybını 7 milyon olarak açıkladıysa da aslında bu rakamın sonradan daha fazla olduğu ortaya çıktı. Çünkü hem ölü sayıları kestirilemiyor hemde yiğitliğimize halel gelmesin diyerekten rakamlar küçültülüyordu.
stalin-sovyetler-birligi
Sovyetler Birliği’nin savaşa girerken nüfusu 168 milyondan fazlaydı. Bu nüfusun yaşadığı topraklar savaş sonrasında genişlediği için 1941 yılında, sonradan elde ettiği topraklarla düşündüğümüz zaman 180 milyondan fazla insanın yaşadığı bir bölgeden bahsediyoruz. Bu nüfusu göz önüne alınca yaklaşık olarak nüfusun yedide birinin hayatını kaybettiğini anlıyoruz. Bu rakam size biraz fazla geldiyse “İkinci Dünya Savaşında Türkler” isimli yazımda da belirttiğim gibi Sovyetler Birliği’nin sadece Mihver koalisyonla değil aynı zamanda kendi içinde de bir iç savaş durumu yaşadığını hatırlatmak isterim. Yani bu kadar insanın hepsi Naziler ve onlara katılan diğer gönüllü Avrupalılar tarafından öldürülmedi. Pek çok zamanda pek çok farklı sebepten ötürü kendi insanlarıyla da karşı karşıya geldiler. Ama her şeye rağmen partizanların da desteği ile bütün Doğu Avrupayı özgürleştirdikleri gibi Nazileri de yıktılar. Daha sonra da Japonya’ya taarruz ederek Japonların pes etmesini sağladılar. “Japonların pes etmesini ABD’nin atom bombaları sağlamamış mıydı?” diye soruyorsanız “İkinci Dünya Savaşını ABD Bitirmedi” adlı yazımı okumanızı ve Japonların asıl pes etme sebebine bakmanızı tavsiye ederim.
2- Çin Halk Cumhuriyeti (20.000.000)
20 milyon kaybın sadece 4 milyonu askerdi ve geri kalan 16 milyon ise sivildi. 1937 yılında Japonlar Çin’e saldırdığında ülkenin nüfusu 500 milyondan oldukça fazlaydı ve bu rakam o dönem ki toplam dünya nüfusunun dörtte birinden fazlaydı(1800’de 300-400 milyonluk Çin’in nüfusu 1 milyarlık dünya nüfusunun üçte birinden fazlaydı, günümüzde ise etnik Çinli nüfusu dünyanın beşte biri kadar). Japonlar işgal ettikleri bütün ülkeler de soykırım politikası uyguluyorlardı. Her halde soykırım uygulamanın en zor olduğu ülke Çin olsa gerek. Bir Japon generalin bu konu ile ilgili “Biz bu ülkeyi nasıl yeneceğiz, mermimizden daha fazla Çinli var” dediğinden bahsederler, tabi bu bir espri mi yoksa gerçek mi bilmiyorum.
Çin zaten oldukça kanlı olan bir iç savaş içindeydi. Ancak Japonların işgali ile beraber milliyetçiler ve komünistler birbirleriyle savaşmaya ara vererek Japonlara karşı birleştiler. Daha sonra Japonların çekilmesiyle tekrar kaldıkları yerden savaşmaya devam ettiler. Savaş sırasında milliyetçiler uyanıklık yapıp komünistlerin daha fazla kayıp vermesi için çoğu zaman pasif davrandılar ve bu Japonların işini kolaylaştırıyordu. Tabi daha sonra milliyetçiler yaptıklarına pişman oldu. Çünkü komünistler savaştıkça halkın gözünde büyüyor ve insan topluyorlardı. En sonunda savaş bittiğinde komünistler milliyetçilerden daha güçsüz olmaları gerekirken daha güçlenmiş olarak çıktılar ve 1949 yılında komünistler ülkenin tamamında kontrolü sağlamış oldular(Tayvan adası hariç).
3. Almanya (7.500.000)
6 milyonu asker olmak üzre 7,5 milyon insan yitiren Almanya 1,5 milyona yakında sivil kaybetti. Bu siviller genellikle İngiliz ve Amerikan hava saldırıları sonucu öldüler. Askerlerin ise büyük kısmı Fransa, İngiltere veya ABD ile savaşırken değil, doğu cephesinde komünizmle savaşırken ölmüştü.
hitler
Almanların görece az insan yitirmesinin sebebi ise kendileriyle savaşan pek çok destekçinin var olmasıydı. Doğu cephesinde Anti-Slav ülkelerle birlikte komünist hareketlerle savaşıyorlardı. alman ordusuna en büyük destek ise Avrupa genelinde topladıkları aşırı sağcı gönüllülerden geliyordu. Romanya, Macaristan, Finlandiya, İspanya, Hırvatistan ve Slovakya gibi ülkeler Nazilere destek amaçlı tümenler gönderirken Almanlar bunun dışında ki ülkelerden savaş boyunca Anti-Komünist gönüllülerden oluşan ordular kurdular. Bu aşırı sağcı gönüllüler ordusunu Anti-Komünizm, Yahudi karşıtlığı, fakirlik, korku ve güce hayranlık gibi unsurlar kalabalık hale getirmişti. Bunda Nazilerin başarılı propagandaları çok etkili olmuştu. Öyle ki SS birliklerinde Almanlardan çok Alman olmayan gönüllüler vardı ve bu birlikler müttefikler açısından en korkulan askerlerdi. Zaten eğer her şeyi Almanya kendi yapmaya kalksaydı savaş daha erken biteceği gibi Almanlar çok daha fazla kayıp verirlerdi.


Günümüz Almanya sınırlarında savaş öncesinde nüfus 69 milyon kadardı. Ama Almanlar Polonya’ya girip savaşı başlatmadan önce Avusturya ve Çekoslovakya’ya da sahiptiler. Böylece Nazi toprakları savaş öncesinde 92 milyon ediyordu. Polonya, Avusturya, Çekoslovakya gibi ülkeler büyük bir Alman nüfusu barındırıyorlardı ve bu yüzden ırksal temizlik yapılması daha kolaydı. Bu yüzden önce Avusturya sonra Çekoslovakya tercih edildi. En sonunda da Polonya’ya girilmesiyle batılılar, Hitler’in toprağa doymayacağını anladılar ve sonunda savaş ilan ettiler.
4. Polonya (6.000.000)
Polonya’nın kısa bir sahil şeridi vardı ve bu sahil onlara kuruluş aşamasında iken denize sınırları olsun diye verilmişti. Ancak bu şerit Alman topraklarını bölüyordu. Almanlar hem Doğu Prusya ile kara bağlantısını sağlamak hemde kalabalık bir Alman nüfusun olduğu Polonya’yı ele geçirerek, Almanları tek çatıda toplama adımını tamamlamak üzre oluyordu. Almanlar bu yüzden Polonya’ya saldırarak yeni dünya savaşını başlattılar.
polonya-2-dunya-savasi
Sovyetler Birliği ise Polonya’nın doğusuna saldırdı. Hem Almanlara daha az toprak kalsın istiyor, ayrıca Polonya’nın geçmişte yaptığı bir ihanetin intikamını hissettiriyorlardı. Polonya’ya Bolşevik devrimden sonra Lenin’in onayı ile bağımsızlık kendilerine hediye oldu. Ancak Polonya Rusya da ki iç savaşı fırsat bilerek daha fazla toprak kazanmanın peşine düştü. Böyle bir hainlik Bolşevikler de hayal kırıklığına sebep olduğu gibi iki Slav ülkenin birbirine öfkesini arttırmıştı.
Nüfusuna oranla en çok insanın öldüğü ülke Polonya’dır. Polonya da 3 milyona yakını Yahudi olmak üzere 6 milyon insan öldü ve bunun çok azı askerdi. Avrupa da en çok Yahudi Polonya da yaşıyordu. Bu yüzden en meşhur toplama kamplarının yeri burası idi. Almanya da Hepi topu 160 bin Yahudi katledilirken Polonya da ki ölümlere bakınca aslında Yahudileri öldürme fikrinin Nazilerde savaş sırasında oluştuğunu anlıyoruz. Savaş öncesinde Yahudileri sürgün ederek Almanya’yı temizlemeye çalışan Naziler savaş başlayınca öldürme yoluna gidiyorlardı. Çünkü; artık topraklar genişliyordu ve kontrolün kolaylaşması için etnik temizliği hızlandırmak gerekliydi.
5. Endonezya (4.000.000)
Endonezya ile ilgili bilgi elde etmek gerçekten çok zor bu yüzden savaşta nasıl bir direniş gösterdiklerini bilemiyoruz. Ancak Japonlar 1942’de işgal ettikleri bu ülkede 3 yıl boyunca 4 milyon sivil katletmişler. Görünen o ki pek ciddi bir direnişte görmemişler. Japonlar her işgal ettikleri ülke gibi burada da büyük soykırımlara imza atmışlar.
endonezya-2dunyasavasi
Japonlar bölgeden çekilirken çok sayıda silah bırakıyorlar ve böylece Endonezya halkına Hollanda ile mücadele edebilmesi için bir fırsat veriyorlar. Bir nevi Japonlar Endonezya için “bana yar olmadı beyazlara da olmasın” diyorlar. Ancak Hollanda’ya karşı verilen bağımsızlık mücadelesinde 4 yılda 100 bin kişi öldü. Buda 3 yılda 4 milyon kişiyi öldüren Japonların soykırım konusunda Hollandalılara göre oldukça yetenekli olduklarını gösteriyor.
6. Japonya (2.680.000)
Japonlar 3 milyona yakın insan yitirdiler. Bunun 2,1 milyonu askerlerdendi. Geri kalan siviller ise ABD bombardımanından dolayı ölüyorlardı. Japonların yaşadığı ana karalarda nüfus 80 milyona varıyordu. Bunların içinde oldukça yüksek sayıda Koreli köleler vardı. Dikkatinizi çekmişse Japonya’nın da tıpkı Almanya gibi sivillerden ziyade askerini yitirdiğini fark etmiş olmalısınız. Bu ülkeler oldukça kalabalık ordular halinde başka ülkeleri işgal ettiği için savaşın büyük kısmını kendi toprakları dışında yürüttüler bu yüzden sivil kayıpları görece daha az oldu.
japonya-sdunyasavasi
ABD ve İngilizlerin, Japonlar ve yerel müttefikleri karşısında ki kayıpları ikisininde 100 bin civarında asker olmuştu. Özellikle İngilizlerin en büyük ordusunun bulunduğu Singapur’da ki kuvvetlerinin Japonlara teslim oluşu büyük bir utanç kaynağı olmuştur.
Japonlar en çok kaybı ise 1945 yılında verdiler. o yıl Japon adaları artık ABD uçaklarının menziline girmişti ve çok rahat bomba yağmuruna tutulabilir oldular. Bu bombardımanlar halkın savaşı daha yakından hissetmesine neden oluyordu. Ayrıca o yıl Mançurya da ki 700 bin kişilik Japon ordusu 1,5 milyonluk kızıl ordunun taarruzuna uğrayıp tamamen yok oldu. Ayrıca bu taarruz Japonların yakın topraklarını sırayla kaybetmesine neden olduğu için Japonlar teslim olup ellerinde ki mevcut adaları kurtarma yoluna gittiler. Bu taarruz sırasında ABD atom bombaları attığı için teslimiyet atom bombasının marifeti haline geldi ve övgüler kızıl orduya gitmesi gerekirken ABD’ye gitmiş oldu.
7. Hindistan (1.600.000)
O dönemde Japonya uzak doğu da pek çok Avrupa kolonisini kendi kolonisi haline getiriyordu. İngiliz İmparatorluğunun incisi olan bu bölgede Hindistan Bağımsızlık Hareketi Japonları bir kurtarıcı olarak görmüştü. Bu düşünce sadece onların değil bütün Asya kolonilerinde dile getirilen bir düşünceydi.
hindistan-2dunya-savasi
Özellikle Japonların Burma da yer edinmeye başlaması Hindistan Bağımsız Hareketi için umutları iyice arttırdı ve böylece Hindistan da kitlesel eylemler ve silahlı direniş patlaması hızlandıkça hızlandı. Ancak İngiltere için Hindistan gibi bir ülkeden vazgeçilemeyeceği için İngilizler son derece sert bir şekilde bütün kalkışmaları bastırıyordu. Başbakan Winston Churchill İngiliz İmparatorluğunun bölünmesine izin vermeyeceğim diyordu ama daha sonra Churchill’den iktidarı devralan sosyalistlerin lideri Clement Attlee birçok sömürgeye bağımsızlık verecekti.
O dönem 380 milyona yakın insanın yaşadığı günümüz Hindistan topraklarında ezici çoğunluğu sivil olmak üzre 1,6 milyon insan yaşamını yitirdi. Hintlilerin daha sonra Japonlar tarafından kurtarılma ümidi tükense de İngiliz siyasetinde yaşanan değişim onların bağımsız olmasını sağlayacaktı zaten.
8. Yugoslavya (1.027.000)
Yugoslavya da tam bir iç savaş durumu hakimdi. Sadece Almanlarla değil onlarla ittifak içinde olan pek çok tarafla mücadele söz konusuydu. Yugoslavya savaşın başlarında tarafsız kalmaya çalışsa da başarılı olamadı ve kızıl ordunun gelişine kadar amansız bir savaşın içine girdi.
yugoslavya-2dunyasavasi
Nazilerin sıkı müttefiki olan Çetnikler, Ustaşalar ve Boşnaklar karşısında komünist partizanlar bulunuyordu. Bu partizanlar ancak Sovyet yardımının ulaşmasıyla kazanabilecek idiler. Alman işgali sonrası Macarlara, Bulgarlara ve İtalyanlara biraz pay bırakıldı. Kalan bölgelerin batısında yani Hırvat ve Boşnak bölgelerde kukla bir Ustaşa rejimi kuruldu. Ustaşalar Çingenelere Yahudilere ve Sırplara yönelik büyük bir soykırım gerçekleştirdiler. Doğuda yani Sırp bölgelerinde ise yine kukla bir Çetnik rejimi kuruldu. Buralarda komünist gerillalar ve Çetnikler mücadele halindeydiler. En sonunda kızıl ordunun gelişiyle beraber bütün topraklar tek tek kurtarıldı ve ilk seçimin ardından Tito liderliğinde revizyonist bir komünist ülke ortaya çıktı.
9. Hindiçin (1.000.000)
Japonya günümüzde Vietnam, Laos ve Kamboçya’nın yer aldığı bu koloniyi Fransızlardan almıştı. Yerel halklar ise henüz Japonları tanımadıkları için onların gelişini memnuniyetle karşıladılar. Tıpkı diğer Japon işgal bölgelerinde olduğu gibi buralarda da çok iyi karşılandılar. Tabi sonradan diğerlerinde de olduğu gibi Japonların daha da beter olduğunu anlayacaklardı.
hindicin-haritasi
25 milyonluk bölgede 1 milyon sivil katledildi. Japon İmparatorluğu her yerde olduğu gibi burada da soykırım hobisini icra ediyordu. Fakat ilginçtir ki tıpkı diğer kolonilerinde yaptıkları gibi çekilirken silahlarını bölge halklarına dağıtacaklardı. Böylelikle insanların bu seferde Avrupalılarla savaşması sağlanacaktı. Yani Avrupa’dan intikam almak veya savaşın başka kişilerce devam ettirilmesi arzulanıyordu.
Japonların bu politikaları işe yaramıştı. Endonezya’nın Hollanda’dan bağımsız olması gibi Hindiçin de Fransa’dan kurtulacak ama bu direniş daha sonra meşhur Vietnam savaşına yol açacaktı. Vietnam savaşında hem Vietnam hem Laos hemde Kamboçya ikinci dünya savaşına kıyasla çok daha fazla kan kaybedecek ve savaşta ki toplam bombaların daha fazlasını görecekti ama yinede komünizm burada kazanacaktı.
10. Romanya (833.000)
Romanya’nın Nazilerin yanında yer almak için önemli sebepleri vardı. Bu sebepler Anti-Komünizm veya Anti-Slav olmanın dışında savaşı Nazilerin kazanacağı düşüncesinin oluşturduğu bir korkuda vardı. Özellikle Avrupa da pek çok ülke Naziler tarafından büyük şiddete maruz kalmamak için gönüllü kölelik pozisyonuna geçebiliyordu.
Romanya özellikle Rusya’nın işgalinde Nazi ordularına çok fazla destek kuvvet gönderiyordu. Zaten savaş öncesinde Sovyetler Birliği ile derin gerilimler yaşamıştı. Bu yüzden komünizmin devre dışı kalmasını önemsiyorlardı. Kızıl ordunun Romanya’yı kurtarmasıyla beraber artık Sovyetler Birliğine yakın bir ülke kurulacaktı.
11. Macaristan (580.000)
Tıpkı Romanya da olduğu gibi Macarlarda da Anti-Komünizm ve Anti-Slavlık düşüncesi yer edinmişti ama Yahudi ve Çingene karşıtlığı sadece Nazilerin baskısı yüzünden vardı. Bu ülkeler zaten Nazilerden korkarak hareket ettikleri için onlara yaranmak adına her tavsiyeyi emir olarak tatbik ediyorlardı.
macaristan-2dunyasavasi
Bu yüzden 200 bin Yahudi ve Çingene infaz edildi. O dönem 10 milyona yakın insan yaşayan bu ülke de sivil ölüm oranı yine savaşa göre azdı. Çünkü ülke birçok askerini komünizmle mücadele için Rusya’ya göndermişti. 300 bin asker hem taarruzda hemde ülke işgal edildiğinde öldü. Macar sivil kaybı ise 80 bin kadardı. Görüldüğü gibi mihver devletler yine sivilden çok asker kaybetmişti.
12. Fransa (567.600)
Fransızlar, Nazilere karşı şaşkınlık içerecek şekilde 6 haftada yenildiler ve Paris düştü. Bundan sonra Fransa da yeni bir hükumet kuruldu ve Almanya’nın kuklası haline geldi. Ne zaman ki ABD, İngiltere ve Kanada Normandiya çıkarmasından sonra Paris’i ele geçirdi, işte o zaman Fransa tekrar Almanya ile savaşmaya başladı ama zaten savaş bitmek üzereydi.
fransa-2dunyasavasi
Fransa da işgal sırasında insanlar çalıştırılmak için Almanya’ya götürülüyor ve pek çoğu geri gelmiyordu. Fransa da işgal yıllarında işgali tanımayanlar ise çalışmayı reddedip ormanlara kaçan partizanlar olmuştu. Bu komünist gerillalar Nazilerle ve kukla askerlerle savaşmaya çalışıyorlardı. Ancak çıkarma gerçekleşene kadar pek hasar verememişlerdi.
13. İtalya (454.500)
İtalya savaş boyunca 300 bin asker kaybetti. Özellikle Nazi bünyesinde Rusya’ya gönderdiği askerler içinde çok sayıda soğuktan ölenler oluyordu. Bunun dışında Doğu ve Kuzey Afrika da da müttefik kuvvetler ve yerel destekçileriyle savaşarak mücadelenin Afrika’da da azda olsa var olmasını sağlamışlardı. Ancak İtalya’nın savaşta hasar verme yönünden pekte faal olmadığını söylemek gerek.
İtalya’nın askeri kaybı sivil kaybından 2 kat fazla. Bu klasik mihver devleti özelliklerinden bir diğeri. Asıl ilginç olansa Macaristan ve Romanya gibi kendisinden daha fazla kayıp veren mihver güçler olmasına rağmen İtalya’nın adının tarih kitaplarında daha çok zikredilmesi. Bu sanırsam İtalya’nın savaş sırasında değil savaş öncesinde de gönüllü mihver olmasından kaynaklanan bir durum.


Birinci Dünya Savaşında Kaç Kişi Öldü?

KISACA ÖZET 
Birinci Dünya Savaşında ölen insan sayısı tam olarak bilinmemektedir. Tarihçilerin yaptığı farklı tahminlere göre Birinci Dünya Savaşında 16 milyon ile 19 milyon arasında kişi hayatını kaybetmiştir. Yaralı sayısının da 20 milyon ile 23 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.
Birinci Dünya Savaşı insan kayıpları açısından tarihin o güne kadar gördüğü en kanlı savaştır. Ordular arasında meydana gelen çatışmaların yanı sıra, sivil halka karşı yapılan katliamlar, hastalıklar ve yetersiz beslenme sebebiyle milyonlarca insan hayatını kaybetti.
1. Dünya savaşında kaç kişi öldü?
Kimyasal silahlar dünya tarihinde ilk kez Birinci Dünya Savaşında kullanıldı.
Kayıpların yüksek olmasının birinci sebebi teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan ağır ve öldürücü silahlardır. Dünya tarihinde kimyasal silahlar ilk kez bu savaşta kullanılmıştır.
Siper savaşları çatışmalarda ölen asker sayısının çok yüksek olmasına sebep olmuşlar. Özellikle Batı Cephesinde, çatışmalar karşılıklı siperlerle kilitlenmiş ve iki taraftan da herhangi ciddi bir ilerleme olmadan aylarca sürmüştür.
Hastalık ağır kayıpların bir diğer sebebidir. İspanyol gribi ve tifüs gibi salgılar yüzünden yüz binlerce asker hayatını kaybetmiştir.
Hava bombardımanları ve sivillere karşı yapılan planlı katliamlar sivil kayıplarının çok fazla olmasına sebep olmuştur. Ayrıca hastalık ve yetersiz beslenme sivil kayıplarını arttıran diğer iki önemli faktördür.

Birinci Dünya Savaşında Ölü Sayısı

Birinci Dünya Savaşında kaç kişi öldü sorusuna tarihçiler farklı cevaplar vermektedir. Özellikle sivil ölümlerin hesaplanmasında karşılaşılan zorluklar yapılan tahminlerin farklılaşmasına sebep olmaktadır.
Tahminlere göre 1. Dünya Savaşında ölen insan sayısı 16 ile 19 milyon arasındadır. Ölen asker sayısı tahminen 9 milyon ile 10 milyon arasındadır. Hayatını kaybeden sivil sayısı da yaklaşık olarak 7 milyon ile 9 milyon arasındadır.
Yaralanan asker ve sivil toplam sayının da 20 milyon ile 23 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Ülkelere Göre Ölü Sayısı

Ülkelere göre savaşta ölen insan sayısı sivil ve asker toplam olarak şu şekildedir (tahminlere göre yaklaşık sayı):
Rusya: 3 milyon
Osmanlı Devleti: 3 milyon
Almanya: 2,5 milyon
Avusturya-Macaristan: 1,9 milyon
Fransa: 1,7 milyon
İtalya: 1,1 milyon
İngiltere (Sömürge topraklarıyla birlikte): 1,1 milyon
Sırbistan: 1 milyon
Romanya: 600 bin
Bulgaristan: 180 bin
Yunanistan: 160 bin
Belçika: 140 bin
Amerika Birleşik Devletleri: 110 bin
Portekiz: 90 bin
Afrika’da çatışmalar, açlık ve hastalık sebebiyle ölen sivil sayısı: yaklaşık 600 bin

galatasaray'ın falcao'ya ödeyeceği rakam ortaya çıktı.. MÜTHİŞ PARA

KAYNAK İÇİN TIKLAYINIZ

Galatasaray’ın uzun zamandır transfer etmek için çabaladığı, Monaco’nun ligde oynadığı ilk üç maçta kadroya alınmayan Radamel Falcao transferi tamamlandı. Monaco Kulübü ile her konuda anlaşmaya varan Galatasaray, Radamel Falcao transferini bitirdi.

Radamel Falcao ile görüşmelere ilk başlanan zamanlarda Galatasaray Başkan Vekili Abdurrahim Albayrak ile birlikte çekilmiş fotoğrafı sosyal medyaya düşen, bu gelişmeden sonra Monaco’nun bonservis bedeli istemeye başladığı Radamel Falcao için Galatasaray’ın, bonservis bedeli ödemeden anlaşma sağladığı öğrenildi. Galatasaray’ın, Monaco’ya sonraki satıştan yüzde 50 pay vereceği belirtildi.
Galatasaray, Radamel Falcao ile 2+1 yıllık anlaşmaya vardı. 33 yaşındaki yıldız golcü yıllık 5 milyon Euro+bonuslar karşılığında Galatasaray’a “Evet” dedi.
Radamel Falcao, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde tur atlaması durumunda ise 1.5 milyon Euro daha kazanacakMenajer Ahmet Bulut, Instagram hesabından yaptığı paylaşımla transferi bir anlamda doğruladı. Ahmet Bulut, Radamel Falcao ile çekilmiş bir fotoğrafı sosyal medyadan takipçileriyle paylaştı.

müezzin ve imam maaşları ne kadar (sosyal medyada bir sürü rakam dönüyor hepsi yanlış)

Temmuz 2019 imam ve müezzin maaşları.

Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK tarafındna enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından en çok araştırılan konulardan biri, imamların ve müezzinlerin maaşlarına ne kadar zam gelecek konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesind eimam olarak görev yapmakta olan personeller , Temmuz 2019 'da ne kadar maaş alacaklarını araştırmaya başladı.

TÜİK tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyonuna göre TÜFE'de 2019 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre %0,03, bir önceki yılın Aralık ayına göre %5,01, bir önceki yılın aynı ayına göre %15,72 ve on iki aylık ortalamalara göre %19,88 artış gerçekleşti.


6 aylık toplamda TÜFE şu şekilde;
Ocak ayında TÜFE yüzde 1,06,
Şubat ayında TÜFE yüzde 0,16,
Mart ayında TÜFE yüzde 1,03,
Nisan ayında TÜFE yüzde 1,69,
Mayıs ayında TÜFE yüzde 0,95
Haziran ayında TÜFE yüzde 0,03,

MÜEZZİN VE İMAM MAAŞLARI NE KADAR OLACAK?

DİB bünyesinde çalışmakta olan imamlar 3549 TL maaş almaktadır. Maaş zammı ile birlikte imamlar 213 TL civarında maaş zammı alacak.

3215 TL maaş almakta olan müezzinler ise yüzde 6 'lık maaş zammı sonrası 193 TL civarında maaş zammı alacak.

5 Yıldızlı Otellerde Ucuza Kalma Yöntemi

sorun şu ki;
oteller her ülkeye aynı fiyatı vermiyorlar. hatta aynı ülkede farklı acentalara bile farklı fiyatlar veriliyor. bunun da sebebi getirilen turist sayısı!!!
türkiye'den ets veya jolly tur'dan ya da tatilsepeti.com gibi sitelerden rezervasyon yaparsanız yüksek iç pazar fiyatlarıyla karşılaşacaksınız.
ama alman, belçika, isviçre ve hollanda acentalarının otel kontratları daha ucuz.
bu yüzden rezervasyon yaptığı ülkenin pasaportu dışındaki bir pasaportla gelenlere bazen otellerde sıkıntı çıkabiliyor. 2016 turizm krizi başlığında bu konu birkaç yazar tarafından küfürlerle dile getirildi.
anlatacağım kısım işin biraz piçlik boyutunda.
almanya'dan alman pasaportu ile gelen turistlerde sıkıntı yok. çoğu otelin en ucuz fiyatları hep almanya'ya veriliyor. yani en ucuz fiyatlar hep euro fiyatı. dolar veya pound fiyatları biraz yüksek. euro diyoruz.
iStock.com
rezervasyon yapmanın 1. yolu
biraz zahmetli olsa da, internet üzerinden rezervasyon yapmak. bunun için bir alman ip'sine ihtiyacınız var. bunu sanırım bilgisayardan biraz anlayan arkadaşlar yapabilecektir. bilgisayarınızın ip'sini alman ip'sine değiştirdiğinizde alman sitelerinden rezervasyonu yaptırdınız. pasaport ve resepsiyonda karşılaşılabilecek sıkıntıları nasıl aşacağımızı birazdan anlatacam. şimdi rezervasyon.
rezervasyon yapmanın 2. yolu
almanya'daki tanıdığınıza bir rezervasyon yaptırttınız. mesela orhan enişteniz ya da halime ablanız sizin için gitti, monchengladbach'taki bir ''öger tur'' ya da ''fti'' ofisinde sizin yaş, isim vb. bilgilerinizi verip (uçak bileti içermeyen) rezervasyonu yaptırdı.
tatil paketiniz uçak biletini içermediği için baya ucuzladı. ayrıca rehber (yani reiseleitung) hizmeti istemediği (bunu orda söylemesi lazım) için fiyat biraz daha ucuzladı. hatta havaalanı-otel-havaalanı transfer de istemediniz. valla mükemmel oldu. yani almanya'dan aldırdığınız paketin içine sadece konaklama ve sigorta(zorunlu) dahil.
diyelim ki; almanya'daki ofisten dan dun ettiler 'olmaz öyle şey' dediler. o zaman orhan enişteniz ya da halime ablanz sizin için isim vb. bilgileri girerek, almanya'daki bir bilgisayarın başından rezervasyon yaptı, o da olumlu.
artık elinizde sizin adınıza yurtdışından kesilmiş bir voucher(konaklama belgesi) var. ne mutlu!!!!
otele geldik ve resepsiyondayız. resepsiyonist bakıyor. thomas cook, fti ya da öger acentasından gelmiş bir ahmet mehmet isimli türk rezervasyonu var. adam da hemen 'pazar farkı' olmasında şüphelenecektir. çünkü kayıt için alman pasaportu vermediniz. resepsiyonistin kafasından geçen şu;
'lan bu adam rezervasyonu baya ucuza getirmiş'.
iStock.com
burada bir kaç soru soracaktır.
'efenim almanya'dan mı geliyorsunuz?'
ya da 'alman pasaportu varsa onu alayım' gibi. şimdi sorun şu ki resepsiyon işin bokunu çıkarıp (almanya'da yaşadığınız bilgisine dayanarak) size almanca bi kaç soru sorabilir. bunu yapan pek çıkmaz ama çıkabilir. almanca biliyorsanız ne mutlu. eğer almanca bilmiyorsanız sevgili arkadaşlar;
siz zaten almanya'ya 6 ay öncesinde yerleşmiştiniz. ne bileyim bir evlilik yaptınız alman bir kadınla evlenmiştiniz. yani almanya'ya yeni geldiğiniz için almancanız iyi değildi. ya da almanya'ya iş için gitmiştiniz. bir konferansa katıldınız. yaklaşık 1 aydır oradaydınız. eğer almanya'dan gelmişseniz pasaportunuz olmalı. eğer türk pasaportu varsa;
resepsiyonist muhtemelen almanya'dan çıktığınıza dair ya da türkiye'ye girdiğinize dair damgaya bakacaktır. yoksa sıkıntı. yani siz almanya'ya hiç gitmeden almanya'dan gelmiş gibi nasıl görünebilirsiniz??? elinizde sadece t.c kimliği ve voucher var.
1- pasaport valizimde kaldı! (resepsiyonistin çok uyanığına denk gelmezseniz işe yarar) türkiye'ye girerken pasaport istemiyorlar ya!!! bu biraz riskli olsa da işe yarar.
2- ''ya biz aslında 1 hafta önce geldik türkiye'ye. sivas'ta dayımlarlan treffen yaptık. ordan da buraya geldik.''. pasaportu da onlarda unutmuşum!!! dayıoğlu gönderecek kargoyla!!!
iStock.com
geldik en önemli kısma.

sahte uçak bileti
burada iş artık biraz zahmete kalıyor. resepsiyonistin kıllandığını düşündüğünüz anda
'aa bi dakika uçak bileti var ben onu göstereyim!!!'
arkadaşlar bi tane sahte uçak bileti hazırlıyorsunuz. bir tane uçak bileti örneğinin isimlerini ve tarihlerini değiştirip daha bugün türkiye'ye gelmiş gibi gösterebilirsiniz. uçak biletleri artık hep elektronik olduğu için elinizdeki kağıt genelde printer'dan alınmış bir kağıt olur. ya da microsoft word'de ya da excel'de kendiniz de hazırlayabilirsiniz.
resepsiyon da ' e uçak bileti var adamın amuağoim, daha ne olsun' der. bunu der. ben derim mesela. :))
yani burda olayı asıl çözen şey sahte uçak biletidir. bunu hazırlamak kolaydır.
böylece; bir tatil için yaklaşık 1500-2000 lira tasarruf etmek mümkündür.

2010 dan bugüne doğalgaz fiyatlarındaki artış

OCAK  2010  TL/M3  FİYATI: 0,801405

OCAK  2011  TL/M3  FİYATI: 0,801405

OCAK  2012  TL/M3  FİYATI: 0,801405

OCAK  2013  TL/M3  FİYATI: 0,801405

OCAK  2014  TL/M3  FİYATI: 0,801405

OCAK  2015  TL/M3  FİYATI: 0,871461

OCAK  2016  TL/M3  FİYATI: 1,067965

OCAK  2017  TL/M3  FİYATI: 1,100586

OCAK  2018  TL/M3  FİYATI: 1,164049

OCAK  2019  TL/M3  FİYATI: 1,372023

MAYIS 2019 TL/M3 FİYATI: 1,380538

HAZİRAN 2019 TL/M3  FİYATI: 1,422974

HAZİRAN 2019 TL/M3  FİYATI: 1,598322

https://portal.enerya.com.tr/DogalGazBirimFiyatlari/index.xhtml?city=07




ekşisözlükten bir kriz yazısı daha. bu V değil I

bana bakın ne oldu sizin "v" şekilli kriz işi? tamam mı dipten döndünüz mü artık? en kötüyü gösterdi mi damat size? hı gösterdi mi nan?

birkaç aya ekonomide yazın iyimserliği bitecek. daralma devam edecek, işsizlik artmaya devam edecek. iç talep canlanmayacak. yapay yollarla baskılanan faizler düş-me-ye-cek. yazın biraz ara veren enflasyon tekrardan a-za-cak. yani, ne dipten döndünüz, ne de en kötüyü gördünüz... ama bakıyorum da masallarla, yalanlarla ekonomiyi çukura itenlere güveniniz yavaş yavaş kırılıyor nan. biraz geç oldu sanki ama hiç yoktan iyidir ha, öyle mi? ama demek ki neymiş? elin parasıyla hunharca hovardalık yaparsanız sonunuz heeeeç iyi olmazmış. ne günlerdi ama? 20 bin dolarlık evlere hunharca kredi çekip 100 bin dolar verdiğiniz günleri hatırladınız mı? hah işte o aradaki balonların fiyatı var ya, o hunharca betonlara gömülen 200 milyar dolar borç para var ya? onu ödetiyorlar nan şimdi size. sofranızdan eksilen tabaklarla, işsiz kalan dayınızla, iş bulamayan oğlunuza, kızınızla ödetiyorlar hesabı. aylardır anlatıyoruz ama bunları anlayabilecek kapasiteniz olsa zaten en başta bu tek adam rejimine oy vermediniz nan. dahası tek bir kişiyi 20 yıl bir ülkenin başında tutmazdınız. ha ne diyorduk canlar? alım gücünüz en az 2 yıl daha düşmeye devam edecek. bundan sonra size borç yapmayın demeye de gerek yok, çünkü borç yapacak paranız da yok, olmayacak. hesap ödeme zamanı. herkes yaptıklarının hesabını ödüyor ve de ödeyecek, en çok da sabit gelirliler ödeyecek bu hesabı. hesap ödemelere doyamayacaksınız nan. zamlarla, vergilerle iflahınızı kesmeye devam edecekler. piyasa yapan üç kağıtçı masalcıların dediği gibi "v" şekilli kriz filan yok, bu kazık şekilli bir kriz ve kazık her geçen gün daha da kalınlaşıyor, kalınlaşacak.

kaynak  için tıklayınız: https://eksisozluk.com/entry/94692759