24 Ağustos 2019 Cumartesi

ekşisözlükten bir yazar en düşük zekalı yurttaşın bile anlayabileceği şekilde ülkedeki ekonomik durumu anlatmış

https://eksisozluk.com/entry/94388002

ürkütücü bütçe açığıyla ön görülemez hale gelmeye başlayan krizdir. daha önce bir defaya mahsus gelirlerle kapatılmaya çalışılan bütçe açığı an itibarıyla tcmb'den alınan ihtiyat akçesi gibi önlemlerle, yani para arzını artırmaya çalışılan önlemlerle, yani enflasyon yaratacak önlemlerle kapatılmaya çalışılıyor.

ocak-temmuz arası 7 aylık dönemde bütçe açığı 68 milyar liraya ulaştı, ki bu geçen yılın aynı dönemine göre %46.7'lik bir artış anlamına geliyor. ayrıca 21 milyar liralık ihtiyat akçesi olmasaydı bu açık şu an 89 milyar liraydı. emme basma tulumba gibi olan bütçe açığı-cari açık denklemi aslında çok basit. insanlar işini kaybedip, kaybetmeyenler de kaybetme korkusuyla harcamalarını durdurunca ötv gelirleri çöktü. geçen seneye göre %5'lik artış aslında %13'lük bir azalma anlamına geliyor.

klasik anlamda para döngüsünü hızlandırıcı hamleler peşinde koşan ekonomi yönetimi ise bu yolla istediğini elde edemeyeceğini bir türlü kabullenemedi. tcmb'ye karşılıksızca bastırılan para, pardon ihtiyat akçesi, önce para arzında artışa daha sonra ise bu artışın m1 emisyonu yoluyla dolarizasyona yol açacağını anlamamakta diretiyor.

gerçi işin kolayını bulmuşuz. vatandaş dolar alınca cari açık verirken olduğu gibi para dışarıya çıkmadığından dolayı kamu bankaları yoluyla önce bu dolarları alarak daha sonra zorunlu karşılık olarak tcmb'nin kasasında tutuyoruz. yani bir anlamda tcmb net rezervini vatandaşa ödeyerek netten brüt rezerve aktarım yapıyor. cari fazla verirken bile net rezerv eritmeyi başarmak sadece sermaye hesabıyla açıklanabilecek bir durum değildir.

bir başka ofsayt önlem ise zorunlu karşılıklarla oynanarak geldi. kamu bankalarına zarar ettirmekten imtina etmeyen ekonomi yönetimi bu zararı özel bankalara ödetmeye niyetlendi. hedeflenen kredi büyümesini sağlayan kamu bankalarının zorunlu karşılıklarına, sağlayamayan özel bankaların zorunlu karşılıklarına vermediği faizle kapatmaya çalışan tcmb en sonunda bütün bankacılık sisteminin sermaye yeterlilik rasyosuyla oynamaya iyice kararlı görünüyor.

parasal döngüyü krize sokan birkaç neden var.

1) son 12 aylık dönemde yaşanan net istihdam kaybının 1 milyona yaklaşmasıdır. geçen yıl 28.6 milyon seviyesinde olan kayıtlı istihdam bugün 27.8 milyona kadar inmiştir üstelik devlet yaklaşık 500 bin personel alımı yapmasına rağmen inmiştir. halkta para olmadığı için harcayamıyor. bunu da ötv gelirlerinden alenen görüyoruz. 

2) sorunlu kredilerin kimi ekonomistlere göre yaklaşık 400 milyar liraya kadar ulaşması ise başka bir sorun yaratıyor. bankaları kredi vermede isteksizleştiren en önemli neden, özellikle de ticari kredilerde, verdiği kredinin ödenmeme riskini üstlenmekten kaçınmasıdır. sermaye artırımı yapmak zorunda kalmak istemeyen bankalar haliyle kredi musluklarını kıstılar. onlar kıstıkça da kamu bankaları artırmaya zorlandı.

3) faiz inse bile harcama isteği kalmamış hane halklarının parasal döngüyü yavaşlatması ise başka bir sorun olarak duruyor. hane halklarının döviz mevduatı sene başından beri 30 milyar dolardan fazla arttı. toplam mevduatın %55'inden fazlası döviz cinsinden tutuluyor. istihdamda net bir artış yaşandığından emin olmadan hiç kimse de parasını harcamaya niyetli değil. 

bunlar göz önünde bulundurulduğunda, tasarruf yapmak istemeyen devletin halkı tasarruf etmeye zorlamaktan çekinmediğini anlıyoruz. bu anlamsız rezerv aktarımında ısrar büyüklüğe bağlı olarak bir yerden sonra insanları panik içinde bankalardan dolarlarını çekmeye iterse bütün finansal sistemimizin çöktüğü 2001 krizinin bir benzerinin yaşanması işten olmaz.

öte yandan, abd ve ab'de yaşananlar gelişmiş ülkelerin parasal genişleme yerine negatif reel faizi keşfetmesine yol açmış gibi görünüyor. bunun anlamı ise, parasal genişleme döneminde dünya'ya saçılan paraların artık globalde gelişmekte olan ülkelerde canlılık yaratması yerine gelişmiş ülkelerin iç piyasasında canlılık yaratması üzerine kurulmuş vaziyette. şu an dünya'da negatif getirili kağıtların yekunü 16 trilyon doları aşmış bir hale geldi.

öyle ki, bütçe fazlasıyla ne yapacağını bilemeyen almanya'nın 50 milyar euroluk altyapı yatırımlarına girişeceği söyleniyor. almanya'da konut kredi faizleri negatife indi. yani 100 euro kredi alıp 97-98 euro ödeyecek hale geldi bütün sistemleri. bir noktada ekonomileri canlansın diye yaptıkları parasal genişlemede bütün paranın gelişmekte olan ülke kağıtlarına aktığı bir ortam yerine, paralarını iç piyasada harcamaları artıracak bir şekle sokmaları anlamına geliyor. 

buradan bize para falan gelmeyecek. verimsizliği iyice yükselmiş olan türkiye ekonomisine bugün verilen %2'ye yakın faize rağmen hiçbir yabancı yatırımcı para getirmeyecek. çünkü getirdikleri anda mevcut sistemde ekonomi yönetimi bu parayı cari açığı yeniden aylık 4-5 milyar dolar seviyesine çıkarmakta hiç zorlanmayacak zira bunun olmasını engelleyecek sabit sermaye yatırımları ve bu yatırımların başlamasını sağlayacak yapısal reformlar mevcut siyasi dengeler nedeniyle hayata geçirilemedi.

verilen onca bütçe açığına rağmen halk inatla harcamıyor, şirketler tahsilat yapamıyor. yapılsın diye verilen krediler de parasal döngüde birkaç devir bile tamamlayamadan m0 emisyonundan çıkarak m1 emisyonu içindeki yerini alıyor. mevcut dış ticaret açığımızı kış geldiğinde olmayan turizm gelirleri nedeniyle sürdüremeyeceğimize göre işsizlik oranlarında yeni rekorlar ve yeni kur şokları beklemek anlamsız olmayabilir, umalım ki finansal paniğe yol açacak durumlarla karşılaşılmasın zira ekonomik kriz bir şekilde aşılır ama finansal krizler çok sert oluyor.