30 Eylül 2019 Pazartesi

kredi kartınız çalınıp alış veriş yapılsa ne olur.. emsal karar

    • 2005 yılında bir tüketicinin çalınan kredi kartıyla, kuruyemiş dükkanından imza karşılığında 4 bin liralık alışveriş yapıldı. Tüketici, çalınan kartla alışveriş yapılmasından bankanın sorumlu olduğunu belirterek mahkemenin yolunu tuttu. Tam 14 senedir bitmeyen davaya müdâhil olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tüketicilerin sır niteliğindeki bilgilerine sahip bankaların güvenilir kurumlar olduğunu, bu güven duygusunun zedelenmemesi gerektiğine hükmetti. Kurul, çalıntı kartla alışveriş yapılmasında hem bankanın, hem de pos cihazının kullanıldığı iş yeri sahibinin sorumlu olduğuna karar verdi.

      2005 yılında meydana gelen olayda, bindiği şehiriçi minibüste yankesici tarafından kredi kartı çalınan tüketici, durumu fark eder etmez banka müşteri hizmetlerine ulaşarak çalınan kartın kullanıma kapatılmasını talep etti.
      Oldukça seri hareket eden yankesici, M.D.’nin işlettiği kuruyemiş dükkânından şifresini bilmediği kartla imza karşılığında tam 4 bin liralık işlem yaptı. (Bugünün şartlarında yaklaşık 15 bin TL) Kartının çalınmasıyla şok yaşayan tüketici, kart ekstresini görünce ikinci kez sarsıldı.

      MAĞDUR TÜKETİCİ MAHKEMESİ’NE GİTTİ

      Hırsızın yaptığı alışverişin de bedelini ödemek zorunda kalan mağdur vatandaş, Tüketici Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Hem banka hem de kartın kullanıldığı iş yeri sahibi ve işletmecisi hakkında maddî ve manevî tazminat davası açtı. Kredi kartının çalınması ve kullanılmasında bir kusuru olmadığı halde binlerce lirayı davalı bankaya ödemek zorunda kaldığını, diğer davalı M.D.’nin ceza mahkemesinde yargılandığını ve bu eylem sebebiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığını, davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürdü. Bin 920 liralık manevî tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istedi.
      Davalı banka, dava konusu alışverişin saat 14.39'da, davacının bildirmesinden 4 dakika önce gerçekleştiğini, sözleşmenin 19. maddesine göre, bildirimin bankaya ulaşmasından önceki harcamalar sebebiyle bir sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini diledi.
      Davalı esnaf M.D. ise, rutin bir alışveriş olduğunu, bir kusurlarının bulunmadığını, kredi kartını özenle saklamadığı için davacının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini talep etti.
      Mahkeme, davalı banka hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı M.D. hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 1.645 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davacıya verilmesine, fazla ve manevî tazminat talebinin reddine karar verdi. Hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edildi.

      YARGITAY HUKUK GENEL KURULU DEVREYE GİRDİ

      Yargıtay 13. Hukuk Dâiresi, olayda bankanın da sorumluluğunun olduğuna dikkat çekip kararı bozdu. Mahkeme ilk kararında direnince devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.
      Hukuk Genel Kurulu, olayda bankanın da kusurlu olduğuna karar verdi. Bankaların, devletin yoğun denetimi ve müdahalesi altında bulunan, ruhsata tâbi şekilde ve kendileri için belirlenmiş özel ilkelere uymak şartıyla faaliyet gösterebilen kuruluşlar olduğu hatırlatıldı.
      Kararda şöyle denildi:
      ”Bankacılık sektörüne özgü bu durum, bankalarla muhatap olan geniş halk kitlelerinin bankalara karşı özel bir güven duygusu beslemelerine yol açmaktadır. Hukuken korunmaya değer olduğu sürece bu güven, bankaların diğer ticarî işletmelerden ve klasik şirket türlerinden farklı hukukî sorumluluk kurallarına tâbi tutulmalarını mecburi kılar. Kamu nezdindeki bu güven sebebiyle bankalar, gerçekleştirdikleri işlemlerde sıradan bir tacirin basiretli davranma yükümlülüğünden daha nitelikli bir özen borcu altındadırlar. Banka ile kart sahibi arasında sürekli borç ilişkisi doğuran çerçeve sözleşme mahiyetindeki hukukî ilişki kapsamında kart sahibine, bankaya ve kredi kartının işlem gördüğü pos cihazının sahibi iş yerine birtakım yükümlülükler düşer. Sadakat, özen ve sır saklama borcu, BK'nın 390/2 maddesinde düzenlenmiş; maddede ‘vekil, müvekkile karşı vekâleti iyi bir sûrette îfâ ile mükelleftir.’ denilmiştir. Sadakat borcu, vekilin kendisine değil başkasına ait bir işi görmesinden ve işini gördüğü kimsenin menfaat ve iradesine uygun hareket etmesinin vekâletin zorunlu bir unsuru olmasından çıkarılabilir. Başka bir deyimle, vekil sadakat borcu gereği olarak, müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak ve ona zarar verecek davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.”

      KART SAHİBİNE DÜŞEN GÖREVLER HATIRLATILDI

      Kararda; kredi kartının üçüncü kişi tarafından hukuka aykırı kullanımının engellenmesi için kart veren kuruluşa ve üye iş yerlerine düşen özen yükümlülüklerinin yanı sıra, kart hâmiline de kartın korunması ve muhafaza edilmesi, kartın kötüye kullanılmasından haberdar olduğu andan itibaren en kısa sürede bankayı durumdan haberdar etmek gibi birtakım yükümlülükler düşeceği hatırlatıldı.

      sozcu.com.tr

      29 Eylül 2019 Pazar

      Asgari geçim indirimi -AGI- nasıl hesaplanmaktadır?

      193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 32. maddesinde yapılan düzenleme doğrultusunda 01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere ücretlerin vergilendirilmesi sırasında asgari geçim indirimi AGI uygulanmaktadır. Düzenleme uyarınca; ücret geliri elde eden çalışanların ödeyecekleri gelir vergisi hesaplandıktan sonra belirlenen esaslar çerçevesinde hesaplanan AGI tutarı ödenecek gelir vergisinden indirilmektedir. Buna göre takvim yılı başında geçerli olan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücret tutarı esas alınmaktadır. Brüt asgari ücretin yıllık toplamına bağlı olarak AGI matrahı belirlenmektedir. Bu matrahın hesabı için; Ücretlinin kendisi için %50, evli ve eşi çalışmayan ücretlilerin eşleri için %10, bakmakla yükümlü olunan çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere ilk iki çocuk için %7,5, diğer çocuklar için %5 oranı esas alınarak AGI oranı bulunmakta, bu oran yıllık brüt asgari ücret tutarı ile çarpılmaktadır.

      İşçiler deneme süresi veya başka bir gerekçe ile sigorta bildirimi yapılmaksızın çalıştırılabilir mi?

      Çalışanların işe başlama tarihinden itibaren çalıştıkları sürece sigorta bildirimlerinin yapılması ve gerekli sigorta primlerinin ödenmesi esastır. İş sözleşmesinde deneme süresi düzenlenmiş olması veya başka bir nedenle sigorta bildirimi yapılmaksızın işçi çalıştırılamaz. Sigorta bildirimlerinin yapılmaması veya eksik bildirim hallerinde, bağlı bulunulan Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine başvurulması gerekmektedir.

      Çalışanlara yol ve yemek parası verilmesi gerekli midir?

      İş Kanunu gereği bir iş sözleşmesine bağlı olarak çalışan bir işçiye, asgari ücretin altında olmamak koşulu ile ücret ödenmesi zorunludur. 2018 için asgari ücret brüt 2.029,50 TL, net 1.603,12 TL olarak uygulanmaktadır. Çalışanlara ücret dışında yapılacak her türlü ödeme ve sağlanacak menfaat için iş sözleşmeleri hükümleri önem taşımaktadır. Bir çalışana yol ve yemek parası ödenmesi, servis sağlanması veya işyerinde yemek verilmesi; iş sözleşmesi hükümleri ile belirlenmektedir.

      İşveren fazla saatlerle çalışma için işçinin onayını almalı mıdır?

      İşveren fazla saatlerle çalışma için işçinin onayını almalı mıdır?

      4857 sayılı İş Kanunu uyarınca fazla çalışma/fazla sürelerle çalışma için işçinin onayı alınmalıdır.


       İşveren bir yılda toplam ne kadar fazla çalışma yaptırma hakkına sahiptir?


      4857 sayılı İş Kanununa göre fazla çalışma süresinin toplamı 1 yılda 270 saatten fazla olamaz.

      İşçi işten ayrılmak istediğinde bu durumu ne kadar önce işverene haber vermelidir?

      Bu süre yani ihbar süresi, işçinin hizmet süresine göre belirlenir. İşçinin hizmet süresi 6 aydan az ise 2 hafta, 6 ay-1,5 yıl arasında ise 4 hafta, 1,5 yıl-3 yıl arasında ise 6 hafta ve 3 yıldan fazla ise 8 hafta önce işten ayrılacağını işverene bildirmesi gereklidir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.

      İşveren işçiyi işten çıkarmak istediğinde, işçiye önceden durumu bildirmeli midir?

      İşveren işçiyi işten çıkarmak istediğinde, işçiye önceden durumu bildirmelidir. İşverenin, işçinin hizmet süresi 6 aydan az ise 2 hafta, 6 ay-1,5 yıl arasında ise 4 hafta, 1,5 yıl-3 yıl arasında ise 6 hafta ve 3 yıldan fazla ise 8 hafta önce, işçiyi işten çıkaracağını işçiye bildirmesi gerekmektedir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.

      Yıllık izin süresi nasıl hesaplanır? Yıllık ücretli izne ne zaman hak kazanılabilir?

      Yıllık izin süresi, işyerindeki kıdeme göre hesaplanır. Eğer işçinin işyerinde 1 yıldan 5 yıla kadar (5 yıl
      dahil) hizmeti varsa yıllık izin süresi 14 günden; 5 yıldan fazla 15 yıldan az hizmeti varsa 20 günden; 15 yıl ve daha fazla hizmeti varsa 26 günden az olamaz. Bir yıldan 5 yıla kadar (5 yıl dahil) hizmeti olanlar, ancak 5 yıllık hizmet sürelerini doldurduktan sonra hak kazandıkları yıllık izinlerini 20 gün üzerinden kullanabilirler. Örneğin 01.02.2004 tarihinde işe girmiş olan bir işçi, 01.02.2005’de 1. hizmet yılını, 01.02.2006’da 2.’sini, 01.02.2007’de 3.’sünü, 01.02.2008’de 4.’sünü ve 01.02.2009’da 5. hizmet yılını doldurmuş olacaktır. Söz konusu işçi 5 yıllık hizmet süresini doldurduktan sonra 01.02.2010 tarihinde hak kazanacağı yıllık iznini 20 gün üzerinden kullanabilecektir. Kanunda öngörülen yıllık izin süreleri asgari süreler olup, işverenle imzalanacak iş sözleşmesi ya da işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi ile yıllık izin sürelerinin daha uzun belirlenmesi mümkündür.

      Yıllık ücretli izne ne zaman hak kazanılabilir?

      İşe başlanılan tarihten itibaren, deneme süresi de dâhil en az 1 yıl çalışılması halinde yıllık ücretli izne hak kazanılır. Ancak ardı ardına ya da farklı tarihlerde aynı işverene ait değişik işyerlerinde çalışılmış ise, yıllık izne hak kazanılması için gerekli olan 1 yıllık süreyi hesaplarken bu işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplanması gereklidir. Örneğin önce A işverenine ait X işyerinde 4 ay, sonra da yine A işverenine ait Y işyerinde 8 ay çalışılmış ise, her iki hizmet süresi toplanacağından, Y işyerindeki 8 aylık çalışma yıllık izne hak kazanmak için yeterli olacaktır.

      Yıllık izin süresi için ücret alınabilir mi?

      Yıllık izin, ücretli olarak kullandırılması gereken bir izindir. İşveren, kullanılan yıllık izin süresine ait ücreti, işçi izne çıkarken peşin olarak vermek ya da avans olarak ödemek zorundadır. Ancak yıllık izin süresi için işçiye ödenecek ücrete fazla çalışma ücretleri, primler ve sosyal yardımlar dâhil edilmeyecektir.

      Yıl içinde alınan mazeret izinlerini işveren yıllık izin hakkından düşebilir mi?

      İster ücretli olsun isterse ücretsiz, yıl içinde alınmış olunan mazeret izinleri ya da raporlu olunan süreler işveren tarafından yıllık izin hakkından mahsup edilemez.

      Yıllık ücretli izin kullanılırken bir başka işte çalışılabilir mi?

      Yıllık ücretli izin kullanılırken bir başka işte çalışılamaz. İşveren, işçinin yıllık iznini kullandığı süre içinde bir başka işte ücret karşılığı çalıştığını öğrendiğinde, yıllık izin için ödediği ücreti işçiden geri talep edebilir.

      Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılması halinde işçinin ücreti nasıl ödenir?

      Herhangi bir ulusal bayram ve genel tatil gününde çalışılmaması halinde işveren o güne ait ücreti tam olarak ödeyecektir. İşçinin çalışma yapması halinde ise, çalıştığı her gün için ilave bir yevmiye daha verilmesi gereklidir. Örneğin Nisan ayında 23 Nisan genel tatil günü çalışma yapmayan ancak, onun dışında kalan tüm günlerde çalışan bir işçi 30 günlük ücrete hak kazanırken, 23 Nisan günü de çalışma yapan bir işçi, genel tatil çalışmasından dolayı ilave bir yevmiyeye daha hak kazandığından, 31 günlük ücret alacaktır.

      İzin almadan işe devamsızlık yapan işçi ile ilgili yapılması gereken işlem nedir?

      4857 sayılı İş Kanununun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendi , iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirim süresi verilmeksizin ve kıdem tazminatı ödenmeksizin feshine ilişkin esasları düzenlemektedir. Bu kapsamda, işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi halinde işçinin iş sözleşmesi, bildirim süresi verilmeksizin ve kıdem tazminatı ödenmeksizin feshedilebilmektedir.

      Uzun süreli rapor alan işçinin iş sözleşmesi bu nedenle feshedilebilir mi?

      İş sözleşmesinin işveren tarafından sağlık nedenlerine dayalı devamsızlıklar kapsamında feshi mümkündür. Rapor süresinin kişinin çalışma süresine isabet eden bildirim süresini 6 hafta aşması durumunda işveren iş sözleşmesini feshedebilir. Bu durum işçinin kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz.

      İşe iade hakkından yararlanabilmek için gereken şartlar nelerdir?

      İşe iade hükümlerinden yararlanılabilmesi için; söz konusu işyerinde en az "30" işçi çalıştırılıyor olması, iş sözleşmesi feshedilen işçinin ilgili işverene bağlı çalışma süresinin en az "6" ay olması
      gerekmektedir. İş sözleşmesini feshetmek isteyen işveren; feshi yazılı olarak bildirmek, feshin gerekçesini açıkça belirtmek, feshe bağlı olarak ortaya çıkan tüm hakları fesih tarihinde işçiye ödemekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin neden belirtilmeksizin feshi veya belirtilen nedenin geçerli olmadığı iddiasında bulunulması durumunda, feshin geçersizliği ve işe iade talebinde bulunulabilmektedir. Fesih tarihinden itibaren 1 ay içinde İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca arabulucuya başvurulması gerekmektedir.

      Ücreti artırılmayan işçi kıdem tazminatını alarak işten ayrılabilir mi?

      Ücretlerin hangi dönemlerde veya oranlarda artırılacağına ilişkin herhangi bir yasal çerçeve belirlenmiş durumda değildir. Ücret uygulamaları konusundaki yasal düzenleme asgari ücretin altında ücretle işçi çalıştırılamayacağı ile sınırlıdır. Bunun ötesinde ücret uygulamalarına ilişkin esaslar, iş sözleşmelerinde belirlenebilmektedir. İş sözleşmesinde bağlayıcı bir hüküm bulunmaması halinde, uygulamaya ilişkin inisiyatif işverene aittir. İş sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmamasına karşın, ücret artışlarındaki anlaşmazlık nedeni ile işten ayrılan işçi istifa etmiş sayılacağından, herhangi bir tazminat hakkı oluşmayacaktır.

      İhbar tazminatı nedir, hangi hallerde ödenmektedir? İşten kendi isteğiyle ayrılan işçi ihbar tazminatı alabilir mi? İşçinin ihbar tazminatına hak kazanmasının esasları nelerdir?

      4857 sayılı İş Kanunu madde 17 gereği iş sözleşmesini fesih etmek isteyen taraf; feshi yazılı olarak ve çalışma süresinin gerektirdiği bildirim süresine bağlı kalarak diğer tarafa iletmekle yükümlüdür.
      İş sözleşmeleri;
      • İşi altı aydan az sürmüş işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
      • İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
      • İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,
      • İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra feshedilmiş sayılır.
      İş sözleşmesini belirlenen bildirim sürelerine uymaksızın fesih eden taraf, söz konusu sürenin ücretini ihbar tazminatı olarak diğer tarafa ödemek durumundadır. Bildirim süreleri bölünemez, kısmen uygulanamaz. Böylesi bir uygulama halinde, tüm bildirim süresi esas alınarak ihbar tazminatı ödenmesi gerekecektir.

      İşçinin ihbar tazminatına hak kazanmasının esasları nelerdir?
      4857 sayılı İş Kanununun 17’nci maddesi uyarınca iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa yazılı olarak bildirilmesi esastır. Madde gereğince; 6 aya kadar süren çalışmalarda 2 hafta, 6 aydan 1,5 yıla kadar süren çalışmalarda 4 hafta, 1,5 yıldan 3 yıla kadar süren çalışmalarda 6 hafta, 3 yıldan uzun süren çalışmalarda 8 hafta bildirim süresi uygulanmaktadır. İş sözleşmesini performansa, işçinin davranışlarına, işin, işletmenin veya işyerinin gereklerine dayalı olarak fesih etmek isteyen işveren, feshi yazılı olarak ve bu sürelere bağlı kalarak işçiye iletmekle yükümlüdür. İş sözleşmesini bildirim süresi vermeksizin fesih eden işveren, bu sürenin ücretini ihbar tazminatı olarak ödemekle yükümlüdür. Öte yandan; iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi, işveren tarafından deneme süresi içinde veya 4857 sayılı İş Kanununun 25’inci maddesi ile belirlenen esaslar çerçevesinde feshi halinde işçiye herhangi bir ihbar tazminatı ödenmemektedir. İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle derhal fesih esasları dışında bir nedenle feshi halinde aynı bildirim süreleri işçi için de geçerli olup, buna aykırı iş sözleşmesi fesihlerinde işverenin ihbar tazminatı alma hakkı doğabilmektedir.
      İşten kendi isteğiyle ayrılan işçi ihbar tazminatı alabilir mi?

      İş sözleşmelerinin feshinden önce bildirim süresine bağlı kalınarak diğer tarafa yazılı bildirimde bulunulması esastır. İşten ayrılmak (istifa) isteyen işçi, sağlık nedenleri, iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırılık veya işin durması benzeri haklı nedenler dışındaki işten ayrılmalarda işverenine bildirim süresini dikkate alarak yazılı bildirimde bulunmakla yükümlüdür. İşçinin kendi isteğiyle işten ayrılması durumunda, ayrılmanın nedeni önem taşımaksızın herhangi bir ihbar tazminatı hakkı oluşmamakta, böylesi bir talepte bulunulamamaktadır. İşten ayrılmanın yukarıda sayılan nedenler dışında bir gerekçeye dayanması ve işçinin bildirim süresine uymaksızın işi bırakması halinde, işverenin talep etmesine bağlı olarak işi bildirim süresine uymadan bırakan işçi ihbar tazminatı ödemek durumunda kalacaktır.

      Kıdem tazminatı tutarı nasıl hesaplanır?

      Herhangi bir iş sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektiren bir nedenle feshi durumunda, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir. Bir yıldan artan süreler de oranlanarak hesaplamaya dahil edilmektedir. Kıdem tazminatı hesaplamaları sırasında işçiye ödenen ücretin yanı sıra, kendisine düzenli olarak sağlanan tüm para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin (yol parası, yemek parası, düzenli olmak koşuluyla ikramiye ödemeleri vb.) brüt tutarları dikkate alınmaktadır. Her tam çalışma yılı için ödenen kıdem tazminatı tutarı, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı ile sınırlandırılmıştır.

      Kıdem tazminatının ödenmesi için gereken koşullar nelerdir?

      İşçinin, 1475 sayılı İş Kanunun 14’üncü maddesine göre, aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl
      çalışması ön koşulu ile birlikte;
      -İşveren tarafından iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırılık nedenleri dışındaki nedenlerle iş sözleşmesinin feshedilmesi,
      -İşçi tarafından sağlık, iyi niyet ve ahlak kuralarına aykırılık veya işyerinde işin durması ve benzeri nedenlerle sözleşmesinin feshedilmesi,
      -Askerlik görevi nedeniyle işten ayrılma,
      -Emeklilik hakkının elde edilmesi veya bu kapsamda yaş dışında gereken sigortalılık süresi ve prim gününün doldurulması nedeni ile işten ayrılma,
      -Kadının evlenmesi halinde 1 yıl içinde işten ayrılma,
      -İşçinin ölümü,
      koşullarından birinin gerçekleşmesi halinde kıdem tazminatı ödenmesi gerekmektedir.

      markaların renk seçimlerinde dikkat ettiği kriterler ne, neden KIRMIZI baskın






































      Dünyadaki en önde gelen markaların renkleri hafızamızda yer etmiştir. Marka rengi, iş hayatında duruşunuzu simgeleyen en önemli unsurlardan biridir. İşinizin kurumsal kimliğini yansıtan renkler, markayı en iyi anlatan ve temsil eden renk olmalıdır. Marka algısında renk kuralı pazarlamanın vazgeçilmezlerindendir.

      Markaların renk tercihleri, müşterilerinin satın alma kararlarını etkilemektedir. Diyelim ki markanızın logosundan web sitesine kadar tüm detaylarıyla ilgili renk seçiminde bulunmak istiyorsunuz, o halde işiniz için renk seçimi nasıl olmalıdır? Hangi sektör markası için hangi renk kullanılmalı? İşinizi en iyi yansıtan renk hangisi?

      “True Colors: What Your Brand Colors Say About Your Business” adlı infografikte yer alan verilere göre markanız için doğru rengi seçmek çok önemlidir. Kurumsal renk seçimi ve logo tasarımında renk seçimi gibi pek çok ayrıntıya dikkat etmeniz gerekir. Logonuzda, web sitenizde, ürününüzde, satış ve pazarlama stratejilerinizde en yüksek etkiyi yaratmanız için markanızın rengi, hedef kitlenize ulaşmanız için en önemli kriterler arasında yer almaktadır. Tüketicilerin tepkilerine yer veren infografik çalışmasında dünyanın en büyük markalarının %29’unun kırmızı, %33’ünün mavi, %28’inin siyah veya gri tonlarını, %13’ünün ise sarı ya da altın rengi kullandığı belirtilmektedir.
      1. Kırmızı



      Kırmızı, tutku ve içgüdüsel olarak tepki uyandırır. Daha hızlı nefes almayı sağlayan kırmızı rengi, hipofiz bezini de aktif hale getirmektedir.

      Kırmızı Rengin Özellikleri;

      • Agresif
      • Enerjik
      • Provokatif
      • İlgi Çekici

      Kırmızının popüler olduğu marka sektörleri: Yemek, Teknoloji, Otomotiv, Tarım
      Kırmızı rengi kullanması şüpheli olan sektörler: Ev Eşyası, Sağlık
      Kırmızının çok fazla tercih edilmediği sektörler: Enerji, Finans, Havayolu, Giyim
      2. Mor



      Sofistike ve hala gizemini koruyan mor rengi, içimizde derinlerde yer alan zariflik duygusunu öne çıkarmaktadır.

      Mor Rengin Özellikleri;

      • Asil
      • Sofistike
      • Nostalji
      • Gizemli
      • Ruhani

      Mor rengin popüler olduğu marka sektörleri: Finans, Teknoloji, Sağlık
      Mor kullanımı şüpheli sektörler: Havayolu, Yemek, Giyim, Ev Eşyası, Otomotiv
      Mor rengin çok fazla tercih edilmediği sektörler: Enerji, Tarım
      3. Mavi



      Mavi mutemelen markalar tarafından en çok kullanılan renk. İnsanlarda gökyüzü ve okyanus duygusunu kolaylıkla uyandıran bir renk olarak düşünülmektedir.

      Mavi rengin özellikleri

      • Güvenilir
      • Sağlam
      • Güvenli
      • Sorumluluk sahibi

      Mavi rengin popüler olduğu marka sektörleri: Enerji, Finans, Havayolu, Teknoloji, Sağlık, Tarım
      Mavi rengi kullanması şüpheli sektörler: Ev Eşyası
      Mavi rengin çok fazla tercih edilmediği sektörler: Giyim, Yemek, Otomotiv
      4. Yeşil



      Yeşil renk, sakinlik, tazelik ve sağlık anlamını ifade eder. Fakat rengin tonlarında pek çok çeşitlilik bulunmaktadır. Örneğin koyu yeşil, varlıklı olmayı temsil ederken açık yeşil, huzur verir.

      Yeşil Rengin Özellikleri

      • Zenginlik
      • Sağlık
      • Prestij
      • Huzur

      Yeşil rengin popüler olduğu marka sektörleri: Enerji, Finans, Yemek, Ev Eşyası, Teknoloji
      Yeşil kullanımı şüpheli sektörler: Tarım ve Sağlık
      Yeşil rengin çok fazla tercih edilmediği sektörler: Giyim, Havayolu, Otomotiv
      5. Sarı



      Güneşi hatırlatan renk olarak sarı, umut ve iyimserliğin rengi olarak bilinir. Sarı, yaratıcılığı ve enerjik olmayı teşvik ettiği gibi müşterinin gözünü anında kendi üzerinize çekmeniz için parlaklığı da kullanılabilir.

      Sarı rengin özellikleri

      • Pozitiflik
      • Işık saçan
      • Sıcaklık
      • Motivasyon
      • Yaratıcılık

      Sarı rengin popüler olduğu marka sektörleri: Enerji, Yemek, Ev Eşyası
      Sarı rengi kullanması şüpheli sektörler: Tarım ve Sağlık
      Sarı rengin çok fazla tercih edilmediği sektörler: Finans, Giyim, Havayolu, Otomotiv, Teknoloji
      6. Turuncu



      Turuncu rengi, parlaklıkla sarının enerjisini ve kırmızının cesaretini birleştiren hayat dolu ve heyecan veren canlı bir renk.

      Turuncu rengin özellikleri:

      • Canlılık
      • Eğlence
      • Oyuncu
      • Hayat Dolu

      Turuncu rengin popüler olduğu marka sektörleri: Teknoloji, Sağlık
      Turuncu rengi kullanması şüpheli sektörler: Yemek, Ev Eşyası ve Tarım
      Turuncu rengin çok fazla tercih edilmediği sektörler: Enerji, Finans, Giyim, Havayolu, Otomotiv
      7. Kahverengi



      Kahverengi rengi, sadeliği temsil ettiği gibi güç ve sabitliği de ifade eder. Bununla birlikte insanlara kirliliği de hatırlatan bir renk olabileceğinden kahverengiyi dikkatli kullanın.

      Kahverenginin Özellikleri

      • Toprak rengi
      • Doğal
      • Sade
      • Sağlam

      Kahverenginin popüler olduğu marka sektörleri: Giyim, Otomotiv ve Tarım
      Kahverengi kullanımı şüpheli sektörler: Enerji, Yemek, Ev Eşyası ve Sağlık
      Kahverenginin çok fazla tercih edilmediği sektörler: Finans, Havayolu, Teknoloji
      8. Siyah



      Siyah, klasik sofistike anlayış için kullanılır. Siyah kullanımı, özellikle pahalı ve lüks tüketim markaları için işe yarar.

      Siyahın özellikleri

      • Prestij
      • Değer
      • Zamanın ötesinde
      • Sofistike

      Siyahın popüler olduğu marka sektörleri: Tekstil, Teknoloji ve Otomotiv
      Siyah kullanımı şüpheli sektörler: Ev Eşyası ve Tarım
      Siyahın çok fazla tercih edilmediği sektörler: Enerji, Finans, Havayolu, Sağlık, Yemek
      9. Beyaz

      Beyaz, saflığı ve temizliği temsil eder. Gelinlik ve doktor önlüğü, bu iki özelliğe örnek verilmektedir. Buradan hareketle beyaz kullanımı, en çok sağlık sektöründe ve çocuklarla ilgili iş kollarında tercih edilmektedir.

      Beyazın özellikleri

      • Saf
      • Asil
      • Temiz
      • Yumuşak

      Beyazın popüler olduğu marka sektörleri: Giyim ve Sağlık
      Beyaz kullanımı şüpheli sektörler: Enerji, Otomotiv, Havayolu, Teknoloji, Ev Eşyası ve Tarım
      Beyazın çok fazla tercih edilmediği sektörler: Finans, Yemek

      Windows 10'u Hızlandırmanın 6 Yolu

      Windows 10, Microsoft'un bugüne kadarki en optimize edilmiş işletim sistemi. Ancak işletim sisteminin bazı işlevleri, bol miktarda sistem kaynağına ihtiyaç duyabiliyor. Bilgisayarınız yavaşlamaya başladıysa, bunun nedenleri çoğu zaman bellidir. Aşağıda Windows 10'u hızlandırmanızı sağlayacak birkaç yolu sizlerle paylaşıyoruz.

      1. Bilgisayarınızı Baştan Başlatın

      PC'nizde başlatılan işlemlerin sayısı arttıkça zamanla yavaşlığa neden olabilir. Windows'u yeniden başlatmak bu sorunu çözecektir. Bunu yapmak zorunda kalmak istemiyorsanız, PC'nizle işiniz bittiği zaman Bilgisayarı kapat seçeneğini kullanabilirsiniz.

      2. Güncelleyin

      Microsoft, performansta düşüşe yol açan hataları gideren yamaları sürekli olarak yayınlıyor. Bu yamaları yüklemek için Başlat menüsünü açın, güncelle yazın ve Güncelleştirmeleri denetle üzerine tıklayın. Büyük bir güncelleme varsa, yüklemeden önce verilerinizi yedeklemenizi tavsiye ediyoruz.

      3. Başlangıç Uygulamalarını Kontrol Edin

      Görev Yöneticisi'ni açın ve Başlangıç sekmesine gidin. Burada "Başlangıç etkisi" yüksek olan programlara dikkat edin. Bu uygulamalardan gereksiz olanlara sağ tıklayıp Devre dışı bırak'a tıklayarak başlangıçta yüklenmelerini engelleyebilirsiniz.

      4. Disk Temizlemeyi Çalıştırın

      Windows'la gelen bu araç, resim ön izlemelerinden indirilen program dosyalarına birçok geçici dosyayı temizleyebiliyor. Başlat Menüsünü açıp Disk Temizleme yazın ve aracı çalıştırın. Sistem Dosyalarını Temizle seçeneğini kullandığınızda bazı durumlarda GB'larda boş yer açabilirsiniz.

      5. Kullanılmayan Yazılımları Kaldırın

      PC üreticilerinin çoğu, bilgisayarlarına birçok yazılımı ön yüklüyorlar. Bazı bilgisayar kullanıcıları da benzer şekilde bazı programları yükleyip bir kez kullandıktan sonra, bir daha hiç kullanmayabiliyorlar.
      Gereksiz programlar sabit diskinizde yer kaplayıp performansı düşürebilir. Bu programları Uygulamalar ve Özellikler ekranından kaldırın.

      6. Sistem Bakımını Çalıştırın

      Windows 10'la birlikte gelen bu araç, disk birleştirme, güncellemeleri arama, zararlı taraması gibi rutin sistem bakım işlemlerini gerçekleştiriyor. Bu işlemler genellikle arka planda PC'niz boştayken çalışır ancak bir yavaşlık yaşadığınızda kendiniz de çalıştırabilirsiniz.

      Başlamak için Denetim Masası > Sistem ve Güvenlik > Güvenlik ve Bakım > Bakımı başlat yolunu izleyin. Başlamadan önce açık olan tüm dosyalarınızı kaydedip kapatın.

      28 Eylül 2019 Cumartesi

      ölmeden önce izlemeniz gereken 10 film

      1- ESARETİN BEDELİ (1994) PUANI 9.2

      Esaretin Bedeli (İngilizce: The Shawshank Redemption), Frank Darabont'un senaryosunu yazdığı ve yönettiği, başrollerinde Tim Robbins ve Morgan Freeman'ın yer aldığı 1994 yapımı Amerikan dram filmidir.IMDB sitesinde 1.748.010'dan fazla kişinin oylarıyla 10 üzerinden 9.2 puan aldı ve gelmiş geçmiş en iyi film seçildi.Kariyerinin zirvesindeyken kendisini aldatan karısını ve onun oynaşını öldüren andy ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılır. Shawshank isimli meşhur bir hapisanede cezasını çekmeye başlar.

      2-The Godfather - Baba - 9,2 (1972)

      Sicilya'dan göç etmiş olan Corleone ailesi, Amerika'da yerleşme çabalarını sürdürme aşamasında kendilerine kaba kuvvet kullanan ve yapmaya çalıştıkları her işten haraç isteyen bir takım kimliği bilinmeyen kişilere karşı onlar da kaba kuvvet kullanmaya ve bunda da başarılı olunca kendilerini düşünemeyecekleri bir yaşantının içerisinde bulacaklardır. Bir yanda son derece katı örf ve aile yaşantısı diğer yanda ise acımasızca önlerine çıkanları yok etmeye başlayan Corleone ailesi bir müddet sonrasında Amerika'nın en korkulan mafya topluluğu durumuna gelmiştir. 

      3-The Godfather: Part II - Baba 2 - 9,0 (1974)

      1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Film, altı adet Oscar ödülü kazanmıştır. Genç Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir. Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.Film,eleştirmenler tarafından önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor. Robert De Niro filmde yalnızca 45 dakika Vito Corleone'yi canlandırarak Oscar'ı almıştır...

      4-Kara Şövalye (2008) 9,0

      Suç işleyenlerden arındırılan bir yer, bir zaman sonra yeniden tehdit altında kalabilir ve işte o zaman yeniden kolları sıvayacak olanların mücadelesi de daha keskin olarak hayata geçecektir. Batman, Teğmen Gordon ve Savcı Harvey Dent bir araya gelerek Gotham Sokakları'nda bu işi kotarmış olsalar da ansızın ortaya çıkan Joker, işleri fena halde bozar. Onun dehası ile baş etmek kolay olmayacaktır. Gotham eski karmaşa dolu günlerin eşiğindedir. Batman yeniden kurtarıcılığa soyunurken kendi varlığının bulduğu anlamı da sorgulamaya başlar. O aslında suçluların sayısını azaltıyor mudur yoksa çoğaltıyor mudur bunu gerçekten anlamak isteyecektir.

      5-Angry Men - 12 Kızgın Addam - 8,9 - (1957)

      Genç bir adam babasını öldürme suçuyla yargılanmaktadır.12 tane jüri tartışmak için bir odada toplanırlar.Bu jürilerden 11 tanesi çocuğun suçlu olduğunu söyler ama 8. jüri(HENRY FONDA) suçsuz olduğunu söyler.Diğer jüriler ona kararını değiştirmesinde ısrar etmektedir ama tartışmadan kararını değiştirmeyecektir çünkü boş yere masum bir çocuğu ölüme göndermek istememektedir.Sadece bir odada geçen ve sadece konuşma üzerine yapılmış ve klasikler arasına girmiş Sidney Lumet in başyapıtı, sinema tarihinin en önemli filmleri arasında gösterilmektedir.

      6- Schindler's List - Schindler'in Listesi - 8,9 - (1993)

      2. Dünya Savaşı yıllarının Nazi Almanya'sında girişimci bir Alman Oskar Schindler, askeriye için metal kaplar üreten bir fabrika kurar ve bu iş için sermayeyi ve iş gücünü Yahudiler üzerinden sağlar. İlerleyen zamanda Yahudiler'in gördüğü baskıyı içine sindiremeyen Schindler, onları kurtarmak için uzunca bir liste yapar... imdb top 10'da 6.'ı sırada. Sinemalar sitesinde top 50'de 24.'ü sırada. 1995 Oskar törenlerinde 12 dalda aday gösterildi. 7 Oskar ödülü aldı...

      7-The Lord of the Rings: The Return of the King - Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü - 8,8 - (2003)

      Aragorn, kendi ırkının çağrısına cevap vererek, Orta Dünya'nın bütün kaderi onun elindeyken doğumuyla birlikte ona verilen gücünü kullanabilecek midir? Karanlığın bütün güçleri son savaş için bir araya gelirken Gandalf, Gondor'un yaralı ordusunu toparlamak için hazırlıklara başlar. Gandalf'a gereken destek Rohan Kralı Theoden'den gelir. Thoden, tarihin bu en büyük savaşı için tüm savaşçılarını seferber eder. İçlerinde saklanan Eowyn ve Merry ile birlikte insanlar, tüm cesaretlerine ve ırklarına olan sonsuz bağlılıklarına rağmen Gondor'u kuşatan düşmanların karşısında güçsüzdür. Çok büyük kayıplar vereceklerini bilseler de insanlar Sauron'un dikkatini başka yöne çekerek Yüzük Taşıyıcısı'nın yolculuğunu tamamlamasını sağlamak için hayatlarının en zor savaşında birbirlerine kenetlenirler.

      8-Il buono, il brutto, il cattivo - İyi, Kötü, Çirkin - 8,9 - (1966)

      Tuco (çirkin), üzerine ödül konulmuş bir kanun kaçağıdır. Keskin nişancı Blondie (iyi) adlı kovboyla işbirliği yaparak kasabaları dolaşmaktadırlar. Tuco'yu kanun adamlarına teslim eden Blondie, ödülü alıp Tuco'yu asılmaktan son anda kurtarmaktadır. Bir kasabada işlerin ters gitmesi üzerine ortaklıkları bozulur. Melekgöz (kötü) lakaplı Sentenza ise Bill Carson adında büyük miktarda altını ele geçirmiş eski bir askerin izini sürmektedir. Tuco'nun çölde Blondie'yi öldürmek üzere olduğu bir anda Bill Carson'la karşılaşmaları tüm planları değiştirir. Carson, altınları İç Savaş'ın hareketli olduğu bir cephede mezarlığa saklamıştır. Ancak Tuco mezarlığın yerini, Blondie ise mezarın adını öğrenebilmiştir. Mecburen işbirliğine tekrar dönen ikili altınları aramaya koyulur. Sonunda üçünün yolu altınların olduğu yerde birleşir.

      9-Fight Clup - Dövüş Kulübü - 8,8 - (1999)

      Dövüş kulübünün ilk kuralı, dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır. Dövüş kulübünün ikinci kuralı da, kulüp hakkında konuşmamaktır… Filmin baş kişisi, sıradan hayatının girdaplarında bunalımlar geçiren bir sigorta müfettişi olan Jack, Kanserli olmadığı halde, uykusuzluğunu yenmek ve hayatına anlam katmak adına, kanserlilere moral destek sağlayan terapi gruplarına katılır. Orada, Marla Singer adlı bir kızla garip bir yakınlık kurar. Bir iş gezisi dönüşü ise, Tyler Durden adlı egzantrik karakterle tanışır. Durden, Jack'in olmak isteyip de olamadığı adam gibidir. Tyler'ın girişimleriyle bir yeraltı faaliyeti olarak başlayan dövüş kulübü, Jack'e hayatında yepyeni kapılar açacaktır… Ve tabii, bu kapılardan ister istemez Marla geçecektir… Fakat… Tyler Durden gerçekte kimdir?

      10-The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring - Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği - 8,8 - (2001)

      İyiyle kötü arasındaki mücadelenin epik bir anlatımı olan filmde, muazzam bir sorumluluğu üstlenmek zorunda kalan ve barışçı bir Hobbit olan Frodo Baggins'in destansı serüveni işleniyor. Kendisine, pek çok gücü olan Tek Yüzük teslim edilen Frodo'nun Orta Dünya'dan geçerek Mordor topraklarına ulaşması ve yüzüğü, yapıldığı yer olan Hüküm Dağı'nın alevlerinde yok etmesi gerekmektedir. Tek Yüzük asırlarca kayıp olarak kalmıştır ve Karanlıklar Efendisi Sauron'un "zalimliğini, kötü niyetini ve tüm yaşama hükmetme arzusunu" içinde barındırmaktadır.Yolculuğu sırasında, Frodo'ya dokuz üyeden oluşan 'Yüzük Kardeşliği' eşlik etmektedir: İyi bir büyücü ve Frodo'nun akıl hocası olan Boz Gandalf (Ian McKellen), Aragorn, Gondor'un müstakbel kralı ve asil bir savaşçı olan Aragorn (Yolgezer olarak da bilinir-Viggo Mortensen), Gondor'un ateşli askerlerinden Boromir (Sean Bean), balta kullanma ustası olan cüce Gimli (John Rhys-Davies), usta okçu Legolas (Orlando Bloom), ve Hobbitler Samwise Gamgee (Sean Astin), Peregrin Took (Billy Boyd) ve Meriadoc Brandybuck (Dominic Monaghan).

      BUGÜN NELER OLDU?

      dizi tarihinin en iyi 8 dizisi

      1. Game of Thrones. IMDb 9.5.
      2. Sherlock. IMDb 9.2. ...
      3. Breaking Bad. IMDb 9.5. ...
      4. How I Met Your Mother. IMDb 8.4. ...
      5. Prison Break. IMDb 8.5. ...
      6. Friends. IMDb 9.0. ...
      7. Supernatural. IMDB 8.6. ...
      8. The Walking Dead. IMDb 8.6. ..

      27 Eylül 2019 Cuma

      Deprem Vergileri Kanunu

      17.8.1999 VE 12.11.1999 TARİHLERİNDE MARMARA BÖLGESİ VE CİVARINDA MEYDANA GELEN DEPREMİN YOL AÇTIĞI EKONOMİK KAYIPLARI GİDERMEK AMACIYLA BAZI MÜKELLEFİYETLER İHDASI VE BAZI VERGİ KANUNLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

      KANUN NO: 4481

      Kabul Tarihi: 26 Kasım 1999

      Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 26 Kasım 1999 - Sayı: 23888 (1. Mükerrer)

      5.t. Düstur, c.40 - s.

      BİRİNCİ BÖLÜM

      Ek Gelir ve Ek Kurumlar Vergisi

      Verginin mükellefi

      Madde 1 - Aşağıda sayılan mükellefler ek gelir ve ek kurumlar vergisine tabidir.

      a) 1998 yılı kazanç ve iratlarını yıllık beyanname ile beyan eden gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri,

      b) 1998 yılı ticari ve mesleki kazançları götürü usulde tespit edilen gelir vergisi mükellefleri,

      c) Bu Kanunun yayımlandığı tarihte ücret geliri elde eden ve 1998 yılında elde ettikleri ücretlerinin vergi matrahı toplamı oniki milyar lirayı aşan ücretliler (Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleri ile tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler dahil)

      Verginin konusu, matrahı ve oranı

      Madde 2 - Ek gelir ve ek kurumlar vergisi;

      a) Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 1998 yılı gelir ve kurumlar vergisi matrahları üzerinden %5,

      b) 1998 yılı ticari ve mesleki kazançları götürü usulde tespit edilen gelir vergisi mükelleflerinin; 1998 yılına ilişkin götürü matrahları üzerinden %5,

      c) 1 inci maddenin (c) bendinde sayılan ücretlilerin; 1998 yılında elde ettikleri ücretlerinin gelir vergisi matrahı toplamı üzerinden %5,

      Oranında alınır.

      Muaflıklar

      Madde 3 - Aşağıda yazılı mükellefler ek gelir ve ek kurumlar vergisinden muaftır.

      a) 17.8.1999 veya 12.11.1999 tarihleri itibariyle, Kocaeli, Sakarya, Yalova ve Bolu illerinin merkez ve ilçelerinde gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar (depremde zarar görmediğini veya vergi ödemek istediğini beyan edenler hariç) ile bu illerdeki işyerlerinde fiilen çalışan ücretliler,

      b) 17.8.1999 veya 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremde; varlıklarının en az yüzde onunu (tevsik edilmek kaydıyla), eşini veya birinci derece kan hısımlarından birini kaybedenler.

      Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

      İstisnalar

      Madde 4 - Ücret gelirlerinin 12 milyar lirası ek gelir vergisinden müstesnadır.

      Beyan ve ödeme

      Madde 5 - Ek gelir ve ek kurumlar vergisi, aşağıda belirtilen sürelerde beyan üzerine veya idarece tarh edilerek ödenir.

      a) 1998 yılına ilişkin olarak verilmesi gereken yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri ile beyan edilmesi gereken matrahlar ve bu matrahlar üzerinden hesaplanan ek gelir ve ek kurumlar vergisi; bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde, ayrı bir beyanname ile beyan edilir. Ödenmesi gereken vergi; ilki beyanname verme süresi içinde, diğerleri beyanname verme süresinin bittiği ayı izleyen ikinci, dördüncü, altıncı, sekizinci ve onuncu aylarda olmak üzere altı eşit taksitte ödenir.

      b) 1998 yılı ticari veya mesleki kazançları götürü usulde tespit edilen gelir vergisi mükelleflerinin, götürü matrahları üzerinden hesaplanan ek gelir vergisi, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde idarece tarh edilir ve ilki tarh süresinde, diğerleri 2000 yılının Haziran ve Ekim aylarında olmak üzere üç eşit taksitte ödenir.

      c) 1998 takvim yılı ücretlerinin vergi matrahı oniki milyar lirayı aşan ücretlilerin bu ücretleri için hesaplanıp ödenmesi gereken ek gelir vergisi, ücretlilerin bu Kanunun yayımı tarihinde kendilerine ücret ödemesinde bulunan işverene, 1998 yılında elde ettiği ücretlerinin gelir vergisi matrahını bildirmeleri üzerine, işverenlerce bu Kanunun yayımı tarihinden sonraki birinci, üçüncü, beşinci, yedinci, dokuzuncu ve onbirinci ücret ödemesinden tevkif edilmek suretiyle altı eşit taksitte ödenir. Tevkif edilen bu vergi muhtasar beyanname ile beyan edilir.

      İKİNCİ BÖLÜM

      Ek Emlak Vergisi

      Madde 6 - 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 ve 12 nci maddelerinde yazılı bina, arsa ve araziler, 1999 yılı emlak vergisi matrahları üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek emlak vergisine tabidir.

      Sahip olunan konutlardan brüt alanı 120 m2'yi geçmeyen ve mükellefçe seçilen bir tanesi ile;

      - Bolu, Kocaeli, Sakarya ve Yalova illerinin merkez ve ilçelerinde bulunan bina, arsa ve araziler,

      - 17.8.1999 veya 12.11.1999 tarihinde meydana gelen depremde varlıklarının en az yüzde onunu (tevsik edilmek kaydıyla), eşini veya birinci derece kan hısımlarından birini kaybedenlerin bina, arsa ve arazileri,

      Bu vergiden müstesnadır. Bina ve arazi vergisi ile ilgili muaflık ve istisnalar, bu vergi bakımından da geçerlidir.

      1999 yılında bina ve arazi vergisi mükellefi olanlar, bu verginin de mükellefidirler. 1998 yılı genel beyan döneminde veya 1998 yılında ortaya çıkan ve vergi değerini tadil eden nedenlerle verilen beyannameler bu vergi için de verilmiş sayılır. Bu vergi, 1999 yılı emlak vergisi matrahı üzerinden, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren Emlak Vergisi Kanununda yer alan nispetlerde belediyelerce hesaplanır. Hesaplanan vergi, başkaca bir işleme gerek olmaksızın tahakkuk etmiş sayılır.

      Bu Kanunun yayımı tarihine kadar emlak vergisi beyannamesi verilmemiş olması halinde vergi, Emlak Vergisi Kanununun 32 nci maddesine göre belirlenecek emlak vergisi matrahı üzerinden tahakkuk ettirilir.

      Tahakkuk eden bu vergi, mükelleflerce 1999 yılı Aralık ve 2000 yılı Mart aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenir. Belediyeler, bu madde uyarınca tahsil ettikleri vergileri, tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar muhtasar beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan ederek öderler.

      Tahsil ettikleri vergiyi yukarıda belirtilen süre içinde vergi dairesine yatırmayan belediyelerden, yatırmaya mecbur oldukları vergiler 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir.

      ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

      Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi

      Madde 7 - 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5 ve 6 ncı maddelerinde yer alan (I), (II), (III) ve (IV) sayılı tarifelere göre vergiye tabi olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarihte ilgili sicilde kayıtlı bulunan taşıtlar, bir defaya mahsus olmak üzere, 1999 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi tutarı kadar, ek motorlu taşıtlar vergisine tabidir.

      Ancak, bu Kanunun 3 üncü maddesine göre ek gelir ve ek kurumlar vergisinden muaf olanlar ile 17.8.1999 veya 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremde eşini veya birinci derece kan hısımlarından birini kaybedenlere ait taşıtlar, depremde hasar gördüğü tevsik edilecek taşıtlar, münhasıran yolcu ve yük taşıma faaliyetinde bulunanların taşımacılık faaliyetinde kullandıkları taşıtlar ek motorlu taşıtlar vergisine tabi değildir.

      Ek motorlu taşıtlar vergisi, bu Kanunun yayımı tarihinde tahakkuk etmiş sayılır.

      Kanunun yayımı tarihinde ilgili sicilde adlarına kayıtlı taşıt bulunan gerçek ve tüzel kişiler, bu taşıtlar dolayısıyla 1999 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisinin yıllık tutarını, ek motorlu taşıtlar vergisi olarak birinci taksiti, bu Kanunun yayımını izleyen ayın sonuna kadar, ikinci taksiti ise 2000 yılının Mart ayının sonuna kadar olmak üzere iki eşit taksitte taşıtın kayıtlı olduğu yerin vergi dairesine öderler.

      DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

      Özel İletişim Vergisi

      Madde 8 - (Değişik: 4605 - 23.11.2000 / m.9 - Yürürlük m.12 c) (Değişik ibare: 4783 - 7.1.2003 / m.13 - Yürürlük m.16) "31.12.2003" tarihine kadar uygulanmak üzere her nevi cep telefonu işletmecileri tarafından verilen (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri (17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen deprem nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde, mücbir sebebin devam ettiği sürece abonelere verilecek ön ödemeli kart satışları dışındaki hizmetler hariç) % 25 oranında özel iletişim vergisine tabidir.

      Verginin mükellefi cep telefonu işletmecileridir. Bu verginin matrahı, katma değer vergisini oluşturan unsurlardan teşekkül eder. Özel iletişim vergisi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez. Bir aya ait özel iletişim vergisi izleyen ayın onbeşinci günü mesai saati sonuna kadar, katma değer vergisi beyannamesi ile beyan edilerek aynı süre içinde ödenir.

      Bu maddede hüküm bulunmayan hallerde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu hükümleri uygulanır. Her nevi cep telefonu işletmecileri tarafından imtiyaz sözleşmeleri uyarınca Hazineye ödenecek payın hesaplanmasında özel iletişim vergisi dikkate alınmaz. Her ay tahakkuk edecek özel iletişim vergisi cep telefonu abonelerine düzenlenecek faturalarda ayrıca gösterilir.

      BEŞİNCİ BÖLÜM
      Diğer Yükümlülükler

      Özel işlem vergisi

      Madde 9 - (Değişik: 4605 - 23.11.2000 / m.10) (Değişik ibare: 4783 - 7.1.2003 / m.13 - Yürürlük m.16) "31.12.2003" tarihine kadar uygulanmak üzere, 16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasında belirtilen işlemler ve kağıtlar için ödenen eğitime katkı payı tutarı kadar ayrıca özel işlem vergisi ödenir. Şu kadar ki; 16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (8) numaralı bendine göre ödenecek özel işlem vergisinin tutarı, ödenen eğitime katkı payı tutarının %10'unu geçemez. 16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (10), (11) ve (12) numaralı bentlerinde yer alan hükümler özel işlem vergisi hakkında da uygulanır.

      (Ek fıkra: 4705 - 29.6.2001 / m.2) Birinci fıkrada belirtilen tarihe kadar uygulanmak üzere, vadeli mevduat ve vadeli döviz tevdiat hesabı ile özel finans kurumlarınca açılan katılma hesabı sahiplerinden, her vade sonunda, her bir hesap için bankalar ve özel finans kurumlarınca 1 000 000 lira özel işlem vergisi tahsil edilir. Bankalar ve özel finans kurumları tarafından her ay tahsil edilen bu vergi, ertesi ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine bir beyanname ile beyan edilir ve aynı süre içerisinde ödenir. Bu hüküm Kanunun yürürlük tarihinden sonra vadesi dolan hesaplar için de uygulanır.

      Özel işlem vergisinin tarh, tahakkuk ve tahsilinde, ilgili mevzuat hükümleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

      Bakanlar Kurulu özel işlem vergisi tutarlarını 4306 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (13) numaralı bendine bağlı kalmaksızın ayrı ayrı veya birlikte on katına kadar artırmaya yetkilidir.

      ALTINCI BÖLÜM
      Ortak Hükümler

      Kanunların uygulama alanı

      Madde 10 - Bu Kanunun uygulamasında aşağıdaki hususlar dikkate alınır.

      a) Bu Kanun kapsamındaki vergilerin tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

      b) Dar mükellefiyette, mükellefin Türkiye'deki daimi temsilcisi, birden fazla daimi temsilcisinin mevcut olması halinde mükellefin tayin edeceği daimi temsilci, tarhiyat tarihine kadar herhangi bir tayin yapılmamışsa daimi temsilcilerden herhangi birisi, daimi temsilcisinin bulunmaması halinde, kazanç ve iratları dar mükellefe sağlayanlar, bu Kanunda yer alan vergilerle ilgili ödevlerin yerine getirilmesinden sorumludur. Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla dar mükellefiyette vergi sorumlusu tayin etmeye yetkilidir.

      c) Bu Kanuna göre ödenen vergiler, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez.

      d) Bu Kanuna göre ödenecek vergilere ilişkin usul ve esaslar ile verilmesi gereken beyannamelerin şekil, muhteva ve eklerini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

      e) Bu Kanunda yer alan vergilerle ilgili olarak tarh dönemi geçtikten sonra bulunan matrah farkları üzerinden de ikmalen, re'sen ve idarece tarhiyat yapılır.

      f) Bu Kanuna göre tahsil edilen vergiler üzerinden 2.2.1981 tarihli ve 2380 sayılı Kanun ile 27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı Kanuna göre mahalli idarelere pay verilmez.

      YEDİNCİ BÖLÜM
      Diğer Hükümler

      Yöneticilerin sorumluluğu

      Madde 11 - 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunan iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri, belediyeler ile bunlara bağlı işletmelerin yönetim kurulu veya yönetim komitesi başkan ve üyeleri ile belediye başkanları bu kuruluşların mükellef veya sorumlu sıfatıyla bu Kanun uyarınca tahsil ettikleri vergiler ile bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın başından itibaren 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 60 ıncı maddesine istinaden tahsil ettikleri ek verginin ilgili tahsil dairesine zamanında ve tam olarak ödenmesini sağlamakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe uymayan kişiler adına, zamanında ödenmeyen vergi, pay ve fonların %10'u tutarında ceza kesilir ve bu ceza 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca müşterek ve müteselsilen sorumluluk esasına göre tahsil edilir.

      Madde 12 - 21.2.1963 tarihli ve 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanununun 3 üncü maddesinin sonuna;

      Çekler ilgili bankalarca bastırılır ve satılır. Satılan çeklerin (genel ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyelere verilen çekler hariç) değerli kağıt bedelleri, bankalarca her ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili mal sandıklarına ödenir.

      Hükmü ile aynı Kanuna bağlı değerli kağıtlar tablosunun sonuna;

      14. Banka çekleri (her bir çek yaprağı) 600 000 İbaresi eklenmiştir.

      Madde 13 - 7.11.1984 tarihli ve 3074 sayılı Akaryakıt Tüketim Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki "%300 (yüzde üçyüz)" ibaresi, "%500 (yüzde beşyüz)" olarak değiştirilmiştir.

      Madde 14 - 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremler nedeniyle binalarının veya ticari, zirai, sınai ya da mesleki faaliyete mahsus varlıklarının zarar gördüğü, hasar tespit komisyonlarınca belirlenen kişi ve kuruluşlara, Bakanlar Kurulu kararları kapsamında bankalarca açılacak veya ertelemeye tabi tutulacak krediler ve bu kredilerin teminatına ilişkin işlem ve kağıtlar, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ile 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınmakta olan damga vergisi ve harçlardan ve bankaların bu krediler ile ilgili olarak her ne nam altında olursa olsun lehlerine aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır.

      İstisna konusu işlemi yapacak kurum ve kuruluşlar, hasar tespit komisyonu raporu hariç başkaca bir belge talep etmeksizin istisnayı re'sen tatbik ederler.

      Vergi, resim ve harç istisnasını uygulayan kurum ve kuruluşlar, işlemin yapıldığı veya kağıdın düzenlendiği tarihi izleyen otuz gün içinde ilgililerin bağlı bulunduğu vergi dairesine gerekli bildirimde bulunmak zorundadırlar.

      Madde 15 - 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen ve Üst Kurulun gelirleri arasında yer alan reklam gelirlerinden alınacak paylar ile yayın izni ve lisans ücretlerinden elde edilen gelirlerin; 7.12.1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen gelirler ile 23.2.1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 29 uncu maddesi gereğince Rekabet Kurumu adına elde edilen gelirlerin; İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ve tescil ücretleri ile kurtaj ücretlerinden ödenecek borsa paylarının, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretlerin, bu Kanunun yayımı tarihine kadar birikmiş tutarları (faiz, repo, pay, alım-satım farkı ve benzeri adlarla elde edilen her türlü gelir dahil) ile bu Kanunun yayımını izleyen tarihten (Değişik ibare: 4605 - 23.11.2000 / m.11) "31.12.2002" tarihine kadar her ay sonu itibariyle birikecek tutarları üzerinden, Maliye Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile belirlenecek oranlara göre hesaplanacak kısmı, Bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanı tarafından belirlenecek süre içinde Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesabına yatırılır. Yukarıda belirtilen kurum ve kuruluşlar bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar birikmiş tutarlarını, Kanunun yayımı izleyen on gün içinde; bu Kanunun yayımını izleyen tarihten başlamak üzere her ayın gelir ve giderleri ile kasa ve banka mevcutlarını (ay sonu itibariyle birikmiş tutarlarını) gösterir mali bilgileri ise izleyen ayın 7 nci günü sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirir. Bu maddede belirtilen tutarların süresi içinde ödenmemesi halinde, ödenmeyen tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre (gecikme zammı da uygulanmak suretiyle) takip ve tahsil edilir.

      Madde 15.- (Değişik: 4783 - 7.1.2003 / m.14 - Yürürlük m.16) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Rekabet Kurumu, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Şeker Kurumu ile Kamu İhale Kurumunun elde ettikleri gelirlerinin (faiz, repo, pay, alım-satım farkı ve sair adlarla elde edilen her türlü gelir dahil) 31.12.2002 tarihine kadar birikmiş tutarlarıyla bu tarihten 31.12.2003 tarihine kadar birikecek tutarları üzerinden Maliye Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile kurum ve kuruluşlar itibariyle belirlenecek oranlara göre hesaplanacak kısmı bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanı tarafından belirlenecek süre içinde Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesabına yatırılır. Söz konusu kuruluşların periyodik olarak kasalarında oluşan nakit fazlaları bu kuruluşların görüşü alınmak suretiyle bu fıkrada belirlenen esaslara göre kesilebilir.

      Yukarıda belirtilen kurum ve kuruluşlar 31.12.2002 tarihine kadar birikmiş gelir tutarları ile kasa ve banka mevcutlarını 15.1.2003 tarihine kadar; her ayın gelir ve giderleriyle kasa ve banka mevcutlarını gösterir mali bilgileri ise izleyen ayın yedinci günü sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirir. Bu maddede belirtilen tutarların süresi içinde ödenmemesi halinde, ödenmeyen tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı da uygulanmak suretiyle takip ve tahsil edilir. Madde 15 - (...) (Madde 15, 24.12.2003 tarih ve 25326 sayılı R.G.'de yayımlanan, 10.12.2003 tarih ve 5018 sayılı Kanunun 81. maddesinin (e) bendi hükmü gereğince, 1.1.2004 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.)

      Madde 16 - 1.1.2000 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 1.12.1999 tarihinden önce ihraç edilmiş bulunan Devlet İç Borçlanma Senetlerinden (Özel Tertip Devlet Tahvilleri ve döviz cinsinden tahviller hariç);

      1) İskontolu tahvil ve bonolara ödenen faizlerden, 1.12.1999 tarihinden itibaren;

      a) vadesine 1-91 gün kalanlarda %4,

      b) vadesine 92-183 gün kalanlarda %9,

      c) vadesine 183 günden fazla kalanlarda %14,

      2) Üç yıl vadeli değişken faizli üç ayda bir kupon ödemeli tahvil faizlerinden %4,

      3) İki yıl vadeli sabit faizli üç ayda bir kupon ödemeli tahvil faizlerinden %19,

      Oranında ödemeyi yapanlar tarafından faiz vergisi kesilir. Kesilen vergi ilgili ayı izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar muhtasar beyanname ile beyan edilerek bu sürede ödenir. Ödenen vergiler hiç bir vergiden mahsup edilmez. Kendisine yapılan ödemelerden kesinti yapılanlar kesinti tutarını ticari kazançlarının veya menkul sermaye iratlarının tespitinde gider olarak dikkate alırlar.

      1.12.1999 tarihinden sonra ihraç edilmiş bulunan Devlet iç borçlanma senet faizleri bu vergiye tabi tutulmaz.

      Geçici Madde 1 - 17.8.1999 veya 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremde ölenler ile bu depremlerdeki yaralanmalara bağlı olarak daha sonraki tarihlerde ölenlerin mirasçılarına veraset yoluyla intikal eden mallar, veraset ve intikal vergisinden müstesnadır.

      Geçici Madde 1 - (4605 - 23.11.2000) Maliye Bakanlığı, 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen doğal afetler nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde mükellefiyet kaydı bulunanların mücbir sebep hali kapsamına giren dönemlere ilişkin beyannamelerini bir veya birden fazla beyannamede toplu olarak verdirmeye, bu beyannamelere ilişkin yeni beyanname verme süreleri belirlemeye veya geçici vergi beyannamelerini hiç verdirmemeye yetkilidir. Bu yetki iller, ilçeler veya vergi türleri itibariyle farklı olarak kullanılabilir.

      26.11.1999 tarihli ve 4481 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile ek gelir vergisinden muaf tutulanlar, 2000 ve 2001 yılları gelirleri içinhayat standardı esasına tabi değildir.

      Madde 17 - Bu Kanunun 8, 9 ve 12 nci maddeleri yayımı tarihini izleyen ay başında, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

      Madde 18 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.