16 Kasım 2019 Cumartesi

Demirel ve Çiller'i Dolandırmayı Başarmış İnanılmaz Bir Adam: Selçuk Parsadan


selçuk parsadan, 1952 istanbul doğumlu. mesleğe babası sebahattin parsadan sayesinde bulaştı. galatasaray profesyonel basketbol a takımında oynarken kariyerini "aloculuk" üzerinden çizmeye karar verdi. dünyanın parasını tokatladı, sonraki günü düşünmedi, etrafındaki herkese yardım etti, kumarda kaybetmediği zamanlar geceleri erzak ve giysi dolusu bavullarla fakir mahallelere gitti. 

ilk "alo"sunu 16 yaşında paşalardan birinin ismini kullanarak dönemin başbakanı süleyman demirel'e yapmıştır. ilk parası olan %10 komisyonu ile gidip bir ton kavuniçi levi's kot pantolon almıştır. her daim atarlı takılmıştır. yüzlerce iş adamı, siyasi ve bürokratı dolandırmıştır. zengin veletlerle kanka olup, gizliden babaları hakkında istihbarat yapıp, ertesi gün aynı veletlere babalarından çarptığı parayla içki ısmarlamıştır. 

2 kasım 1995 günü emekli orgeneral necdet öztorun'un sesini taklit ederek, dönemin başbakanı tansu çiller'den kemalistler derneği adına 5 buçuk milyar lira istediğinde para devletin örtülü ödenek bütçesinden karşılanınca, olay ülke gündeminde büyük yer eder; politik dengeleri yerinden oynatır ve ardından gizlendiği altınoluk'ta 4000 evde yapılan aramalar sonucu yakalanır, 25 senelik büyük kariyerinin sonunu getirir. 

yakalandığında afyon cezaevi'nde -sonradan nuri kardeşler tarafından öldürülen- mustafa duyar'la aynı koğuşu paylaşmıştır. kesinlikle bambaşka bir hayat yaşamış olsa da her zaman cezaevindeki politik suçlularla takılmıştır, ağabey olarak anılmıştır. mustafa duyar'ın öldürüldüğü -isyan süsü verilen- operasyonda kafasına aldığı kurşuna rağmen kurtulmuştur. 4 küsür yılın ardından 2001 şubatında serbest bırakıldı. 25 temmuz 2006 tarihinde omurilik kanserinden öldü. öldüğünde 5 kuruş parası yoktu.

"aloculuk" mesleğinin belki babası değil ama kesinlikle en büyüğüdür. gönüllerimizin anti kahramanıdır.
dolandırıcılık sanat olsa oscarlık adamdı kendisi. şu aşağıdaki alıntılar cezaevi günlerinde kendisiyle yapılan iki röportajdan alıntı. tam ibretlik. hele şevki yılmaz kısmı.
"gündemi kaçırdın mı kaybedersin. mesela; ne konuda konuşuyorsan o konuda uzman olman lazım. "paşa" olarak mı arıyorsun, askeriyeyle ilgili her konuyu bilmen lazım. "bakan" olarak mı arıyorsun, meclisle ilgili, o bakanlıkla ilgili, bakanla ilgili, daha önceki bakanlarla ilgili herşeyi bilmen lazım. mesela turizm bakanı olarak arıyorsun, karşıdan bir soru geldi, "işte efendim veli bey n'apıyor?" kim bu veli bey diyemezsin. veli bey belki müsteşar. anadın mı ? yani o bakanlığın üst düzeyine hakim olacaksın. sonra adam müsteşarı sorar, tanımıyorsan; "ulan bu nasıl bakan" der. piyastos olursun, anadın mı ne demek istediğimi"
___

"- şevki yılmaz diye bir adam var. rize belediye başkanı. sene 93 mü 94. beş takım atatürk ansiklopedisi satmak için aradım. "sayın paşam!" dedi. "kaç takım ayırdınız bize. beş takım dedim.
- vay be paşam diyor ha?
- yemin ederim sana. takımını iki bin dolardan satıyordum atatürk ansiklopedisinin. diyelim ki bugünün parasıyla bir milyon liraya alıyorum, iki milyar liraya satıyorum. böyle büyük rakamlar. bire iki bin falan koyuyorum. "lütfen sayın paşam" dedi. " bizim belediyemize 25 takım yaptırın!" hemen akşam atladım bir otobüse, ankaradaydım. oradan doğru rize'ye. ertesi sabah elemana soruyorum. "parayı aldın mı?" diye. "ne demek" diyor. kaptık yani mangır cepte.
- paşam diyor sana ha ?
- "paşam diyor, nolursunuz çok rica ederim, elinizde fazla varsa bize 25 takım yollayın. allah belamı versin. aldığım para bugünün parasıyla 50 milyar."