8 Kasım 2019 Cuma

II. Mahmud'un Bugünkü Suudi Kralı'nın Dedesi Abdullah Bin Suud'u İdam Ettirmesi

Osmanlı Padişahı II. Mahmud, bugünkü Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz el-Suud'un büyük dedesi Abdullah Bin Suud'u 1820 yılında idam ettirmiş. İşte nedeni...
II. Mahmud'un Bugünkü Suudi Kralı'nın Dedesi Abdullah Bin Suud'u İdam Ettirmesibugünkü suud kralı selman bin abdülaziz el-suud'un büyük dedesi abdullah bin suud, 2. mahmud döneminde devlete isyan eder ve mekke ile medine'yi ateşe verip on binlerce masumun kanına girer. osmanlı devleti isyanı güçlükle bastırır ve abdullah bin suud'u mısır üzerinden istanbul'a getirir. üç gün boyunca sorgulanır ve 27 şubat 1820'de padişah 2. mahmud'un gözleri önünde idam edilir. yenilikçi reformlarından ötürü gavur padişah olarak bilinen 2. mahmud, esasen böyle durumlarda ziyadesiyle acımasız, şakası olmayan bir padişahtır.
abdullah bin suud, vehhabilik mezhebinin temelini atan abdulvehhab'ın torunudur ve ona göre düşünceleri yaymanın tek yolu kılıçtan geçmektedir. on binlerce başıbozuğu yanına toplayıp istanbul’a isyan bayrağını açar ve 1801’de arap yarımadası’ndan ırak’a gidip kerbelá’ya saldırır. çoluk-çocuk demeden üç günde 5 binden fazla kelle keser, sonra büyük dedesi abdülvehhab’ın "dinde mezar yoktur" düşüncesini hayata geçirme aşkıyla hazreti muhammed’in torunu hazreti hüseyin’in sandukasını ateşe verir. bu kadarla da kalmaz; ertesi sene taif’e gider ve taifliler’i kıtır kıtır keser. önünde artık mekke ile medine’nin yolu uzanmaktadır; gider, her iki şehre de girer ve oralarda yaşayan binlerce kişinin canını alır. hışmından sadece insanlar değil, din büyüklerinin mezarları bile nasibini alır, peygamberin medine’deki türbesinin dışında ne kadar mezar varsa hepsini yerle bir eder. bugünkü suudi kralı abdullah'ın dedesi sayesinde kutsal topraklara terör hakim olur. hac yolu yıllarca kapalı kalır ve bu arada her şeye rağmen hacca gidenlerden haber alınamaz.
2. mahmud, abdullah bin suud'un estirdiği terör karşında çaresizdir ve mısır'da hüküm süren kavalalı mehmet ali paşa'dan yardım istemek zorunda kalır. şu zibidiyi yakalayıp bana yollayın minvalinde bir ferman yollar. fermanı alan mehmet ali paşa oğlu ibrahim paşa'yı mısır ordusu'nun başına geçirir ve arap yarımadası'nın iç kısımlarına gönderir. abdullah aylar süren takip ve kanlı çatışmalardan sonra paket edilip, iskenderiye'den bir gemiyle istanbul'a karşı ödemeli olarak yollanır. itlikte serserilikte sınır tanımayan, binlerce kişinin katili abdullah bin suud istanbul'a ulaştığında müslümanlar bayram yapmaktadır. adet yerini ancak birkaç gün sonra bulur. binlerce kişinin katili abdullah'ın kafası beyazıt meydanı'nda, sultan mahmud'un huzurunda bostancıbaşı halil ağa'nın kılıcıyla sultan mahmud'un gözleri önünde kesilir.
osmanlı'nın dahi paşası, imparatorluğun son 2 yüz yılını inanılmaz kısa bir zamanla oldukça kapsamlı bir şekilde yazan cevdet paşa, olayı kapsamlı bir şekilde anlatır:
abdullah’ı taşıyan gemi haliç’te özel bir iskeleye yanaşmış, gemiden zincire vurulmuş olarak indirilen abdullah hapishaneye kapatılmış ve cezası üç gün devam eden bir sorgudan sonra verilmiştir.
işte, abdullah bin suud’un cevdet paşa’nın meşhur "tarih-i cevdet"inin 11. cildinin 15. sayfasında anlatılan istanbul’a getiriliş öyküsünün ve idamının günümüz türkçesiyle özeti...
"...mısır’dan istanbul’a gönderilen abdullah bin suud ile adamlarını taşıyan gemi haliç’e girdi ve eyüp sultan civarındaki defterdar iskelesi’ne yanaştı.
... abdullah ile adamlarının boyunlarına çifte zincir vurulmuştu. divanyolu’ndan geçirilip babıáli’ye getirildiler ve sadrazamın huzuruna çıkartıldılar. sadrazam, abdullah’ı mısır’dan getiren kapı kethüdasına, tatar ağasına, geminin kaptanına ve diğer görevlilere samur kürkler hediye etti ve her birine ömür boyu gelir bağladı. abdullah’la adamları, bostancıbaşı’nın hapishanesine gönderilip mekke’yle medine’den çaldıkları malların ortaya çıkartılması için üç gün boyunca sorguya çekildiler.
hünkár, o gün yapılan cirit ve mızrak oyunlarını seyretmek için eski saraya gitmişti. abdullah’ı adamlarıyla beraber eski saraya götürüp huzura çıkardılar. hünkár mahkûmları bir müddet seyrettikten sonra idamlarını emretti.
sorguları sırasında mekke ile medine’den ve hazreti hüseyin’in kerbelá’daki türbesinden çaldıkları bazı mallar hakkında mısır valisi mehmed ali paşa tarafından hapsedilen öteki adamlarının bilgi sahibi oldukları öğrenilmişti. bu konuda mısır’a gereken yazılar yazıldı. kahvecibaşı da, mehmed ali paşa ile oğlu ibrahim paşa’ya kılıç, kalkan ve fermanlar götürmek üzere mısır’a yollandı."
not: kaynak belirtmeyi vazife bilirim tarihe meraklı bir insan olarak. ilber hoca'nın katıldığı bir programda öğrendim çoğumuzun bilmediği bu ilginç hadiseyi. cevdet paşa'dan aktarıyordu sunucu. sonra biraz araştırdım, kendisini gazeteci olarak niteleyen ama bal gibi tarihçi olan murat bardakçı da güzel bir köşe yazısı yazmış bu konu üzerine.