25 Kasım 2019 Pazartesi

SON DAKİKA: İMAMOĞLU AÇIKLADI BANKALAR

Yaklaşık 16 milyon nüfusuyla dünyanın sayılı metropollerinden, Türkiye’nin finansal, kültürel kalbi İstanbul, siyasi çekişmenin tam ortasında... CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dönemiyle birlikte, AKP  25 yıllık iktidarını bırakmakta en hafif tabiriyle gönülsüz... Geçmiş dönemde başlanılan projelerin sürdürülmesinde, kaynak sağlanmasında engellemeler, Boğaziçi İmar dahil denetleme, izin süreçlerinden depremle mücadeleye uzanan pek çok alanda yerel yönetimin yetki alanında kısıtlama, dışlama hamleleri tartışmaların odağında.  

KAMU BANKALARI KAPI DUVAR...

İstanbul’un o rengarenk tarihi dokusunun tam orta yerinde, Sultanahmet’te Tunuslu Hayreddin Paşa Konağı’nda gündeme ilişkin sorularımızı yanıtlıyor İmamoğlu. Özellikle iç siyasette çok tartışma yaratan yurtdışı temaslarına değiniyor.  İmamoğlu’nun deyimiyle kamu bankalarının kapıları İBB’ye kapalı. Bu nedenle özel bankalara yüzlerini döndüklerini anlatırken Londra, Berlin, Paris, Strasburg, Kopenhag ziyaretlerine işaret ediyor. Yatırımcılarla bir araya geldiklerini, projelerini anlattıklarını söylüyor. .

Halihazırda ekonomik krizle yara bere Türkiye’nin kredi notu, güvenilirlilik endeksi düşünüldüğünde yabancı yatırımcıların çantayı hemen açmadıkları ortada. İstanbul’un yaklaşık 28 milyar TL’lik bir borcu olduğu daha önce gündeme yansımıştı. İmamoğlu, 20 milyar TL’nin üzerinde kaynak ihtiyaçları olduğunu belirtiyor. Bunun 11-12 milyarlık tutarı için adres ise metro çalışmaları.
Toplantıya yerli, yabancı basının yoğun ilgisi var. “Kamu bankaları hepimize eşit davranmak zorunda. 5 aydır bekliyorum ve daha önce yapmadım ama artık bu zihniyeti şimdi kınıyorum... Günlük ihtiyaçların bile karşılanmadığı kredilerin olduğu noktadayız” diyerek geçmiş yönetimden aldıkları ağır faturaya atıf yapıyor.
İmamoğlu sık sık konuşmasında, demokratik değerler vurgulu yeni bir yönetim olarak kolları sıvadıklarına işaret ediyor. Bu kapsamlı ilk yurtdışı temaslarında da önceliğin karşılıklı güven ortamının oluşması, işbirliğinin sağlanması için kendi vizyonlarının anlatımının hedeflendiği anlaşılıyor.

‘HÜKÜMET ENGELLİYOR MU DİYE SORUYORLAR’...

Türkiye’deki siyasi kriz tablosunun da etkisiyle olsa gerek İmamoğlu’na Avrupa çıkarmasında en yoğun soruların “hükümetle ilişkileri, önüne engel çıkarılıp çıkarılmadığı, Türkiye AB’den uzaklaşıyor mu” üzerine olduğunu öğreniyoruz. Kimi iktidar cephesinden, dışarda Türkiye aleyhinde söylemlerde bulunduğu yönündeki çıkışların hedefindeki İmamoğlu, bunlara bir anlamda yanıt olabilecek şekilde temaslarında  “Avrupa’nın Türkiye’nin, Türkiye’nin Avrupa’nın parçası olduğu” vurgusu yaptığını yineliyor. “Sorun varsa iki tarafın da payı vardır” derken Suriye politikasında da özellikle sığınmacılar konusunda Türkiye’nin ağır bir tablo ile yalnız bırakıldığı görüşünü Avrupa başkentlerinde dile getirdiğini anlatıyor.

YEŞİL HAREKET DALGASI

Avrupa’da özellikle gençler arasında giderek yükselen, siyaseti etkileyecek kadar güçlü dalgalar yaratan çevreci hareketler İmamoğlu’nu da etkilemiş. Sürdürülebilir yatırımın önemine değinirken dünyanın gelişmiş demokrasilerinde yerel yönetim anlayışında iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın yarattığı risklere göre politikaların üretilip uygulanması, yeşil çevrenin öneminin gündemin ilk sıralarına yerleştiği vurgusu yapıyor. 
Avrupa’ya İstanbul’un gelecek vizyonunu anlattıklarını belirtiyor. İstanbul’un sürdürülebilir kalkınmasında turizm, tanıtım, eğitim ayaklarının önemine sıkça değiniyor. Bunda istihdam sağlanmasından kreşlere yönelik çalışmalara uzanan geniş bir yelpaze de var...
“Demokrasi, şeffaflık, kurumsal  yapı, halka açıklık, yatırım, yetenek çekecek cazibe merkezi olma” hedefleriyle iddialı söylemde.. Yıllardır böğrüne hançer saplanıp  hâlâ ayakta kalmayı bir şekilde başaran bu yedi tepe büyülü şehir için alametifarika bohçasında “yaratıcı, mutlu, adil bir İstanbul mirası bırakmak” var... Avrupa’nın doğusunun çekim merkezi yapmak da...
Ama biliyoruz ki AKP iktidarının merkezden yerele yönelik engeli sürdükçe, hedeflere ulaşmak öyle çok da kolay değil. İmamoğlu, bunun da bilinciyle hem alternatif çıkışlar arıyor hem de ulusal birlik vurgusuyla merkezi yönetimle ilişkileri az çok normale çekmeyi amaçlıyor. AKP’nin kutuplaştırıcı siyasi söylem iklimini devam ettirmesi halinde bunun zor olacağı malum... Ama AKP’nin de yenildiği yerel yönetimlere yönelik “cezalandırma” siyasetinin eninde sonunda kendi ayağına vurmak anlamına geleceğini anlaması gerekiyor. Bu arada bir dip not olarak, İmamoğlu’nun basın toplantısında sorulara karşın CHP içindeki parti içi tartışmalara mesafeli kalma tutumunu da ekleyelim...
 “Göreve geldiğimizde gördük ki, başta metro projeleri olmak üzere, çok sayıda yatırım ne acı ki, finans ihtiyaçları nedeniyle iki yıldır durmuştu” diyen İmamoğlu, İstanbul’un karşı karşıya kaldığı sorunların aciliyetini hatırlatıyor. İşbirliği modelini yeniden masaya getiriyor.
Ekonomik kriz, erken seçim tartışmaları, siyasi çekişme, rant kapışması derken Türkiye’nin her köşesinde olduğu gibi İstanbullu için de yaşam zorlu .. Betonlaşmaya, ulaşımda zorluklara, tarihi silüetine yönelik ağır tahribatlara karşı acil eylem planının bir an önce yaşama geçmesi şart. İmamoğlu’nun vaatleri geleceğin İstanbul’u için umut verici ama elbette gözler günün sonunda uygulamada...