29 Mart 2020 Pazar

MERKEZ BANKASINDAN AÇIKLAMALAR

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Oğuzhan Özbaş, "Ocak-şubat aylarındaki güçlü seyir nedeniyle ilk çeyrek genelinde yüksek oranlı büyüme bekliyoruz. Seyahat harcamaları dışında tüketimde henüz belirgin bir zayıflama sinyali almadık." dedi.
Özbaş açıklamasında şunları kaydetti: 
"Avrupa'daki yavaşlamanın yanı sıra salgın hastalık ve düşen petrol fiyatları kaynaklı olarak Orta Doğu ve Rusya ekonomilerindeki talep zayıflaması Türkiye'nin ihracatı üzerinde doğrudan belirleyici olacak. Salgının yayılma hızının düşmesiyle Türkiye ekonomisinin hızla toparlanmaya başlayacağını göreceğiz. Türkiye ekonomisi, dinamik yapısıyla bu süreci göreceli olarak en az hasarla ve kısa sürede atlatan ekonomilerden biri olacaktır."

"Türkiye ekonomisi sürece dirençli girdi"

Türkiye ekonomisinin sürece dirençli girdiğine işaret eden Özbaş, şöyle devam etti:
"Dengelenme sürecinde elde edilen kazanımlar sayesinde Türkiye ekonomisi bu sürece dirençli bir şekilde girdi. Merkez Bankası olarak hızlı karar alma ve alınan kararları etkili bir şekilde uygulama imkanına sahibiz. Merkez Bankası'nın elinde son derece geniş ve etkili bir araç seti var, bunları güçlü ve hızlı bir şekilde kullanıyoruz ve gerektikçe kullanabilecek durumdayız."
aa.com.tr

Ebru Polat seksi dansıyla TikTok'u salladı

KAYNAK:


Günlerdir evinden çıkmayan Ebru Polat TikTok'ta vakit geçirmeye başladı. Zaman zaman yaptığı danslarla gündem gelen Polat seksi dansıyla TikTok'u salladı.

Sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla sık sık gündeme gelen Ebru Polat bir süredir evden çıkmıyor. Koronavirüs salgını sonrası evine kapanan Polat sosyal medyada sık sık paylaşımlar yapıyor.
Danslarıyla zaman zaman gündem olan Polat evde sıkılınca TikTok'ta vakit geçirmeye başladı. TikTok'ta dans videosu çeken Polat bu videoyu "Delirmeye başladık; öyleyse dans" notuyla paylaştı.
Seksi dansıyla hayranlarının dikkatini çeken Polat'a beğeni yağdı.

Audi 2020 Mart Fiyat Listesi


Audi A3 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Fiyat
A3 Cabrio 35 Turbo FSI 150 HP Sport S tronic PI. 314.117
A3 Cabrio 35 Turbo FSI 150 HP Design S tronic PI.
313.928
A3 Sedan 35 Turbo FSı 150 hp Dynamic S tronic PI.
273.525
A3 Sedan 35 Turbo FSı 150 hp Sport S tronic PI.
285.419
A3 Sedan 35 Turbo FSı 150 hp Design S tronic PI.
285.231
RS3 Sedan 2.5 Turbo FSI quattro 400 HP 848.855
S3 Sedan 2.0 Turbo FSI quattro 300 HP 537.704





Yeni Audi A3 dinamik tavan hattı, beş kapılı modelin atletik karakterini gözler önüne seriyor. Cam hattı boyunca uzanan karakteristik tornado çizgisi ve eşiklerin üstündeki dinamik hat, tasarımın yalın yönünü göstermektedir. 110 kW (150 PS)'lik motoru sizi güce doyuracak.

Üç boyutlu arka lambaları, belirgin kontrast çizgileri ve geniş difüzörüyle arka görüntüsü kendine hayran bırakıyor.. Öne çıkan bir özellik de artık kompakt sınıfta da sunulan Audi sanal kokpittir. (Tamamen dijital, yenilikçi 12,3" gösterge paneli sürücünün ihtiyaçlarına göre değişken ve gerektiği kadarıyla gösterilir: Hız/devir sayısı, navigasyon, radyo ve medya bilgileri gibi. Çok fonksiyonlu direksiyondaki VIEW düğmesine basılarak yuvarlak göstergelerin 2 farklı büyüklükteki gösterimleri arasında geçiş sağlanır. )


Virajlarda daha güçlü destek sağlayan koltuk yan destekleri mevcut.

Azami hiz: 220 km/s

Hızlanma 0-100 km/s: 8,2 sn

Şehir içi yakıt tüketimi: 6,5 l/100 km

Şehir dışı yakıt tüketimi: 4,4–4,3 l/100 km

Bagaj yük kapasitesi: 380 lt
Audi A4 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Fiyat
Yeni A4 Sedan 45 TFSI quattro 245 hp Advanced S tronic 464.603
Yeni A4 Sedan 40 TDI 190 hp Advanced S tronic Pl
444.532
Yeni A4 Sedan 40 TDI quattro 190 hp Advanced S tronic Pl
462.373
Yeni A4 Sedan 45 TFSI quattro 245 hp S line S tronic
500.782
Yeni A4 Sedan 40 TDI 190 hp S line S tronic Pl
479.224
Yeni A4 Sedan 40 TDI quattro 190 hp S line S tronic Pl
497.065




Audi A5 Coupe- Sportback 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Fiyat
A5 Sportback 40 TDI quattro 190 hp Sport S-tronic
493.844
A5 Sportback 40 TDI quattro 190 hp Design S-tronic
485.419




Audi A6 Avant- 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Fiyat
A6 Avant 45 Turbo FSI quattro 245 hp sport Stronic 668.047
A6 Avant 40 TDI quattro 204 hp Sport S tronic
643.267
A6 Avant 45 Turbo FSI quattro 245 hp Design S tronic
664.578
A6 Avant 40 TDI quattro 204 hp Design S tronic
639.798
A6 Sedan 45 Turbo FSI quattro 245 hp Sport S tronic
630.629
A6 Sedan 50 TDI quattro 286 hp Sport Tiptronic
934.087
A6 Sedan 40 TDI 204 hp Sport S tronic
606.097
A6 Sedan 40 TDI quattro 204 hp Sport S tronic
627.160
A6 Sedan 50 TDI quattro 286 hp Design Tiptronic
895.430
A6 Sedan 40 TDI quattro 204 hp Design S tronic
602.628





Audi A7 2020 Mart Fiyat Listesi
Model
Fiyat
A7 Sportback 55 TFSI quattro 340 hp S tronic
1.011.889

A7 Sportback 50 TDI quattro 286 hp tiptronic
985.322
A7 Sportback 40 TDI quattro 204 hp S tronic
810.780




Audi A8 2020 Mart Fiyat Listesi
Model
Fiyat
A8 L 50 TDI quattro 286 hp tiptronic
1.686.236
A8 L 55 TFSI quattro 340 hp tiptronic
1.686.236




Audi Q2 2020 Mart Fiyat Listesi
Model
Fiyat
Q2 30 TDI 116 hp Dynamic S tronic
285.419
Q2 35 Turbo FSI 150 hp Sport S tronic
270.882
Q2 30 TDI 116 hp Design S tronic
285.419
Q2 35 Turbo FSI 150 hp Design S tronic
270.882




Audi Q5 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Fiyat
Q5 40 TDI quattro 190 hp Sport S tronic
597.672
Q5 40 TDI quattro 190 hp Design S tronic
597.672




Audi Q7 ve Audi Q8 - Audi TT 2020 Mart Fiyat Listesi
Model
Fiyat

Q8 50 TDI quattro 286 hp Tiptronic
1.232.17
2

BMW 2020 Mart Fiyat Listesi


Model Şanzıman Yakıt Fiyat
BMW 118i First edition sport line
Otomatik
Benzin
263.700
BMW 118i First edition M sport
Otomatik
Benzin 274.700
BMW 116d First edition sport line

Otomatik
Benzin
276.900
BMW 116d First edition M sport
Otomatik
Benzin
287.700





Çevik, heyecan verici ve özgün, her şey birinci sınıf: Yeni BMW 1 Serisi

Sınıfında en iyi sürüş dinamikleri BMW M135i xDrive

|| M spor diferansiyel || Adaptif süspansiyon ||

M Sport fren || M Sport direksiyon || Steptronic Sport şanzıman.

Sportif, kompakt dış tasarım Bağlantılı bir öğe olarak tasarlanmış büyük Böbrek Izgaraları


|| Adaptif LED farlar || Kısa ön aks dışı çıkıntılar ve uzun aks aralığı

|| İlk kez sunulan 19 inç jantlar || Düz, geniş arka bölüm.

Fonksiyonel, sürücü odaklı iç tasarım M Sport koltuklar

|| Arkada geniş diz mesafesi || Geniş bagaj bölümü kapasitesi ||

BMW 1 Serisi’nde ilk kez sunulan panorama cam tavan ve arkadan aydınlatmalı iç kaplamalar.

Yenilikçi destek sistemleri ve bağlantı BMW Akıllı Kişisel Asistan || BMW Dijital Anahtar1

|| Ekran ağıyla birlikte BMW Live Kokpit Profesyonel

BMW Head-Up Display2 || Sürüş Asistanı3

Geri Vites Asistanıyla birlikte Park Asistanı
Yeni BMW 2 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
Yeni BMW 216d Active Tourer Premium Line
Otomatik Dizel
264.600
Yeni BMW 216d Active Tourer Luxury Line
Otomatik
Dizel
291.300




Yeni BMW 3 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
BMW 320i Sedan First Edition Sport Line
Otomatik
Benzin
389.600
BMW 320i Sedan First Edition Luxury Line
Otomatik
Benzin 413.600
BMW 320i Sedan First Edition M Sport
Otomatik
Dizel
427.300




BMW 4 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
BMW 418i Coupé
Otomatik
Benzin
fiyat yok
BMW 418i Coupé Sport Line
Otomatik
Benzin
fiyat yok

BMW 418i Coupé M Sport
Otomatik
Benzin
-
BMW 430i xDrive Cabrio Sport Line
Otomatik
Dizel
-
BMW 430i xDrive Cabrio M Sport
Otomatik
Dizel
fiyat yok

BMW 418i Gran Coupe Sportline
Otomatik
Benzin
fiyat yok

BMW 418i Gran Coupe M Sport
Otomatik
Benzin
fiyat yok

BMW 420d xDrive Gran Coupé LuxuryLine
Otomatik
Benzin
fiyat yok

BMW 420d xDrive Gran Coupé Sport Lİne
Otomatik
Benzin
-
BMW 420d xDrive Gran Coupé M Sport
Otomatik
Dizel
-




BMW 5 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
BMW 520i Sedan Luxury Line
Otomatik
Benzin
493.800
BMW 520i Sedan M Sport
Otomatik
Benzin
502.600
BMW 520i Special Edition Luxury
Otomatik
Benzin
531.500
BMW 520i Special Edition M Sport
Otomatik
Benzin
540.300
BMW 530i xDrive Sedan Special Edition Luxury
Otomatik
Benzin
763.600
BMW 530i xDrive Sedan Special EditionM Sport
Otomatik
Dizel
779.900
BMW 520d xDrive Sedan Luxury Line
Otomatik Dizel 723.100
BMW 520d xDrive Sedan M Sport
Otomatik Dizel 734.500




BMW 6 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
BMW 620d xDrive Gran Turismo Luxury Line
Otomatik
Dizel
938.800
BMW 620d xDrive Gran Turismo M Sport
Otomatik
Dizel
965.900
Yeni BMW 630i Gran Turismo M Sport
Otomatik
Benzin
fiyat yok





BMW X1 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
BMW X1 sDrive18i Premium Line
Otomatik
Benzin
355.000
BMW X1 sDrive18i X Line
Otomatik
Benzin
375.100
BMW X1 sDrive18i M Sport
Otomatik
Benzin
393.100
BMW X1 sDrive16d Premium Line
Otomatik
Dizel
367.900
BMW X1 sDrive16d X Line
Otomatik
Dizel
388.100
BMW X1 sDrive16d M Sport
Otomatik
Dizel
406.000




BMW X2 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
Yeni BMW X2 sDrive18i Premium Line
Otomatik
Benzin
-
Yeni BMW X2 sDrive18i M Sport
Otomatik
Benzin
-
Yeni BMW X2 sDrive18i M Sport X
Otomatik
Benzin
-
Yeni BMW X2 sDrive 16d M Sport
Otomatik
Dizel
375.900
Yeni BMW X2 sDrive 16d M Sport X
Otomatik
Dizel 375.900




BMW X3 Serisi 2020 Mart Fiyat Listesi
Model Şanzıman Yakıt Fiyat
Yeni BMW X3 sDrive20i X Line
Otomatik
Benzin
497.800
Yeni BMW X3 sDrive20i Luxury Line
Otomatik
Benzin
514.700
Yeni BMW X3 sDrive20i M Sport
Otomatik
Benzin
517.000
Yeni BMW X3 xDrive20d X Line
Otomatik
Dizel 636.900
Yeni BMW X3 xDrive20d X Line M Sport
Otomatik
Dizel 659.000
Yeni BMW X3 xDrive20d X Line Luxury Line
Otomatik
Dizel 666.100

Netflix Film Önerileri - En İyi Netflix Filmleri - Netflix'te Ne İzlesem?

Netflix film önerileri - Netflix film izleme platformu birçok başarılı yapımı kendi yapımcılığı altında üretmeye devam ediyor. Yaklaşık 5 yıldır orjinal filmlerini de çeken Netflix akıllı cihazlarda izlenebiliyor. Gerek smart tv'niz, gerek oyun konsolunuz, gerekse masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarınız, Netflix sayesinde birer sinema salonuna dönüşebilir. Bazı Netflix filmlerini bir öneri olarak sizler için haberleştirdik. Sizler için derlediğimiz bazı Netflix film önerilerini ve filmlerle ilgili kısa açıklamaları aşağıda bulabilirsiniz. 

The Platform (2019) Her katta bir hücre ve her hücrede 2 kişi yer yaşıyor. Dikey bir hapishanede, en üst kattan en alt kata yiyecek gönderilmektedir. Üst katlarda olanlar yemeklerin en iyilerini yerken aşağıda kalanlar ise üstekilerin artıkları ile idare etmek zorundadır. Kahramanımız Goreng ise bu düzeni değiştirmek için bir adım atacaktır. Netflix filmleri arasında mutlaka izlemeniz gereken bir yapım olan The Platform’un oyuncu kadrosunda Ivan Massague, Anronia San Juan ve Zorion Eguileor yer almaktadır. 

Bird Box (2018) Bird Box, peşlerinde olanlardan kurtulmak için gözleri bağlı bir şekilde yola koyulan bir kadın ve çocuklarının hikayesini konu ediyor. Her şey tam beş yıl öncesinde başlar. Başlangıçtan bu zamana kadar hayatta kalmayı başaran Malorie ve iki çocuğu için hayat bu süreçte hiç de kolay olmaz. Nehir kenarında terk edilmiş bir evde kalan aile, bugünlere her adımlarını planlayarak gelir. Ailesini güvende olabilecekleri bir yere götürmenin hayalini kuran Malorie ve çocukları için artık gitmedir. Ancak bu yolculuk oldukça tehlikelidir. Tek bir hataları ölümlerine sebep olacaktır. Her şeyden önemlisi de yolculuk sırasında ne olursa olsun gözlerinin bağlı olması gerekir. Zekalarına ve geliştirdikleri duyma yetilerine güvenerek çıktıkları bu yolculukta Malorie ve çocukları yalnız değildir. Peki onların peşinde olan insan mı, hayvan mı, yoksa bir canavar mıdır? 

The Highwaymen (2019) FBI ve en son adli tıp teknolojisinin tüm gücü bile ülkenin en kötü şöhretli suçlularını yakalamak için yeterli olmamaktadır. Teknolojinin altından kalkamadığı bu iş için, emekliye ayrılmış iki eski Teksas korucusundan yardım istenir. 1934'te Frank Hamer ve eski ortağı Maney Gault, Bonnie ve Clyde'ı yakalamak için emeklilikten geri dönerler. Bonnie ve Clyde döneminden önce görevden ayrılmış olan ikili, suç çılgınlığına son vermek için özel soruşturmacı olarak görevlendirilmiştir. Çiftin 13 cinayetin yanı sıra birkaç soygun ve hırsızlık yaptığı bilinmektedir. İçgüdülerine ve eski usul yöntemlerine güvenmek zorunda olan ikili işe koyulur. Amerikan suç tarihinin en ünlü suçluları ile girişilen kedi fare oyunu böylece başlamış olur. Hamer ve Gault, gangster çifti yakalamak için bütün detayları incelikle hesaplamak zorundadır... 

Marriage Story (2019) Amerikan bağımsız sinemasının en önemli yönetmen ve senaristlerinden Noah Baumbach‘ın yeni filmi, biten bir evliliğin kronolojisini mercek altına alıyor. Adam Driver ve Scarlett Johansson‘ın canlandırdığı Charlie ve Nicole, ayrılmaya karar verdiklerinde, her ne kadar birbirlerini sevmeye devam edere ve anlaşarak ayrılabilecekken, sistemin düşmanlaştırdığı iki insana dönüşüyorlar. İkilinin olağanüstü performanslarına Laura Dern, Alan Alda ve Ray Liotta gibi isimlerin eşlik ettiği film, izleyebileceğiniz en içten, en doğal ve en gerçek ayrılık filmlerinden… 

Beasts of No Nation (2015) Jane Eyre uyarlamasıyla uluslararası sinema arenasında parlayan ve True Detective diziyle de dikkatleri üzerine toplayan genç yönetmen Cary Fukunaga'nın Uzodinwa Iwala'nın aynı adlı eserinden beyazperdeye taşıdığı filmde, Afrika ülkesindeki iç savaşta savaşması için ailesinden kopartılan çocuk asker Agu’nun öyküsü anlatılıyor. 

The Irishman (2019) Martin Scorsese’nin yönettiği, Robert de Niro, Al Pacino ve Joe Pesci’nin rol aldığı film, geçtiğimiz yıl öne çıkan yapımlardandı. Bir mafta tatikçisi olan Frank Sehheran’ın hayatına odaklanan film, ABD tarihinin en gizemli suç olaylarından olan işçi lideri Jimmy Hoffa’nın öldürülmesini anlatıyor. Dolemite Is My Name (2019) Craig Brewer Eddie Murphy‘nin geri dönüşünü müjdeleyen Dolemite Is My Name, 1970’lerde bir fenomene dönüşmüş komedyen ve rap öncüsü Rudy Ray Moore ve alter-egosu Dolemite’in hikayesini anlatıyor. Dönemi yansıtan göz kamaştırıcı görselliği ve özellikle de çiçeği burnunda Oscar ödüllü Ruth E. Carter‘ın kostüm tasarımlarıyla öne çıktığı söylenen filmi Netflix’te izleyebilirsiniz!

High Flying Bird (2019) Steven Soderbergh Günümüzün en üretken yönetmenlerinden olan Steven Soderbergh, 1990’lardan bu yana hem farklı türler denemeyi hem de en yeni teknikleri filmlerinde uygulamayı seven bir sinemacı. Soderbergh’in ilk Netflix orijinal filmi High Flying Bird de, yönetmenin bu iki özelliğini de taşıyor: Basketbol dünyasının menajerlik boyutuna ve sporun bir endüstriye dönüştüğü günümüz ortamına eleştirel bir bakış atan film, bir spor filmi. Diğer yandan Soderbergh, filmin tamamını iPhone kamerasıyla çekerek, Hollywood için olmasa da kendi kariyeri için bir ilke imza atıyor. 


Cargo (2017) Korkunç bir salgın baş gösterir ve ailesiyle mutlu bir hayat yaşamakta olan Andy karısının zombiye dönüşmesini izlemek zorunda kalır. Eşini kaybettikten sonra, kırsal Avustralya’da çocuğuyla bir başına kalan baba, karısının kendisini ısırması sonucu zombi virüsünü almıştır ve 48 saat içinde bir zombi olacaktır. Şimdi en önemli amacı, henüz daha bebek olan çocuğu Rosie için yeni bir yuva aramak ve onu, 48 saat içinde dönüşeceği yaratıktan korumaktır... 


Triple Frontier (2019) Beş eski Özel Kuvvetler operasyon askeri, Güney Amerika'nın seyrek nüfuslu sınır bölgesinde bir soygun planlamak için bir araya gelir. 5 kişilik bu ekibin hedefi, şiddetiyle tanınan, zengin bir kartelin servetidir. Bu isimsiz kahramanlar prestijli kariyerlerinde ilk defa bu tehlikeli misyonu ülkeleri için değil, kendileri için üstleniyorlardır. Ancak olaylar beklenmedik bir dönüşle birlikte kontrolden çıkmaya başlar. İncelikli planları devasa bir kaosun içinde kaybolup gitmeye başladığı zaman bu beş üstün nitelikli adamın yetenekleri, sadakatleri ve ahlakları, hayatta kalmak için verdikleri zorlu mücadele sırasında kırılma noktasına itilecektir... 


The King (2019) İngiliz edebiyatı ve dünya edebiyatının önde gelen isimlerinden William Shakespeare’in bazı oyunlarından esinlenen The King filmi, Hal adlı asi bir prensin elindeki tüm imkanları reddedip halkın içinde yaşamaya başlaması ve ardından ülkenin yönetimini üstlenmek zorunda kalması anlatılır. The King filmi, Avustralyalı yönetmen David Michôd imzası taşıyor. 


The Endless Trench (2019) Gerçek olaylardan uyarlanan son yılların en iyi Netflix filmleri listesinde izleyicilerden tam not alan The Endless Trench, İspanya iç savaşı sırasında yaşanan dram dolu bir hikayeyi anlatmaktadır. Filmde, İspanya İç Savaşı'nda Cumhuriyetçileri destekleyen bir adam, ortaya çıkan misillemelerden korkarak 30 yılı geçen bir süre karısının desteğiyle evinde saklanmak zorunda kalır. 


Spectral (2016) ABD’nin en önemli kentlerinden bir tanesi olan New York, şehrini ele geçirmek isteyen doğaüstü güçlerle savaşmaları için bir araya getirilen özel harekat ekibi şehir merkezine gönderilir. Şehri kurtarmak için tek çare bu ekiptir. Aksiyon ve bilim kurgu türünde izlenebilecek Spectral, zevkle izlenecek bir yapım.

 http://www.kamuajans.com/faydali-bilgiler/netflix-film-onerileri-en-iyi-netflix-filmleri-netflix-te-ne-izlesem-h547827.html

SON DAKİKA: KARDASHİAN'LAR'ın ASIL MEMLEKETLERİ ORTAYA ÇIKTI, MEĞER

Kardashianlar
Kim, Kourtney ve Khloé Kardashianlar olarak tanıdığımız ailenin ataları da Türkiye’den. Kardashianlar'ın büyük büyük babası Hovhannes Miroyan ile büyük büyük annesi Lusyak Çorbacıyan1900'lü yılların başında kızları Vartanuş'u yanlarına alarak Erzurum'dan California'ya göç ettiler. Vartanuş, ABD'de Arakel Arakelyan ile evlendi. Çiftin Helen Arakelyan adlı kızları ise Kars göçmeni Arthur Kardashian ile dünya evine girdi.

BİLİM KURUSU ÜYESİ CORONA VİRUS'UN NE ZAMAN BİTECEĞİNİ AÇIKLADI

Nedenini, salgının ne zaman en üst seviyeye ulaşacağını, yayılma hızının yavaşlayıp yavaşlamayacağını uzmanlara sorduk.
 
ÇOK KRİTİK BİR DÖNEMDEYİZ
 
Bilim Kurulu üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan “Çok kritik bir dönemdeyiz. Hastalığın ‘peak’ noktası yani en üst seviyeye ulaşması an meselesi. Bu nedenle önümüzdeki 5 gün hayli önemli. Hastalığı kontrol etmek için tedbirleri daha sıkı almazsak bu noktadan sonra virüsün yayılmasının kontrol edilebilmesi daha güç hale gelebilir” diyor.
Ceyhan, vaka sayısının ne zaman maksimum düzeye çıkacağının hiçbir ülke tarafından kesin olarak bilinemeyeceğini belirterek şu örneği veriyor: “Hiç tedbir almadık diyelim, okullar, işyerleri, kafeler açık. O zaman yaklaşık 2 buçuk ayda bu hastalık nüfusun yarısına yani 40 milyon kişiye bulaşırdı. Diyelim ki tüm tedbirler yüzde yüz uygulanıyor. Kimse çok zorunlu haller dışında sokağa çıkmıyor. Virüs ne yapacak? Bulaşacak insan bulamayacağı için ortadan kaybolacak.”
 
İKİ ÖRNEĞİN ARASINDAYIZ
 
Prof. Dr. Ceyhan, Güney Kore örneğini hatırlatarak sosyal izolasyonun tam sağlanması ve kimsenin evden çıkmaması halinde salgının 2 ay içinde bitebileceğini söylüyor ve ekliyor: “Biz, verdiğim 2 örneğin arasında bir yerdeyiz. Maalesef insanların yarısı kurallara uymadı (iş nedeniyle dışarı çıkmak zorunda kalanları kastetmiyorum). Halen de kurallara uymayanlar var. İki arada durduğumuz için de salgının ne zaman biteceğini söylemek çok zor. Sokağa çıkma yasağı ya da sıkıyönetim ilan etmeden de alınacak sıkı tedbir ve denetimlerle bu iş çözülebilir. Ama insanların bilinçlenmesi şart. Yoksa ufuk karanlık.”
 
YAZ GELİNCE SALGIN BİTMEYECEK
 
Prof. Dr. Ceyhan hava sıcaklığı arttıkça (haziran-temmuz gibi) virüsün kendi kendine yok olacağı algısının ise yanlış olduğunu söylüyor. Ceyhan “Bu salgının bitmesinin hava sıcaklığı ile ilgisi olmayacak. Ya şansınıza virüs bir mutasyona uğrayacak, bulaşma özelliğini kaybedecek ya da siz işi şansa bırakmayacak tüm önlemlerinizi alacaksınız” diyor.
 
İtalya’dan, İspanya’dan daha kötü duruma gelecek ülkeler olduğunu söyleyen Ceyhan’a ‘Biz o ülkelerden biri miyiz?’ diye soruyorum. Cevabı net: “Bu, tamamen insanların alınan önlemlere ne kadar uyacağına bağlı. İtalya ve İspanya hiç önlem almamış ülkeler değil ama bakın insanlar kurallara uymadı ve ne oldu? İpin ucunu kaçırdığınız zaman nereye gideceği belli olmaz. Sonra alınacak önlemler de pek işe yaramaz. Hep şunu düşünmek lazım. 1 gün sonra bu salgını kontrol etmek bugünden sonra daha zor olacak. Öbür gün yarından daha zor olacak. Vaka sayısı arttıkça iş zorlaşıyor. 2 bin kişiyi toplumdan izole etmek başka 10 bin kişiyi başka.”
 
 
3 FARKLI SENARYODA NE OLACAK
 
Dr. Güvenç Koçkaya ve ekibi koronavirüsün bugüne kadarki yayılım hızına ve alınan önlemlere bakarak ‘Ne olacak?’ sorusuna cevap niteliğinde
 
3 farklı senaryo hazırladı.
 
‘SOSYAL İZOLASYON’ SAĞLANAMAZSA
 
Herkesin sokakta olduğu (sosyal izolasyon kurallarına uyulmaması durumu): Vaka sayısı haziran sonunda 3.5 milyonu aşabilir. 184 bin 213 ölüm gözlenebilir. Dahası vaka artışı devam edebilir.
 
‘KISITLI TEDBİR’ UYGULANIRSA
 
Kısıtlı tedbirlerin uygulanması (4 gün evde oturdum, 1 gün balığa, 2 gün komşuya çaya gittim durumu): 183 bin 922 vaka ve 9 bin 143 ölüm yaşanabilir. Vaka artışı mayıs sonunda kontrol altına alınabilir.
 
 ’ETKİN MÜCADELE’ MODELİNE GEÇİLİRSE
 
Yasaklara uyulması hali (herkesin kendi OHAL’ini ilan etmesi ve tam izolasyona geçmesi durumu): Vaka sayısı en fazla 52 binde kalabilir. 2 bin 616 ölüm gözlenebilir. Vaka artışı etkin önlemlerin devam ettirilmesi ile nisan sonunda kontrol altına alınabilir.
 
Sonuç: Dr. Güvenç Koçkaya, salgının en az zararla atlatılabilmesi için vatandaşlara ciddi sorumluluk düştüğünü vurguluyor. Koçkaya, “Türkiye özelinde modellenen senaryolarda temel değişkenin sosyal izolasyon olduğu görülüyor. Yani hastalığın nasıl seyredeceği bizim kurallara ne kadar bağlı kaldığımızla doğru orantılı olacak” diyor.
 
SALGIN YÜKSELME DÖNEMİNDE
 
Bilim Kurulu üyesi ve KTÜ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü “İçinde bulunduğumuz haftalar çok kritik. Zira, salgın yükselme trendinde. Vaka sayılarındaki artışı görüyorsunuz. Bu dönemde bulaşmayı azaltacak tedbirler alınmaz, alınanlara da uyulmaz ise vaka sayılarında patlama olabilir. Bu dönemi az hasarlı atlatmak için biraz dişimizi sıkacağız. Sosyal izolasyon şart” diyor. Peki virüsün böylesine hızlı yayıldığı bu dönemde ne yapmak gerekli? Özlü şöyle anlatıyor: “Sosyal izolasyon kurallarına uyarsak salgının hızı yavaşlar. Tam anlamıyla kurallara uymaktan bahsediyorum. Dışarı asla çıkmayacaksınız, içeri de kimseyi almayacaksınız. Konu, komşu, akraba, eş, dost ‘Gelin oturalım, bir çay içelim’ derse bir anlamı yok. Ev halkı dışında başkalarıyla temas yasak. Bana gelen duyumlar üzerine size bir örnek vereyim. Bir hanım haftalardır evdeyim diyerek komşusuna kahve içmeye gidiyor. Komşusunun oğlu da işten izinli olduğu için İstanbul’dan memleketine gideli 1-2 gün olmuş. Beraber oturmuşlar. Sonra o komşunun oğlu pozitif çıktı. Şimdi 2 ailede karantinada. Önümüzdeki 1-2 hafta herkes kurallara uysa pat diye salgının yayılma hızı düşer. Toplumun nasıl davranacağını bilmediğimiz için ‘Salgın şu ay biter’ diyemiyoruz.” (Fulya Soybaş / Hürriyet)

Şehirler arası seyahat kısıtlaması, özel aracını kullananlar için nasıl olacak? İşte yanıtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında önceki akşam duyurduğu 7 maddelik tedbir paketinin ardından kamuoyunun gündemini en çok şehirler arası seyahat kısıtlaması meşgul etti. Uçaklar ve otobüslerle ilgili uygulamalar netlik kazanırken özel aracıyla seyahat etmek isteyenlere uygulanacak kısıtlamalar merak konusu olmuştu. Edinilen bilgilere göre özel araçla seyahat, kontrollü gerçekleştirilecek.
Hürriyet'ten Fevzi Kızılkoyun'un haberine göre şehirlerin girişinde nöbet tutan ekipler, kente giriş çıkışları kontrol edecek. Durdurduğu araçtakilerin ilk önce ateşini ölçecek.

MAKUL BİR NEDENİ OLMAYANLAR GERİ ÇEVRİLECEK

Ardından yolcuya sorulan ilk soru nereden gelip nereye gittiği olacak. Ayrıca yolculuğun nedeninin ne olduğu da sorulan sorular arasında yerini alacak.
Zorunlu ve makul bir nedeni olmayanlar illere alınmayacak veya ilden çıkışlarına izin verilmeyecek.

14 GÜN KARANTİNA

Zorunlu ve makul nedeni olanlar sağlık kontrolünden geçirilecek, koronavirüs belirtileri göstermesi durumunda zorunlu 14 günlük karantinaya alınacak. Yolcuların bilgileri gidecekleri illere bildirilecek, takibi sağlanacak.

NASA’nın Takip Ettiği Bir Asteroid, Yarın Dünya’nın Yakınından Geçecek

Uzay ajansı NASA, bir süredir takip edilen bir asteroidin yarın saat 21.00'da Dünya'ya en yakın geçişini yapacağını açıkladı. Büyüklüğünün 19 ile 42 metre arasında olduğu tahmin edilen asteroid, gezegenimiz için herhangi bir tehdit oluşturmuyor.
Saatte 48.278 kilometre hızla hareket ettiği tahmin edilen bir asteroid, yarın gezegenimizin yakınlarından geçecek. Asteroidin uçuşu, bir süredir NASA’nın Kaliforniya’daki Dünya’ya Yakın Cisim Araştırmaları Merkezi (CNEOS) tarafından izleniyordu. Bu noktada uzay ajansı, yarın Dünya’ya en yakın geçişini yapacak bu asteroidi '2020 FW5' olarak adlandırmıştı.
2020 FW5, 28 Mart Cumartesi günü TSİ 21.00’da gezegenimize en yakın geçişini yapacak olsa da bu geçiş bize sadece Güneş sisteminin geri kalanına kıyasla 'yakın' gelecek. Bir başka deyişle asteroid, aslında Dünya’dan milyonlarca kilometre uzakta olacak. Bu noktada NASA, büyüklüğü 19 metre ile 42 metre arasında olduğu tahmin edilen asteroidi Dünya’ya yakın nesne (NEO) olarak adlandırdı ancak gezegenimiz için herhangi bir tehdit oluşturmadığını belirtti.

Asteroid, Dünya’nın 3,57 milyon kilometre uzağından geçecek:

Asteroid
Güneş’in yörüngesinde NEO’ların zaman zaman Dünya’ya yaklaşabileceğini söyleyen NASA, astronomik olarak ‘yakın’ bir geçişin aslında milyonlarca kilometre uzakta olabileceğinin de altını çizdi. 2020 FW5 adı verilen bu asteroid de yarınki geçişini Dünya’dan yaklaşık 0,0238 astronomik birim uzaktan yapacak.
Bir astronomik birim Güneş'in merkeziyle Dünya'nın merkezi arasındaki uzaklık olan 149,5 milyon kilometre ya da 92,8 milyon mile denk geliyor. Bu noktada asteroidin Dünya yakınından geçiş yapacağı 0,0238 astronomik birimin ise 3,57 milyon kilometreye tekabül ettiğini söyleyebiliriz.
2020 FW5 gibi NEO’ların sık sık Dünya yakınından geçtiği bilinse de bunlar nadiren gezegenimize çarpıyor. Bununla birlikte NASA, şu anda Dünya ile çarpışma rotasında olan bir asteroid veya kuyruklu yıldızın tespit edilmediğini söylüyor. Uzay ajansı, ayrıca ortalama araba büyüklüğünde bir kayanın gezegene yılda yaklaşık bir kez vurduğunu ancak bunun yeryüzüne ulaşmadan yandığını tahmin ediyor.

Filozof Alain Badiou'nun COVID-19 Salgını Hakkındaki İlgi Çekici Analizi

badiou üstadın covıd-19 ile ilgili analizini fransızcadan ingilizceye çeviren ve versobooks'ta paylaşan alberto toscano'nun paylaşımını türkçeye çevirdim. ilgilisi varsa okuyabilir:
“başından beri, viral bir pandemi ile nitelendirilen mevcut durumun olağanüstü olmadığını düşündüm. aıds (viral) pandemisinden ve kuş gribinden, ebola virüsünden ve sars 1 virüsünden, birkaç gripten, antibiyotiklerin artık tedavi edemediği tüberküloz türlerinin ortaya çıkmasından ve hatta kızamığın geri dönüşünden bahsetmiyorum bile. dünya pazarının, tıbbi yetersiz bölgelerin varlığı ve gerekli aşılar söz konusu olduğunda küresel disiplinin eksikliği ile birlikte kaçınılmaz olarak ciddi ve yıkıcı salgınlar ürettiğini (aids durumunda, birkaç milyon ölüm) biliyoruz. mevcut pandemik durumun, oldukça rahat batı dünyası üzerinde büyük bir etkisi olduğu gerçeğinin yanı sıra şüpheli sızlanmaları ortaya çıkaran ve sosyal medyadaki aptallıkları içeren bir gerçeğin başlı başına bir önemi yoktur- bariz koruyucu önlemlerin ve yeni hedeflerin yokluğunda virüsün ortadan kalkması için geçen sürenin ötesinde, caka satmanın gerektiğinin sebebini anlayamadım.
dahası, devam eden salgının gerçek adı, bir anlamda 'güneşin altında yeni bir şey yok' ile uğraşmak olmalıdır. bu gerçek isim sars 2'dir, yani 'şiddetli akut solunum sendromu 2', bu tanımın 'ikinci kez' sinyalini veren, 2003 baharında dünyaya yayılan sars 1 salgınından sonra adıdır. '21. yüzyılın ilk bilinmeyen hastalığı' olarak adlandırılmıştır. o zaman mevcut salgının hiçbir şekilde radikal olarak yeni veya eşi görülmemiş bir şey olmadığı açıktır. bu da, yüzyılda türünün ikincisidir ve birincinin soyundan gelebilmektedir. öyle ki, bugün tahmin konularında yetkililere hitap edebilecek tek ciddi eleştiri, sars 1'den sonra tıp dünyasına sars 2'ye karşı gerçek eylem araçlarını sunacak araştırmayı finanse etmemektir.
bu yüzden, herkes gibi, kendimi evde tecrit etmeye çalışmaktan başka yapılacak bir şey olduğunu düşünmedim ve herkesi aynı şeyi yapmaya teşvik etmekten başka söylenecek bir şey yoktu. bu noktada katı bir disipline bağlı kalmak, en çok maruz kalan herkes için destek ve temel koruma sağlaması açısından daha gereklidir: elbette doğrudan ön tarafta olan ve güvenebilmesi gereken tüm sağlık personeli enfekte olmuş kısmı da dahil olmak üzere sağlam bir disiplinde; aynı zamanda yaşlılar gibi en zayıf olanları da, özellikle de bakım evlerinde olanlar; ve işe gitmek ve bulaşma riskini yönetmek zorunda kalan herkes gibi. 'evde kal' zorunluluğuna itaat edebileceklerin disiplini, ancak 'ev' ya da hiç olmayanlara da güvenli bir barınak bulabilmeleri için araçlar bulmalı ve önermelidir. bu durumda otellere el konulması öngörülebilir. bu görevlerin giderek daha acil olduğu doğrudur, ancak en azından ilk incelemede, büyük bir analitik çabaya veya yeni bir düşünce biçiminin oluşturulmasına ihtiyaç duymamaktadırlar.
ama yakın çevrelerim de dahil olmak üzere beni hem tezahür ettikleri kafa karışıklığıyla hem de kendimizi bulduğumuz -sonuçta basit- durumdan tamamen yetersiz oldukları için rahatsız eden çok fazla şey okuyorum ve duyuyorum.
bu kalıcı bildirimler, acıklı itirazlar ve katı suçlamalar farklı biçimler alır, ancak hepsi mevcut salgın durumun müthiş sadeliği ve yeniliğin olmaması konusunda merak uyandırıyor. bazıları, gerçekte fenomenin doğası gereği zorlandıkları şeyi yapan güçler karşısında gereksiz yere köledir. diğerleri gezegeni ve onun mistiklerini çağırırlar, ki bu işe yaramaz. bazıları, savaş veya salgın zamanlarında devlet başkanı olarak işini basitçe yapan ve diğerinden daha kötü olmayan talihsiz macron'u suçluyor. diğerleri, bir virüsün imhasıyla ilişkisi olmayan görülmemiş bir devrimin hakkında ağlamalar yapar- 'devrimcilerimizin' herhangi bir şekilde yeni bir yol önermediği gibi bir şeyler. bazıları kıyamet karamsarlığına düşüyor. diğerleri, çağdaş ideolojinin altın kuralı olan “önce ben” in, bu durumda ilgiden yoksun olduğu, hiçbir başarı sağlamadığı ve hatta kötülüğün belirsiz bir uzamasının suç ortağı olarak görülebileceği için hayal kırıklığına uğruyorlar.
salgının zorluğu, her yerde nesneleri, veba ülkeyi süpürdüğünde orta çağ'da alışılmış olan bu üzücü etkilere (mistisizm, yumuşama, dua, kehanet ve kötülük) geri dönmeye mecbur bırakarak aklın içsel aktivitesini dağıtmak gibi görünmektedir.
sonuç olarak, bazı basit fikirleri bir araya getirmeye mecbur hissediyorum. o fikirlere mutlulukla kartezyen(dekartçı) diyebilirim.
o zaman başka bir yerde çok kötü tanımlanmış ve dolayısıyla çok kötü işlenmiş sorunu tanımlayarak başlayalım. bir salgın, her zaman doğal ve sosyal tespitler arasında bir eklem noktası olması nedeniyle karmaşık hale gelir. tam analizi karmaşıktır: iki belirlemenin kesiştiği noktaları kavramak ve sonuçları çizmek gerekir.
örneğin, mevcut salgının başlangıç dayanağı büyük olasılıkla wuhan eyaleti pazarlarıdır. çin pazarları, tehlikeli kirlilikleri ve üst üste yığılmış her türlü canlı hayvanın açık hava satışı için bastırılamaz tadı ile bilinir. belirli bir anda virüsün kendisini mevcut bulduğu gerçek, yarasalardan miras kalan, çok yoğun bir popüler ortamda ve ilkel hijyen koşullarında bir hayvan formudur.
virüsün bir türden diğerine doğal yörüngesi ve böylece insan türüne geçer. tam olarak nasıl? henüz bilmiyoruz ve bize sadece bilimsel çalışmalar söyleyecektir. geçtiğimizde, sahte görüntülerle desteklenen tipik olarak ırkçı masalları dolaştıran herkesi feshedelim, buna göre her şey, çinliler hala hayatta olduklarında yarasaları yedikleri gerçeğinden kaynaklanıyor…
sonunda insanlara ulaşan hayvan türleri arasındaki bu yerel geçiş, tüm meselenin başlangıç noktasıdır. bundan sonra sadece çağdaş dünyanın temel bir verisini işletir: çin devlet kapitalizminin emperyal rütbeye yükselişi, diğer bir deyişle dünya pazarında yoğun ve evrensel bir varlık olması. çin hükümeti sayısız yayılma ağıyla birlikte başlangıç noktasını izole edebilirdi, -40 milyon nüfusa sahip tüm bir bölgeyi yani - sonuçta bunu başardığı ancak küresel varoluşun uçakları ve gemilerinin salgının yollara çıkmasını durdurmak için geç olduğu tamamen açıktır.
bir salgının çifte eklemlenmesi dediğim şeyin açıklayıcı bir ayrıntısını düşünün: sars 2, wuhan'da boğuldu, ancak şanghay'da, çoğunlukla yurtdışından gelen çin vatandaşı insanlar nedeniyle çok fazla vaka var. çin böylece eski gelenekleri takip eden muhafaza edilmemiş pazarlarda doğa-toplum kesişimi ile bir yandan gezegensel yayılım arasındaki bağlantıyı - önce arkaik bir sebeple, sonra modern olarak gözlemleyebileceği bir sitedir diğer yandan da kapitalist dünya pazarının taşıdığı bu çıkış noktası ve hızlı ve aralıksız hareketliliğe güvenmesi vardır.
bundan sonra devletlerin bu yayılmayı bastırmaya çalıştığı aşamaya giriyoruz. bu tespitin temelde yerel kaldığını, salgın yerine çapraz olduğunu belirtelim. bazı ulus ötesi otoritelerin varlığına rağmen, ön cephede yer alan yerel burjuva devletleri olduğu açıktır.
burada çağdaş dünyanın büyük bir çelişkisine değiniyoruz. üretilen nesnelerin seri üretim süreci de dahil olmak üzere ekonomi dünya pazarının himayesi altındadır - bir cep telefonunun basit montajının en az yedi farklı eyalet de dahil olmak üzere iş ve kaynakları harekete geçirdiğini biliyoruz. yine de siyasi güçler aynen ulusal olarak kalır. ve emperyalizm, eski (avrupa ve abd) ve yeni (çin, japonya…) arasındaki rekabet, kapitalist bir dünya devletine götüren herhangi bir süreci dışlar. salgın aynı zamanda ekonomi ve siyaset arasındaki çelişkinin çirkinleştiği bir andır. avrupa ülkeleri bile virüs karşısında politikalarını hemen düzenlemeyi başaramıyorlar.
bu çelişkinin yanı sıra, ulusal devletler, riskin doğası onları iktidarın stilini ve eylemlerini değiştirmeye zorlasa da, sermaye mekanizmalarına olabildiğince saygı göstererek salgın durumuna karşı koymaya çalışırlar.
ülkeler arasında bir savaş durumunda, devletin sadece popüler kitlelere, beklendiği gibi değil, aynı zamanda burjuvazinin kendisine de, tasarruf etmek için önemli kısıtlamalar getirmesi gerektiğini uzun zamandır biliyoruz: yerel kapitalizm. bazı endüstriler, hemen hemen para kazanılabilir artı değer üretmeyen dizginsiz silah üretimi uğruna kamulaştırılmıştır. birçok burjuva memur seferber edilir ve ölüme maruz kalır. bilim adamları gece gündüz yeni silahlar icat etmek için çalışıyorlar. çok sayıda entelektüel ve sanatçı ulusal propaganda vb. sağlamaya mecburdur.
salgınla karşı karşıya kalan bu tür bir devletçi refleks kaçınılmazdır. bu nedenle, bazılarının söylediklerinin aksine, macron veya başbakan edouard philippe'in 'refah' devletinin geri dönüşü, insanları işten desteklemeye veya dükkanları kapatılan serbest meslek sahiplerine yardım etmeye yönelik harcamalarına ilişkin beyanları, devletten 100 veya 200 milyar talep ve hatta 'millileştirmelerin' duyurulması - bunların hiçbiri şaşırtıcı veya paradoksal değildir. sonuç olarak stratejik bir felaketten kaçınmak için macron'un 'savaştayız' metaforu doğrudur: savaşta veya salgında devlet, bazen daha otoriter ve daha genel olarak hedeflenen uygulamaları yürütmek için sınıf sınıfının normal koşusunu aşan zorlanır.
bu, amacı, salgını bastırmak - savaşı kazanmak, macron’un metaforunu bir kez daha ödünç almak - yerleşik sosyal düzende kalırken mümkün olan en büyük kesinlik ile durumun tamamen mantıklı bir sonucudur. bu gülünecek bir mesele değildir, doğayla kesişen (o zaman bilim adamlarının konunun önde gelen rolü) ve sosyal düzenin (otoriter müdahalenin oradan kesiştiği ölümcül bir sürecin yayılmasıyla dayatılan bir zorunluluktur ve aksi halde olamaz, devlet) dayatmasıdır.
bu çabanın ortasında bazı büyük eksikliklerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. hastane izolasyonu süresi açısından koruyucu maske eksikliği veya hazırlıksızlığı düşünün. ancak bu tür şeyleri 'tahmin etmekle' gerçekten kim övünebilir? bazı açılardan, devlet mevcut durumu engellemedi, doğrudur. hatta on yıl sonra ulusal sağlık sisteminin zayıflamasıyla devletin genel çıkarlara hizmet eden tüm sektörleriyle birlikte yıkıcı bir salgına benzeyen hiçbir şeyin ülkemizi etkileyemeyeceğini düşünebiliriz. bu ölçüde devlet sadece macron kılığında değil, en azından son otuz yıldır kendisinden önce gelen herkes için çok suçludur.
ancak yine de burada, belki de birkaç izole bilim adamı dışında, fransa'da bu tip bir pandeminin ortaya çıkmasını kimsenin öngörmediğini, hatta hayal etmediğini belirtmek doğrudur. birçoğu muhtemelen bu tür şeylerin karanlık afrika veya totaliter çin için iyi olduğunu, ancak demokratik avrupa için iyi olmadığını düşündü. ve kesinlikle bu noktada ileri sürülen ve son bir süre için en zorlu hedefi olan macron hakkında bir yaygara yapmaya devam eden solcular - ya da gilets jaunes ve hatta sendikacılar değil. onlar da bunu kesinlikle öngörmemişlerdi. aksine, salgın çin'den yoldayken, çok yakın zamana kadar, bugün, onları kim olursa olsun diskalifiye etmeleri gereken kontrolsüz meclisleri ve gürültülü gösterileri çoğalttılar. ne olduğunu tam olarak ölçerek. doğruyu söylemek gerekirse, fransa'daki hiçbir siyasi güç bu önlemi gerçekten macronya devletinden önce almamıştır.
bu devletin yanında, durum burjuva devletinin açıkça, kamuya açık olarak, bir anlamda burjuvazininkinden daha genel olan hakim çıkarları, gelecekte stratejik olarak korurken, önceliği korumak zorunda olduğu türden bir durumdur. devletin genel biçimini temsil ettiği sınıf çıkarları. başka bir deyişle, konjonktür, devleti, kendisi genel olan bir 'düşmanın' içsel varlığından dolayı, yetkili temsilcisi olduğu sınıfın çıkarını daha genel çıkarlarla birleştirerek durumu yönetmeye zorlar. bu yabancı bir istilacı olabilirken, mevcut durumda sars 2 virüsüdür.
bu tür bir durum (dünya savaşı veya dünya salgını) özellikle siyasi düzeyde “tarafsız” dır. geçmişteki savaşlar, zamanın emperyal güçlerine göre aykırı olarak adlandırılabilecek iki durumda devrimleri tetiklemiştir: rusya ve çin. rusya örneğinde, bunun nedeni çarlık gücünün her anlamda olması ve büyük bir ülkede gerçek bir kapitalizmin doğuşuna potansiyel olarak adapte edilmiş bir güç de dahil olmak üzere uzun zamandır gerici olmasıdır. ve buna karşı, bolşevikler şeklinde, olağanüstü liderler tarafından güçlü bir şekilde yapılandırılmış modern bir politik öncü vardı. çin örneğinde, iç devrimci savaş dünya savaşından önce geldi ve çin komünist partisi 1940 yılında denenmiş ve test edilmiş popüler bir ordunun başındaydı. buna karşılık, hiçbir batı gücünde savaş muzaffer bir devrimi tetiklemedi. 1918'de almanya'da yenilmiş olan ülkede bile, spartakist ayaklanması hızla ezildi.
bundan çıkarılacak ders açıktır: devam eden salgın, fransa gibi bir ülkede kayda değer bir siyasi sonuca sahip olmayacaktır. hatta, burjuvazamızın -yaygın sloganlar varsa inchoum huysuz ve çürük ışığın ışığında- macron'dan kurtulma anının geldiğine inanıyor, ki bu hiçbir şekilde kayda değer herhangi bir değişikliği temsil etmeyecek. 'politik olarak doğru' adaylar, tıpkı iğrenç olduğu kadar eski bir 'milliyetçiliğin' en küflenmiş biçiminin savunucuları gibi zaten kanatlarda bekliyorlar.
bu ülkenin siyasi koşullarında gerçek bir değişiklik isteyenlere gelince, bu salgın aralığından ve hatta -tamamen gerekli- izolasyondan, yeni siyaset figürleri üzerinde, yeni projede çalışmaktan faydalanmalıyız. siyasal alanlar ve komünizmin üçüncü aşamasının buluşunun aşamasından sonra ve uluslar arası deneyimin ilginç ama sonuçta yenilgiye uğramasından sonraki uluslar üstü ilerlemesi üzerine çalışmalıyız.
ayrıca, salgın hastalıklar gibi fenomenlerin kendi başlarına politik olarak yenilikçi bir şey doğrultusunda çalışabileceği her perspektifin katı bir eleştirisinden geçmemiz gerekecek. salgınla ilgili bilimsel verilerin genel aktarımının ötesinde, siyasi bir suçlama sadece hastaneler ve halk sağlığı, okullar ve eşitlikçi eğitim, yaşlıların bakımı ve bu türden diğer sorularla ilgili yeni sorunlar ve mahkumiyetler tarafından yapılacaktır. sadece bunlar muhtemelen mevcut durumun ışık tuttuğu tehlikeli zayıflıkların bilançosuyla ifade edilebilir.
bu arada, birilerinin korkusuzca 'sosyal medya' olarak adlandırılanın -milyarderlerin ceplerinin şişirilmesindeki rollerinin yanı sıra- övünenlerin zihinsel felçinin yayılması için bir yer, kontrolsüz söylentiler, çok eski 'yeniliklerin' keşfi, hatta faşist kararsızlık olduğunu bir kez daha her şeyin üstünde olduğunu göstermesi gerekecek.
bilim tarafından kontrol edilebilen gerçekler ve yeni bir politikanın temel perspektifleri, yerel deneyimleri ve stratejik hedefleri dışında, özellikle ve özellikle izolasyonumuzda güven vermeyelim.”

28 Mart 2020 Cumartesi

Koronavirüs Şüphesiyle Test Yapılan Birinin Anlatımıyla Test Süreci

https://seyler.eksisozluk.com/koronavirus-suphesiyle-test-yapilan-birinin-anlatimiyla-test-sureci


kesilmeyen kuru öksürüğüm, boğaz ağrım, halsizliğim ve öksürükle aynı anda hissettiğim bir göğüs ağrım vardı. yurtdışına giriş çıkış yapmış olan, yabancı ve türk çok sayıda arkadaşım olduğu için koronavirüsten şüphelendim fakat ateşim olmadığı için herhangi bir sağlık kurumunu meşgul etmek istemedim. zaten evden de dışarıya çıkmıyordum. ateşimin yükselmesi ve son 14 gün içerisinde görüştüğüm, şu an yurtdışında olan arkadaşımın da semptomları göstermesi nedeniyle 184'ü aradım. bu noktada yalnızca sizi yönlendiren bir telesekreter kaydı ile karşılaşıyorsunuz. kayıt görüşme sonunda bir sağlık kuruluşuna başvurmamı önerdi.
bulunduğum yerden yürüme mesafesinde 1 özel hastane, yürüme mesafesinden biraz uzakta ise araştırma hastanesi vardı. buralara yürüyerek ya da toplu taşıma ile ulaşmam başkalarına da olası hastalığımı bulaştırmam anlamına geliyordu. kendi aracımı kullanacak gücü ve cesareti de hissedemedim. doktor bir arkadaşımın tavsiyesi ile 112'yi aradım.
112'ye koronavirüs şüphesi ile aradığımı söylediğim an başka bir hatta bağladılar. hattın ucundaki kişi semptomlarımı dinledi, yurt dışı temasım olup olmadığını sordu, ardından hemen bir ambulans yönlendirdiklerini söyledi.
10 dakika gibi kısa bir sürede 112'den geri arandım ve sağlık personelinin eve giriş yapmasının riskli olduğunu, kendi başıma ambulansa kadar gelip gelemeyeceğimi sordular. gelebileceğimi söyleyerek aşağıya indim. ambulanstaki görevlilerin koruyucu giysileri vardı. maskem olmadığı için aşağıya inerken çift katlı ıslak mendilin iki ucunu keserek maske olarak takmıştım. bana ambulansa binmeden maske ve eldiven verdiler. çifter kat olarak takmamı rica ettiler. ambulansın içerisinde damar yolum açıldı ve öyküyü tekrar dinlediler. ambulans siren çalarak ilerliyordu, o an siren sesi ile kendimi çok kötü hissettim fakat virüs şüphesi olan biri ile sağlık çalışanları ne kadar kısa süre kapalı ortamda kalırlarsa bulaş riskininin o kadar azalacağını düşündüm. bu sebeple ambulansın hastaneye en hızlı biçimde gitmesi önem taşıyor.
hastaneye girer girmez izole oda dedikleri, acilin bir bölümünde yer alan odaya alındım. çok geçmeden koruyucu giysilerle bir doktor yanıma geldi, bir kez de o dinledi semptomlarımı. kan örneği, boğaz ve her iki burun deliğimden sürüntü örneği aldı. hastaneye getirilmeden önce parasetamol almıştım fakat ateşim hala yüksekti. ateş düşürücü içeren bir serum bağladı. koruyucu giysileri kullanmak zorunda oldukları için bir ihtiyacım olduğunda yanıma gelmelerinin zaman alacağını fakat seslenmemin yeteceğini söyledi. bu arada çok yoğun ve stres altında çalıştıklarını da eklemeden geçemeyeceğim. odada yalnız başıma 1 saat kadar bekledikten sonra tomografiye alındım. çıkacak sonuca göre karar vereceklerini söylediler.
burada parantez açıyorum; toraks bt yani akciğer için yapılan bilgisayarlı tomografi koronavirüs tanısı için büyük önem taşıyormuş. pnömoninin varlığı ya da yokluğu ilk etapta tanı için belirleyici kriter.
tomografi sonucu gelene kadar izole odada beklemeye devam ettim. bu süreçte serum sayesinde ateşim de düştü fakat öksürüğüm devam ediyordu. ardından bir hemşire geldi ve serumu çıkararak tomografi sonucumun temiz çıktığını, izole odadan çıkabileceğimi söyledi.
okumam ve imzalamam için bir kağıt verdiler. bu kağıtta yapmam gereken şeyler ve evde izlem (karantina) kuralları yazıyordu. tamamını okuyacak halim yoktu ve fotoğrafını çekmek için izin istedim. çok gizli bir belge değil elbette ama paylaşmayı doğru bulmuyorum. zaten yalnızca izlenmesi gereken kurallar yazılıydı ve bunları gerçekleştireceğime dair imzam isteniyordu.
kağıdı imzalamamın ardından covid-19 test sonucunun normalde bir gün içerisinde çıktığını fakat yaşanan yoğunluk nedeniyle 2-3 günü bulabileceğini söyledi. eğer pozitif çıkarsam benimle irtibata geçeceklerini fakat negatif çıkarsam imzaladığım kağıttaki koşulları yerine getirerek evde karantinada kalmam gerektiğini söyledi. test sonucunu e-nabız'da görebileceğimi de ekledi. tomografimin temiz çıkması nedeniyle riskin düştüğünü fakat temiz tomografiye rağmen pozitif test sonucu alabildiklerini; hatta ikinci ya da üçüncü testte pozitif çıkabilen hastaların olduğunu; bu sebeple evde 14 günlük karantinanın büyük önem taşıdığını belirtti. 14 günlük bir rapor da yazdılar benim için.
bu noktaya kadar sorunsuz ve mükemmel işleyen bir süreç var. 112 personeli, hastanedeki doktor ve hemşireler kendi hayatlarını riske atarak çalışıyorlar ve takdiri hak ediyorlar. tüm yoğunluklarına rağmen çok ilgili ve olması gerektiği gibi ilişki kuruyorlar hastalarla. sağlık bakanlığının da bu sistemi ve prosedürleri çok güzel oturtmuş olduğunu düşünüyorum. katkısı olan herkese çok teşekkürler.
fakat belki burayı okuyan bir yetkili olur diye birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum. hastaneye ambulansla gelmeme ve henüz test sonucumun belli olmamasına rağmen yürüyerek ve tek başıma hastaneden ayrıldım. yalnızca eldiven ve maskem vardı. üzerimde büyük bir sorumluluk hissettiğim için oldukça uzun olan hastane ile ev arasındaki mesafeyi tüm bitkinliğime rağmen, hava soğuk ve üzerimdeki giysilerimin kalın olmamasına rağmen, yolda fenalaşmayı da göze alarak yürüdüm, toplu taşıma ya da taksiye binmedim. kimseye temas etmeden ve yaklaşmadan eve geldim. bu noktada benim gibi şüpheliler için hasteneden eve ulaşım konusunda bir çözüm düşünülebilir. çünkü herkesin benim kadar duyarlı davranacağını düşünmüyorum.
diğer nokta, biraz kendime gelip e-nabız'a baktığımda alınan kan örneğinde hemoliz değerinin yüksek olduğunu gördüm. doktor, koruyucu kıyafet ile kanımı aldığı için bu da normal karşılanabilir bir durum bence. fakat en azından bu sonuç çıkana kadar hastalar bekletilip, gerek görülürse tekrar kanları alınabilir. koronavirüs teşhisi konusunda kanın büyük bir önemi var mı, bilmiyorum gerçi.
son olarak yine kendimi iyi hissettikten sonra imzalamış olduğum kağıdın fotoğrafına baktım. koronavirüs teşhisi koyulan biri ile ya da yurt dışından gelen biri ile temasa geçmiş kişilere imzalatılan bir belge. "herhangi bir semptom göstermediğim" şeklinde bir ifade var. açıkcası bu durumda herhangi bir art niyet olmadığını düşünüyorum. bu kadar stres ve yoğun çalışma altında doktorların en son düşüneceği şeylerden biri de evrak belge işleridir sanıyorum ki. bu sebeple benim durumumdaki kişiler için özel bir belge bulunmuyor ve herkese imzalattıkları aynı izlem belgesini bana da imzalattılar sanırım. çünkü hastaneden ayrılırken semptomların en az 3'üne sahiptim. bu noktada da sağlık bakanlığı farlı koşullardaki farklı şüpheli ya da hastalar için farklı belgeler düzenleyebilir. bu işin bürokratik kısmı ve şu an için bana sorarsanız çok da elzem değil. yine de hukuki bir boşluk doğurabileceği için ihmal edilmemeli.
gelelim test sonucuna. test girdisi e-nabız'da gözükmediği ve kanda hemoliz olduğu için 184'ü aradım ve durumuma dair kayıt oluşturdular. aynı günün akşamı yani 1-1,5 gün içerisinde e-nabız'dan test sonucumu negatif olarak görebildim.
süreç bu şekilde ilerliyor. lütfen ciddi şüpheleriniz yoksa hastaneleri meşgul etmeyin ve şunu unutmayın; gereksiz yere hastane ortamında bulunarak da virüsü kapabilirsiniz.
bir diğer nokta da; hala ateşim ve değişen şiddette öksürüğüm, boğaz ağrım var. çok halsiz ve bitkinim. tat ve koku alma duyularım zayıf fakat balgam, burun akıntısı yok. ateşim parasetamol alınca iniyor ve nefes almada güçlük çekmiyorum. test sonucu açıkcası içimi rahatlatmadı. sağlık bakanı kendisi de ilk testte negatif çıkan fakat sonra pozitif görülen hastalar olduğunu belirtti. ancak nefes darlığım olmadığı ya da dayanılmaz bir semptom göstermediğim müddetçe yaşadığım hastalık her ne ise evde atlatacağım. bir kez daha kendimi ve hastaneye ulaşırken ya da hastanedeyken başkalarını riske atmak istemiyorum. evdekilerle minimum etkileşim kuruyorum ve asla dışarı çıkmıyorum. bu arada 28 yaşındayım.
ek olarak; bu durum bir pandemi hali ve hepimize düşen görev ve sorumluluklar var. kendimizden önce sevdiklerimizi ve yaşadığımız toplumu düşünmek zorundayız. çünkü toplum varsa biz varız. bu süreçte kurumlar ya da kişiler hata yapabilirler. mükemmel bir işleyişle karşılaşmayabiliriz. siyaset en son düşüneceğimiz şey olmalı. dediğim gibi, şu an içerisinde bulunduğumuz durumun olağanüstü bir durum, bir pandemi olduğunun farkında olarak ve kendimizden önce toplumsal çıkarı gözeterek hareket etmeliyiz.
umarım bilgilendirici olabilmişimdir. bu süreci bilmemek beni test olmadan önce oldukça tedirgin etmişti. umarım en azından okuyan bir kişiye bu açıdan faydalı olabilmişimdir.